Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail'in Güney Lübnan'dan derhal çekilmesi çağrısında bulundu. Acil toplanan konsey, İsrail'in Beyrut'un güneyini vurma tehdidinin ardından bölgede tırmanan gerilimi ele aldı. Toplantının hemen ardından ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ve Lübnanlı Hizbullah örgütü arasında karşılıklı saldırmama konusunda bir mutabakata varıldığını açıkladı. Ancak bu mutabakatın yazılı bir anlaşma mı yoksa sözlü bir anlayış mı olduğu netlik kazanmadı.
Gelişmenin Arka Planı
BM Güvenlik Konseyi'nin acil toplantısı, İsrail ordusunun geçtiğimiz hafta Lübnan sınırındaki askeri yığınağını artırması ve Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen mevzileri hedef alan hava saldırıları düzenlemesi üzerine gerçekleşti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce yaptığı bir açıklamada, ülkesinin kuzey sınırında barışı sağlamak için gerekirse daha geniş çaplı bir operasyon başlatabileceklerini söylemişti. Bu tehditler, özellikle Beyrut'un güney banliyölerinde paniğe yol açtı; bölge halkı evlerini terk etmeye başladı.
BM Güvenlik Konseyi toplantısında, İsrail'in 2006 tarihli 1701 sayılı BM Kararı'nı ihlal ettiği vurgulandı. Söz konusu karar, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesini ve Litani Nehri'nin güneyinde Hizbullah dışında hiçbir silahlı grubun bulunmamasını öngörüyor. Konsey üyeleri, İsrail'in bu kararı hiçe sayarak Lübnan topraklarında askeri varlığını sürdürmesinin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump yönetiminin arabuluculuğunda varıldığı iddia edilen mutabakat, bölgede kısa vadeli bir sükunet sağlasa da uzun vadeli bir çözümün önündeki engeller devam ediyor. İsrail ve Hizbullah arasında 2006 savaşından bu yana zaman zaman alevlenen çatışmalar, son dönemde Suriye iç savaşının yayılması ve İran'ın bölgedeki artan nüfuzuyla daha karmaşık bir hal aldı. Hizbullah, İran'ın desteğiyle Lübnan'da hem siyasi hem de askeri olarak güçlenirken, İsrail bu durumu varoluşsal bir tehdit olarak görüyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin çağrısı, İsrail'in geri adım atması için uluslararası baskıyı artırsa da ABD'nin veto yetkisi konseyin etkinliğini sınırlıyor. Trump'ın açıklaması, aslında ABD'nin İsrail'e tam destek verdiğini ve BM kararlarını uygulamak için bir zorlama mekanizması düşünmediğini ortaya koyuyor. Bu durum, bölgede kalıcı bir barışın sağlanmasının zor olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki istikrarsızlığın Doğu Akdeniz'deki güvenlik dengelerini doğrudan etkilediğinin farkındadır. İsrail-Hizbullah çatışmasının tırmanması, Türkiye'nin enerji projeleri ve deniz yetki alanları üzerinde risk oluşturabilir. Ayrıca bölgedeki savaş ortamı, Suriye'den Türkiye'ye yönelik yeni göç dalgalarını tetikleyebilir. Türkiye, BM kararlarına dayalı bir çözümü desteklemekte ve taraflar arasında diyaloğu teşvik etmektedir. Ancak Ankara'nın bu süreçte doğrudan bir rol üstlenmesi, ancak tüm bölgesel aktörlerin dahil olduğu kapsamlı bir barış girişimiyle mümkün görünmektedir.