Birleşmiş Milletler (BM), Yemen'deki barış anlaşması kapsamında Hürmüz Boğazı'nda uygulanması planlanan gemi tahliye planını askıya aldı. Karar, Umman kıyıları açıklarında bir konteyner gemisine 11 Nisan 2025'te düzenlenen saldırının ardından geldi. ABD'li bir yetkili, saldırıdan İran'ın sorumlu olduğunu belirtti. Olay, bölgedeki diplomatik çabaları ve ticaret yollarının güvenliğini yeniden gündeme taşıdı.
Gelişmenin arka planı
BM'nin Hürmüz Boğazı'ndaki gemi tahliye planı, Yemen'deki çatışmaların ardından bölgede seyreden ticari gemilerin güvenliğini sağlamak amacıyla oluşturulmuştu. Plan, Yemen'deki savaşan taraflar arasında varılan ateşkes anlaşmasının bir parçası olarak BM koordinasyonunda yürütülüyordu. Ancak, 11 Nisan'da bir konteyner gemisinin vurulması, planın uygulanmasını imkansız hale getirdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, saldırıda İran yapımı bir insansız hava aracının kullanıldığı iddia edildi. İran ise bu suçlamaları reddederek, bölgedeki ABD varlığını istikrarsızlık kaynağı olarak nitelendirdi.
BM yetkilileri, güvenlik endişeleri nedeniyle tahliye planının süresiz olarak durdurulduğunu duyurdu. Bu durum, özellikle Yemen'den tahliye edilmeyi bekleyen yüzlerce sivilin mağdur olmasına yol açtı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), alternatif tahliye yolları arayışında olduklarını ancak şu an için güvenli bir seçenek bulunmadığını belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapıyor. Bölgedeki herhangi bir güvenlik tehdidi, küresel enerji fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Saldırının ardından petrol fiyatlarında yüzde 2 oranında artış yaşandı. Uzmanlar, BM planının askıya alınmasının, bölgedeki ticaret sigorta primlerini yükselteceğini ve bazı nakliye şirketlerinin alternatif rotalara yönelmesine neden olabileceğini ifade ediyor.
ABD ve İran arasındaki gerilim, Yemen'deki barış sürecini de olumsuz etkiliyor. İran destekli Husiler, barış anlaşmasının bazı maddelerine uymamakla suçlanıyor. Öte yandan, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, Husilere karşı hava saldırılarını sürdürüyor. BM, tarafları ateşkese uymaya çağırırken, uluslararası toplum da bölgede gerilimi düşürmek için diplomatik girişimlerini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden karşılıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, arz güvenliğini tehdit edebilir ve enerji fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye'nin cari açığına olumsuz yansıyabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Yemen'deki diplomatik girişimleri ve Katar ile olan yakın ilişkileri, bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmesini gerektiriyor. BM'nin tahliye planının durması, Türkiye'nin insani yardım çabalarını da sekteye uğratabilir.