Birleşmiş Milletler, Afganistan'da bu kış akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalacak kişi sayısının 19 milyonu aşacağı uyarısında bulundu. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) Salı günü yaptığı açıklamada, ülkedeki gıda krizinin 2027 yılına kadar milyonlarca küçük çocuğu etkileyeceğini öngördü. Bu rakam, nüfusun yaklaşık yarısına denk geliyor ve Taliban yönetiminin iktidara gelmesinden bu yana en yüksek seviyeye işaret ediyor.
Gıda krizinin arka planı
Afganistan, on yıllardır süren çatışma, kuraklık ve ekonomik çöküşün penceresinde derin bir insani krizle boğuşuyor. 2021'de Taliban'ın kontrolü ele geçirmesi ve uluslararası toplumun kalkınma yardımlarını askıya alması, ülke ekonomisini büyük ölçüde çökertti. Bankacılık sisteminin felç olması, işsizliğin artması ve gıda fiyatlarının yükselmesi, milyonlarca aileyi açlık sınırına itti. BM verilerine göre, Afganistan'da nüfusun yüzde 95'i yeterli gıdaya erişemiyor ve çocukların yarısı kronik yetersiz beslenme riski altında. Kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte, özellikle dağlık bölgelerde yaşayan topluluklar için durum daha da kritik hale geliyor. OCHA, insani yardım operasyonlarının finansman eksikliği nedeniyle zorlukla sürdürüldüğünü belirtiyor. 2023 için talep edilen 4,6 milyar dolarlık yardımın yalnızca yüzde 30'u toplanabildi. Bu açık, milyonlarca insanın hayatını tehlikeye atıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Afganistan'daki gıda krizi, yalnızca ülke içinde değil, komşu ülkeler ve küresel istikrar açısından da endişe verici. Pakistan ve İran gibi komşular, Afgan mültecilere ev sahipliği yaparak yükü paylaşmaya çalışıyor ancak kendi ekonomik sorunları nedeniyle bu konuda giderek isteksiz hale geliyor. Uluslararası toplumun Afganistan'a yönelik yaptırımları ve yardımların şarta bağlanması, insani erişimi zorlaştırıyor. BM yetkilileri, siyasi engellerin insani yardımı geciktirmemesi gerektiğini vurguluyor. Öte yandan, iklim değişikliği Afganistan'ı orantısız şekilde etkiliyor; kuraklık ve sel gibi aşırı hava olayları tarımsal üretimi baltalıyor. Uzmanlar, uzun vadeli çözüm için sadece acil yardımın değil, aynı zamanda geçim kaynaklarının güçlendirilmesi ve altyapının yeniden inşasının da gerekli olduğunu belirtiyor. Ancak Taliban yönetiminin uluslararası meşruiyet kazanma konusundaki belirsizliği, bu çabaları sekteye uğratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afganistan'daki insani krize karşı duyarlılığı ve bölgesel istikrar açısından kritik bir konumda. Türk hükümeti, Afganistan'a insani yardım göndererek ve Kabil Havalimanı'ndaki güvenlik desteğiyle öne çıkıyor. Ancak artan göç dalgası riski, Türkiye'nin sınır güvenliği ve ekonomik yükü açısından endişe kaynağı. Afganistan'daki istikrarsızlık, Orta Asya ve İran üzerinden Türkiye'ye yönelik düzensiz göçü tetikleyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki insani diplomasi çabaları, Batı ile ilişkilerinde bir koz olarak kullanılabilir. Uzun vadede, Afganistan'ın yeniden imarı ve ekonomik kalkınması, Türk müteahhitlik ve ticaret firmaları için fırsatlar sunabilir, ancak güvenlik riskleri ve siyasi belirsizlikler bu potansiyeli sınırlıyor.