Birleşmiş Milletler, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyine yönelik kara harekâtının ardından tüm taraflara ateşkese saygı çağrısında bulundu. Bu gelişme, ABD ile İran arasında yürütülen barış görüşmelerini rayından çıkarma riski taşıyor. İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine hava saldırıları düzenlemesi, Hizbullah'ın Hayfa bölgesine yönelik füze saldırılarına misilleme olarak gerçekleşti. İran ise Lübnan sınırındaki gerilimi fırsat bilerek İsrail aleyhine yeni cepheler açma tehdidinde bulundu.
Gelişmenin arka planı
İsrail Savunma Kuvvetleri, Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyindeki yerleşim birimlerine yönelik saldırılarına karşılık olarak Lübnan topraklarında sınırlı kara operasyonu başlattığını duyurdu. Operasyon kapsamında İsrail savaş uçakları, Beyrut'un güneyinde Hizbullah'a ait olduğu belirtilen hedefleri vurdu. Hava saldırılarında en az 12 kişinin hayatını kaybettiği, 50'den fazla kişinin yaralandığı bildirildi. Hizbullah ise misilleme olarak Hayfa ve çevresine onlarca roket fırlattı. İsrail füze savunma sistemleri saldırıların büyük kısmını etkisiz hale getirirken, bazı roketlerin yerleşim alanlarına düştüğü ve maddi hasara yol açtığı belirtildi. Lübnan hükümeti, egemenliğinin ihlal edildiğini belirterek acil BM Güvenlik Konseyi toplantısı talep etti.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, yaptığı yazılı açıklamada, taraflara itidal çağrısında bulunarak 2006'daki ateşkes anlaşmasına uyulması gerektiğini vurguladı. Guterres, "Bölgesel bir savaşın eşiğindeyiz. Tüm aktörler gerilimi düşürmek için ellerinden geleni yapmalı" ifadelerini kullandı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise İsrail'in meşru müdafaa hakkını desteklediğini ancak çatışmanın yayılmasının kimseye fayda sağlamayacağını belirtti. Washington, Tahran'la devam eden nükleer müzakerelerin bu gerilimden etkilenmemesi için yoğun diplomatik trafik yürütüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın Lübnan sahasında yeni cepheler açma tehdidi, bölgesel savaş riskini artırıyor. Tahran yönetimi, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına paralel olarak Lübnan'da da geniş çaplı bir çatışma çıkması halinde, İsrail'i iki cephede birden savaşmaya zorlayabileceğini hesaplıyor. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, "Direniş ekseni Lübnan'da yalnız bırakılmayacak. Gerekirse yeni cepheler açılacaktır" dedi. Analistler, Libya, Yemen ve Suriye'deki vekil güçlerin de bu çatışmaya dahil olabileceği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, yaşanan gelişmeler Doğu Akdeniz'deki enerji dengelerini de etkiliyor. İsrail-Lübnan deniz sınırı anlaşmazlığı ve Doğu Akdeniz'deki doğalgaz yatakları, taraflar arasındaki gerilimin bir diğer boyutunu oluşturuyor. Türkiye, bölgede istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Ankara, İsrail-Filistin çatışmasının Lübnan'a sıçramasının bölgesel güvenliği tehdit edeceğini ve tüm tarafların itidalli olması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir kriz alanı yaratma potansiyeli taşıyor. İsrail-Lübnan çatışmasının tırmanması, Suriye'deki istikrarsızlığı derinleştirebilir ve Türkiye'ye yönelik göç dalgalarını tetikleyebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği ve deniz yetki alanları tartışmalarıyla bağlantılı olarak Türkiye'nin çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Ankara, hem İsrail hem de Lübnan'la ilişkilerini dengelemeye çalışırken, bölgedeki tansiyonun düşürülmesi için diplomatik kanalları açık tutmayı hedefliyor. İran'ın yeni cephe tehditleri, Türkiye'nin güvenlik politikalarını da yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir.