Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), küresel gıda fiyatlarının temmuz ayında son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştığını açıkladı. Örgütün Cuma günü yayımladığı verilere göre, olumsuz hava koşulları ile Basra Körfezi ve Karadeniz bölgelerindeki savaş ve gerginlikler emtia piyasalarını destekleyerek fiyatları yukarı çekti. FAO Gıda Fiyat Endeksi, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 1,2 artışla ortalama 120,8 puana yükseldi. Bu, Mart 2022'den bu yana en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti.
Fiyat artışlarının arka planı
FAO'nun raporuna göre, fiyat artışlarında özellikle tahıl, bitkisel yağ ve şeker fiyatlarındaki yükseliş etkili oldu. Tahıl fiyatları, buğday ve mısır başta olmak üzere temmuzda yüzde 1,9 artarken, bitkisel yağlarda yaşanan yüzde 1,3'lük artış da endeksin yükselmesine katkı sağladı. Şeker fiyatları ise yüzde 0,8 artış gösterdi. Raporda, güney Avrupa, Kuzey Afrika ve bazı Asya bölgelerinde etkili olan aşırı sıcakların ve kuraklığın verim kayıplarına yol açtığı, bunun da arz endişelerini artırdığı belirtildi.
Öte yandan, Karadeniz'deki çatışmaların sürdüğü Ukrayna ve Rusya, küresel buğday ve ayçiçeği yağı ihracatında kritik role sahip. Rusya'nın tahıl koridoru anlaşmasından çekilmesi ve Ukrayna limanlarına yönelik saldırılarda artış yaşanması, buğday fiyatlarını yukarı yönlü baskıladı. Aynı şekilde, Basra Körfezi'nde İsrail ile İran arasındaki gerginliğin tırmanması, bölgeden geçen enerji ve gıda sevkiyatlarının güvenliğine ilişkin endişeleri artırdı. Bu durum, nakliye sigortaları ve maliyetlerinin yükselmesine neden olarak genel fiyat seviyesini etkiledi.
Küresel etki ve gıda güvenliği
Küresel gıda fiyatlarındaki bu artış, özellikle gelişmekte olan ülkelerde gıda enflasyonunu tetikleyerek gıda güvenliği endişelerini derinleştiriyor. Dünya Bankası verilerine göre, düşük gelirli ülkelerde gıda harcamalarının toplam tüketim içindeki payı yüzde 40-50'lere ulaşıyor. FAO, 2023 yılı boyunca küresel gıda fiyatlarının düşüş eğiliminde olduğunu ancak son aylarda jeopolitik riskler ve iklim koşulları nedeniyle yeniden yükselişe geçtiğini vurguluyor. Uzmanlar, El Nino'nun etkisiyle önümüzdeki aylarda bazı bölgelerde kuraklık riskinin sürebileceğini, bu durumun tarımsal üretimi olumsuz etkileyebileceğini ifade ediyor.
Öte yandan, Hindistan'ın pirinç ihracatına getirdiği kısıtlamalar ve bazı ülkelerin korumacı ticaret politikaları, küresel gıda arzında belirsizlikleri artıran faktörler arasında. FAO, gıda fiyatlarındaki dalgalanmanın özellikle ithalata bağımlı ülkelerde dış ticaret açıklarını büyütebileceği uyarısında bulunuyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) da gıda enflasyonunun gelişmekte olan ülkelerde sosyal huzursuzluklara yol açabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel gıda fiyatlarındaki artış, Türkiye gibi gıda ve enerji ithalatına yüksek oranda bağımlı ülkeleri doğrudan etkiliyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'nin gıda enflasyonu son yıllarda dalgalı bir seyir izliyor; küresel fiyat artışları, iç piyasada fiyat istikrarını bozuyor. Ayrıca, Türkiye'nin tarım sektöründe ithal girdi kullanımının yüksek olması, dünya fiyatlarındaki yükselişin üretim maliyetlerine yansımasına neden oluyor. Türkiye, Ukrayna tahıl koridorunun yeniden tesisi ve gıda güvenliği konusundaki diplomatik çabalarıyla küresel gıda krizinde arabulucu rolü üstlenirken, bu tür krizlerin sürdürülebilir çözümler gerektirdiğini gösteriyor. Türkiye'nin tarımsal verimliliği artırması ve arz güvenliğini sağlaması, küresel fiyat dalgalanmalarına karşı ekonomik dayanıklılığını güçlendirecektir.