Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Afrika'nın gerçek boyutunu yansıtan yeni bir dünya haritasının kullanılmasını destekleyen kararı onayladı. Togo öncülüğünde sunulan karar, 16. yüzyıldan kalma Mercator projeksiyonunun Afrika kıtasını olduğundan küçük göstermesine karşı yürütülen küresel kampanyanın bir parçası. Oylamada ABD tek karşı oyu kullanırken, karar ezici çoğunlukla kabul edildi. Bu gelişme, Afrika ülkelerinin haritacılık ve eğitim alanında sömürgecilik sonrası dönemde yürüttüğü en somut adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Mercator'un Çarpıtması ve Afrika'nın Mücadelesi
Flaman haritacı Gerardus Mercator tarafından 1569'da geliştirilen ve denizcilikte yön bulmayı kolaylaştıran Mercator projeksiyonu, kutuplara yakın bölgeleri olduğundan büyük, ekvatora yakın bölgeleri ise olduğundan küçük gösteriyor. Bu nedenle Afrika, gerçek yüzölçümüne kıyasla haritalarda çok daha küçük görünüyor. Gerçekte Afrika kıtası, ABD, Çin, Hindistan, Japonya ve Avrupa'nın büyük bölümünü içine alabilecek büyüklükte. Togo ve diğer Afrika ülkeleri yıllardır bu algıyı değiştirmek için çaba harcıyor.
Togo liderliğindeki BM girişimi, Afrika Birliği'nin yeni bir harita kullanma çağrısını uluslararası platforma taşıdı. Karar metninde, Mercator haritasının Afrika'nın tarihsel ve kültürel algısını olumsuz etkilediği vurgulanıyor. Togo, yıl sonuna kadar okullarda Equal Earth adı verilen ve kıtaların gerçek boyutlarını daha doğru yansıtan haritayı kullanmayı hedefliyor. Equal Earth projeksiyonu, 2018'de geliştirilmiş ve Mercator'a göre çok daha az çarpıtma içeriyor.
BM Genel Kurulu'nda kabul edilen karar bağlayıcı olmasa da, üye ülkelerin harita ve eğitim materyallerinde bu yeni projeksiyonu benimsemesi için siyasi bir teşvik oluşturuyor. Karar metninde ayrıca, haritaların halkların kendi kıtalarını doğru tanıması ve küresel eşitlik algısı için önemine dikkat çekiliyor. Afrika Birliği, bu kararı kıtanın onurunu ve coğrafi gerçekliğini uluslararası alanda tescillemek için bir fırsat olarak görüyor.
Küresel Yansımalar ve ABD'nin Tutumu
Oylamada ABD'nin tek başına karşı oy kullanması, uluslararası kamuoyunda dikkat çekti. ABD yönetimi, henüz resmi bir gerekçe açıklamadı. Ancak gözlemciler, ABD'nin geleneksel olarak çok taraflı girişimlere mesafeli duruşunun bu oylamaya da yansıdığını belirtiyor. Öte yandan, Avrupa ülkeleri ve Asya'dan birçok ülke kararı destekledi. Bu durum, Afrika'nın uluslararası alanda artan etkisinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Harita projeksiyonları, yalnızca coğrafi bir tercih değil, aynı zamanda siyasi ve kültürel bir temsil meselesi. Mercator projeksiyonunun yüzyıllardır Batı merkezli bir dünya görüşünü pekiştirdiği eleştirisi sıkça dile getiriliyor. Afrika ülkeleri, bu projeksiyonun sömürgecilik döneminden kalma bir algıyı sürdürdüğünü savunuyor. Yeni harita girişimi, sömürgecilik sonrası dönemde kimlik ve temsil mücadelesinin bir parçası olarak görülüyor.
BM kararı, eğitim müfredatları üzerinde de etkili olabilir. Togo'nun yanı sıra Nijerya, Güney Afrika ve Kenya gibi ülkelerin de benzer adımlar atması bekleniyor. Uluslararası haritacılık kuruluşları, Equal Earth projeksiyonunun bilimsel olarak daha doğru olduğunu ancak Mercator'un navigasyon için hala önemli olduğunu belirtiyor. Bu nedenle, yeni haritanın denizcilik ve havacılıkta kullanılan Mercator'un yerini alması beklenmiyor; daha çok eğitim ve genel kültür alanında yaygınlaşması öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM'nin Afrika'nın gerçek boyutunu gösteren harita kararı, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası bağlamında sembolik ama önemli bir adım. Türkiye, son yıllarda Afrika ülkeleriyle siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerini güçlendiriyor; kıtada büyükelçilik sayısını artırdı ve TİKA üzerinden kalkınma projeleri yürütüyor. Bu karar, Afrika'nın küresel temsiliyet taleplerinin arttığını gösteriyor. Türkiye'nin, Afrika Birliği ile işbirliğini derinleştirmesi ve eğitim materyallerinde benzer projeksiyonları benimsemesi, kıtadaki yumuşak gücünü artırabilir. Ayrıca, harita algısındaki değişim, Türkiye'nin Afrika'daki ekonomik ve stratejik ortaklıklarını çeşitlendirmesi için bir fırsat sunuyor. ABD'nin karşı oyu ise Batı ile Afrika arasındaki gerilimin bir yansıması olarak izlenmeli.