Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 5 Eylül 2025 tarihinde genel sekreterlik seçimi için ikinci gayri resmi oylamayı gerçekleştirdi. Güvenlik Konseyi'nin 15 üyesinin katılımıyla yapılan oylamada, adayların aldıkları destek ve itirazlar ortaya çıktı. Bu oylama, resmi seçim öncesinde adayların durumunu belirlemek ve olası bir uzlaşmayı test etmek amacıyla düzenleniyor.
Gelişmenin arka planı
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in görev süresi 2026 yılında sona erecek. Bu nedenle, yeni genel sekreterin belirlenmesi süreci başlamış durumda. Genel Sekreterlik için adaylar arasında eski diplomatlar, hükümet yetkilileri ve uluslararası kuruluşların liderleri yer alıyor. İlk gayri resmi oylama Temmuz ayında yapılmıştı. İkinci oylamada, adayların aldıkları oy sayıları ve itiraz sayıları açıklandı. Oylamada, her üye ülkenin adaylara 'teşvik', 'cesaret kır' veya 'itiraz' şeklinde oy kullandığı belirtildi.
Diplomatik kaynaklara göre, ikinci oylamada öne çıkan adaylar arasında, Asya-Pasifik bölgesinden gelen adayların güçlü destek aldığı görülüyor. Özellikle, kadın adaylara yönelik desteğin arttığı ve bölgesel denge unsurunun önem kazandığı ifade ediliyor. Ancak, hiçbir adayın henüz yeterli çoğunluğu sağlayamadığı, bu nedenle sürecin devam edeceği belirtiliyor.
Genel Sekreterlik seçimi, BM Güvenlik Konseyi'nin tavsiyesi ve Genel Kurul'un onayı ile gerçekleşiyor. Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri olan ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere'nin veto hakkı bulunuyor. Bu nedenle, adayların bu ülkelerin desteğini alması kritik önem taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
BM Genel Sekreterliği, uluslararası toplumun en üst düzey diplomatik görevi olarak kabul ediliyor. Bu göreve seçilecek kişinin, küresel krizlerin çözümünde arabuluculuk yapması, uluslararası barış ve güvenliği sağlaması ve kalkınma hedeflerini desteklemesi bekleniyor. Bu nedenle, seçim süreci sadece BM üyelerini değil, tüm dünyayı ilgilendiriyor.
Asya-Pasifik bölgesi, son yıllarda küresel ekonomideki yükselişi ve jeopolitik önemi nedeniyle dikkat çekiyor. Bu bölgeden bir adayın genel sekreter olması, bölgenin uluslararası arenadaki etkisini artırabilir. Öte yandan, Doğu Avrupa ve Latin Amerika'dan da adaylar bulunuyor. Bölgesel grupların kendi adaylarını desteklemesi, seçim sürecinde pazarlıkların yoğunlaşmasına neden oluyor.
BM Genel Sekreterliği seçim süreci, üye ülkelerin çıkar çatışmalarını ve ittifaklarını yansıtan bir müzakere süreci olarak öne çıkıyor. Adayların, küresel iklim değişikliği, göç, terörle mücadele ve ekonomik eşitsizlik gibi konulardaki tutumları da değerlendiriliyor. Bu nedenle, seçim sonucu, uluslararası gündemin geleceğini de şekillendirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM Genel Sekreterliği seçimi, Türkiye'nin dış politika öncelikleri açısından da önem taşıyor. Türkiye, BM'de reform yapılması ve daha adil bir temsil sağlanması yönündeki çağrılarını sürdürüyor. Seçilecek genel sekreterin, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin sorunlarına duyarlı olması ve uluslararası sistemde reforma açık olması bekleniyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz ve Suriye krizi gibi bölgesel konularda Türkiye'nin tezlerine yakın duran bir genel sekreterin işbirliği daha kolay olabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin seçim sürecini yakından takip ettiği ve adaylarla temaslarını sürdürdüğü biliniyor.