Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Tuerk, İran'ın 19 Mart'tan bu yana ulusal güvenlikle ilgili suçlamalardan en az 56 kişiyi idam ettiğini, bu infazlardan 27'sinin yıl başında ülkede yaşanan protestolarla bağlantılı olduğunu açıkladı. Cenevre'de yaptığı açıklamada Tuerk, Tahran yönetiminin adalet sistemini "sistematik bir şekilde" protestoculara karşı kullandığını belirterek, infazların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı.
Protestolara Katılanların İnfazı Uluslararası Tepki Çekiyor
Volker Tuerk, yaptığı yazılı açıklamada, İran'da 19 Mart'tan bu yana gerçekleştirilen idamların birçoğunun, 2022 yılının sonlarında başlayan ve 2023'ün ilk aylarında devam eden hükümet karşıtı protestolarla bağlantılı olduğunu ifade etti. Bu infazların, protestolara katılanların yanı sıra, protestoları desteklediği düşünülen kişileri de kapsadığını belirten Tuerk, "İran makamları, ulusal güvenlik gerekçesiyle yargılanan kişilere yönelik infazları artırdı. Bu durum, adaletin ciddi şekilde suiistimal edildiğini gösteriyor" dedi.
BM raporlarına göre, idam edilenler arasında 27 kişinin, Mahsa Amini'nin gözaltında ölümünün ardından başlayan protestolara katıldıkları için mahkum edildikleri belirtiliyor. Bu kişilerin yargılanma süreçlerinin de uluslararası standartlara uygun olmadığı, avukat erişiminin sınırlandığı ve işkence altında ifade alındığı iddia ediliyor. İnsan hakları örgütleri, İran'daki idamların sayısının resmi rakamların çok üzerinde olduğunu ve birçok infazın gizlice gerçekleştirildiğini belirtiyor.
İran'ın İnfaz Politikası Uluslararası Toplumun Gündeminde
İran, dünyada en çok idam cezası uygulayan ülkelerden biri olarak biliniyor. BM verilerine göre, 2023 yılında İran'da en az 400 kişi idam edildi. Bu rakam, nüfusa oranla dünyadaki en yüksek infaz oranlarından birini oluşturuyor. İdam cezalarının çoğu, uyuşturucu kaçakçılığı, cinayet ve ulusal güvenlik suçlamalarıyla veriliyor. Ancak son dönemde özellikle protestolara katılanlara yönelik infazlar, uluslararası toplumun tepkisini çekiyor.
Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşmiş Milletler, İran yönetimini defalarca idam cezalarına son vermeye çağırdı. Ancak Tahran yönetimi, bu eleştirilere rağmen infaz politikasını sürdürüyor. İran yargı erki, idam cezalarının ülkenin iç güvenliğini sağlamak için gerekli olduğunu savunuyor. Bu durum, uluslararası toplum ile İran arasındaki gerilimi artırıyor.
İran'daki infazlar, özellikle Batı ülkeleri tarafından insan hakları ihlali olarak değerlendiriliyor. ABD, İran'a yönelik yaptırımlarını bu gerekçelerle sıkılaştırırken, AB ise insan hakları ihlallerine karşı tedbirler alıyor. BM İnsan Hakları Konseyi, İran'ın insan hakları karnesini yakından takip ediyor ve ülkeye özel raportör atanması kararı aldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki bu gelişmeler, Türkiye'nin komşusu olan bir ülkede yaşanan insan hakları ihlallerinin boyutunu gözler önüne seriyor. Türkiye, İran ile tarihsel ve kültürel bağlara sahip olmakla birlikte, insan hakları konusundaki duyarlılığı nedeniyle bu tür uygulamaları endişeyle izlemektedir. Bölgesel istikrar açısından değerlendirildiğinde, İran'daki iç huzursuzlukların sınır ötesine yansıma riski bulunmaktadır. Ayrıca, İran'daki infazların uluslararası toplumda yarattığı tepki, Türkiye'nin Batı ile olan ilişkilerinde de dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, insan hakları konusundaki ilkelerini koruyarak, bölgesel diyaloğun sürdürülmesinden yana bir tutum sergilemektedir.