Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Nikaragua hükümetinin seçimleri kaldırma kararını sert bir dille kınadı. Komiser, ülkede giderek artan baskıcı uygulamaların endişe verici boyutlara ulaştığını belirterek, özgürlüklerin ve hukukun üstünlüğünün bir an önce yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguladı. Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega yönetiminin, muhalefeti susturmak ve demokratik kurumları zayıflatmak amacıyla anayasal değişikliklere gittiği belirtiliyor.
Seçimlerin kaldırılması ve artan baskı
Nikaragua Ulusal Meclisi, Devlet Başkanı Daniel Ortega'nın talimatıyla yapılan bir oylamada, ülkedeki tüm seçimlerin kaldırılmasına karar verdi. Bu karar, ülkenin demokratik süreçlerine ağır bir darbe olarak değerlendiriliyor. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nden yapılan açıklamada, seçimlerin kaldırılmasının halkın iradesini ifade etme hakkını ortadan kaldırdığı ve sivil toplum örgütleri ile muhalefet partilerinin faaliyetlerini neredeyse imkânsız hale getirdiği ifade edildi. Volker Türk, yaptığı yazılı açıklamada, Nikaragua'da gazetecilere, aktivistlere ve siyasi muhaliflere yönelik keyfi gözaltıların, işkence iddialarının ve adil olmayan yargılamaların arttığını kaydetti.
Ülkede 2018 yılından bu yana süren protesto dalgası, hükümetin sert müdahalesiyle karşılaşmıştı. Ortega yönetimi, muhalefeti 'darbe girişimi' ve 'terör' ile suçlayarak binlerce kişiyi gözaltına almıştı. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, Nikaragua'da insan hakları ihlallerinin sistematik hale geldiğini rapor ediyor. BM raporlarına göre, 2021 yılından bu yana 200'den fazla siyasi mahkum bulunuyor ve muhalefet partilerinin çoğu kapatılmış durumda.
Bölgesel ve küresel boyut
Nikaragua'daki bu gelişmeler, Orta Amerika bölgesinde demokrasi ve insan hakları açısından endişe verici bir tablo çiziyor. Birçok Latin Amerika ülkesi, Nikaragua'ya yönelik eleştirilerini dile getirirken, ABD ve Avrupa Birliği yaptırım kararları almış durumda. ABD, Ortega yönetimine yakın isimlere vize yasağı ve mal varlığı dondurma cezaları uygularken, AB de seçimlerin kaldırılmasını kınayan açıklamalar yayımladı. Öte yandan, Rusya ve Çin, Nikaragua hükümetine verdikleri desteği sürdürüyor. Bu durum, bölgede artan jeopolitik rekabetin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nikaragua'daki bu gelişmelerin Türkiye'ye doğrudan bir etkisi bulunmamakla birlikte, küresel insan hakları normlarının aşındırılması, uluslararası sistemin istikrarı açısından kaygı vericidir. Türkiye, Latin Amerika'da artan otoriterleşme eğilimlerine karşı demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerini destekleyen bir pozisyon benimsemektedir. Bu tür gelişmeler, Türkiye'nin bölge ülkeleriyle olan diplomatik ilişkilerinde dikkate alması gereken bir unsur olarak öne çıkıyor. Ayrıca, BM ve diğer uluslararası platformlarda insan hakları savunuculuğu yapan Türkiye'nin, bu tür ihlallere karşı net bir duruş sergilemesi beklenebilir.