Birleşmiş Milletler, işgal altındaki Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinde faaliyet gösteren şirketlerin listesini güncellediğini açıkladı. İsrail yönetimi, söz konusu veri tabanını 'siyasi bir araç' ve 'karalama kampanyası' olarak nitelendirerek sert tepki gösterdi. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından hazırlanan liste, yerleşimlerle ticari bağlantısı olan uluslararası şirketleri kapsıyor.
Güncellenen Liste ve İsrail'in Tepkisi
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), 2020'de ilk kez yayımladığı ve o tarihten bu yana düzenli olarak güncellediği veri tabanının yeni versiyonunu kamuoyuyla paylaştı. Liste, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan İsrail yerleşim birimlerinde iş yapan veya bu bölgelerle ekonomik ilişkisi olduğu belirlenen şirketleri içeriyor. OHCHR sözcüsü, güncellemenin rutin bir prosedür olduğunu ve insan hakları konseyinin ilgili kararları doğrultusunda hazırlandığını belirtti.
İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, liste 'siyasi motivasyonlu' olarak tanımlandı ve 'İsrail'e karşı yürütülen karalama kampanyasının bir parçası' olduğu savunuldu. Açıklamada, BM'nin bu tür girişimlerinin barış sürecine zarar verdiği ve doğrudan müzakereleri baltaladığı ifade edildi. İsrail, listede yer alan şirketlere yönelik herhangi bir yaptırımın kabul edilemez olduğunu vurguladı.
BM yetkilileri ise listenin bir yasaklama veya yaptırım listesi olmadığını, yalnızca şeffaflık amacı taşıdığını ve üye ülkelere bilgi sağlamak için hazırlandığını kaydetti. Öte yandan, listede yer alan bazı uluslararası şirketlerin geçmişte bu tür veri tabanlarına dahil edilmekten duydukları rahatsızlığı dile getirdikleri biliniyor. İnsan hakları örgütleri ise listeyi memnuniyetle karşılayarak, yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve şirketlerin bu konuda sorumluluk taşıması gerektiğini savunuyor.
Uluslararası Hukuk ve Yerleşimlerin Statüsü
İsrail'in 1967 Altı Gün Savaşı'nın ardından işgal ettiği Batı Şeria'da inşa ettiği yerleşimler, uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail'in işgal altındaki topraklardaki yerleşim faaliyetlerini 'uluslararası hukukun açık ihlali' olarak tanımlıyor. Buna rağmen İsrail, yerleşimleri meşru güvenlik ve tarihsel haklar temelinde savunuyor ve BM kararlarını bağlayıcı bulmuyor.
BM İnsan Hakları Konseyi, 2016'da aldığı bir kararla, yerleşimlerle iş yapan şirketlerin bir veri tabanında toplanmasını talep etmişti. İlk liste 2020'de yayımlandığında 112 şirket yer alıyordu; ancak zaman içinde bazı şirketler listeden çıkarıldı veya eklendi. Güncellenen son liste ile birlikte toplam şirket sayısının 100'ün üzerinde olduğu belirtiliyor. Listede uluslararası bankalar, inşaat firmaları, teknoloji şirketleri ve perakende zincirleri gibi farklı sektörlerden isimler bulunuyor.
ABD yönetimi, BM'nin bu tür girişimlerine mesafeli yaklaşıyor. Eski Başkan Donald Trump döneminde atılan adımlarla İsrail yerleşimlerine yönelik eleştiriler yumuşatılmış, hatta bazı yerleşimler fiilen tanınmıştı. Mevcut Başkan Joe Biden yönetimi ise yerleşim faaliyetlerini 'barışa engel' olarak nitelendirmekle birlikte, BM listesine doğrudan destek vermiyor ve konuyu ikili diplomasi kanallarında ele almayı tercih ediyor. Avrupa Birliği ise listeyi dikkate aldığını ve şirketlere yönelik risk uyarılarını sürdürdüğünü açıklamış durumda.
Şirketler Üzerindeki Etkiler ve Tepkiler
BM listesinde adı geçen şirketler, itibarlarına zarar gelmemesi için çeşitli önlemler alıyor. Bazı şirketler yerleşimlerdeki faaliyetlerini sonlandırdığını duyururken, bazıları da listeye dahil edilmenin haksız olduğunu savunarak itiraz ediyor. Örneğin, uluslararası bir banka, yerleşimlerde doğrudan şubesi olmadığını ancak bölgedeki genel operasyonları nedeniyle listede yer aldığını belirtti. Bir diğer inşaat firması ise projelerinin uluslararası hukuka uygun olduğunu iddia etti.
İnsan hakları örgütleri, listenin şirketler üzerinde caydırıcı bir etki yarattığını ve bazı firmaların yerleşimlerden çekilmesine yol açtığını öne sürüyor. Buna karşılık İsrail yanlısı gruplar, listenin şirketleri haksız yere hedef aldığını ve İsrail'e karşı ekonomik baskı amacı taşıdığını savunuyor. BM ise listeyi bir 'araç' olarak değil, bir 'bilgi kaynağı' olarak tanımlıyor ve üye ülkelerin egemenlik haklarına saygı duyulduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerini uzun süredir uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve iki devletli çözümü savunuyor. BM'nin güncellenen listesi, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği teyit eden bir gelişme olarak öne çıkıyor. Ankara, bu tür girişimleri Filistin halkının haklarının korunması ve İsrail'in hesap verebilirliği açısından önemli görüyor. Öte yandan, listede Türk şirketlerinin bulunup bulunmadığı henüz net değil; ancak Türkiye, uluslararası platformlarda yerleşimlerle iş yapan şirketlere yönelik baskıların artırılması çağrısını sürdürüyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel diplomatik çabalarını ve Filistin yanlısı duruşunu güçlendirebilir. Ayrıca, İsrail ile normalleşme sürecinde olan bazı bölge ülkeleri üzerinde de dolaylı bir etki yaratabilir.