BlackRock Gelişen Piyasalar Başkanı Egon Vavrek, yapay zeka (AI) donanımı ve hiper ölçekli veri merkezi operatörlerine hizmet veren "kürek ve kazma" şirketlerinin gelişen piyasaları ileri taşıyacağını belirtti. Vavrek, Hong Kong'da düzenlenen Bank of America Asya-Pasifik Konferansı'nda Bloomberg'e konuştu. Açıklamalar, küresel yatırımcıların yapay zeka kaynaklı teknoloji harcamalarının gelişmekte olan ülke ekonomilerine etkisini yakından izlediği bir dönemde geldi.
Yapay Zeka Yatırımlarında Gelişen Piyasaların Rolü
Vavrek'in değerlendirmesi, yapay zeka devriminin sadece ABD'li teknoloji devleriyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda gelişen piyasalarda faaliyet gösteren donanım üreticileri ve tedarik zinciri şirketleri için önemli fırsatlar yarattığını ortaya koyuyor. Özellikle Tayvan, Güney Kore, Çin ve Hindistan gibi ülkelerdeki çip üreticileri, sunucu bileşeni tedarikçileri ve veri merkezi altyapısı sağlayıcıları, küresel yapay zeka yatırımlarından pay alıyor.
"Kürek ve kazma" metaforu, yapay zeka yarışında doğrudan model geliştiren şirketler yerine, bu şirketlere altyapı, donanım ve yarı iletken sağlayan firmaları işaret ediyor. Vavrek'e göre, hiper ölçeklilerin (hyperscalers) artan yatırımları, gelişen piyasa ekonomilerine doğrudan sermaye akışı ve teknoloji transferi sağlıyor. Bu durum, söz konusu ülkelerin ihracat gelirlerini ve borsa performanslarını olumlu etkiliyor.
Küresel Teknoloji Harcamaları ve Bölgesel Etkiler
Yapay zeka donanımına yönelik küresel talep, 2024 ve 2025 yıllarında rekor seviyelere ulaştı. ABD'li teknoloji devleri Microsoft, Google, Amazon ve Meta, veri merkezi ve yapay zeka altyapısına milyarlarca dolar yatırım yapıyor. Bu yatırımların önemli bir kısmı, gelişen piyasalarda üretilen yarı iletkenler, sunucular ve ağ ekipmanları aracılığıyla gerçekleşiyor.
Tayvan merkezli TSMC, dünyanın en büyük yarı iletken üreticisi olarak yapay zeka çipleri talebinden doğrudan faydalanıyor. Güney Koreli Samsung ve SK Hynix, yüksek bant genişlikli bellek (HBM) üretiminde kritik bir rol oynuyor. Hindistan ise yazılım ve mühendislik hizmetleriyle bu ekosisteme katkı sağlıyor. Vavrek'in vurgusu, bu ülkelerin ekonomik büyümesinin yapay zeka kaynaklı teknoloji harcamalarına bağlı olduğunu gösteriyor.
Ancak, gelişen piyasaların bu fırsattan tam anlamıyla yararlanabilmesi için altyapı yatırımları, nitelikli iş gücü ve jeopolitik istikrar gerekiyor. Özellikle ABD-Çin arasındaki teknoloji rekabeti, tedarik zincirlerinde belirsizlik yaratıyor ve bazı gelişen piyasalar için risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BlackRock'ın değerlendirmesi, Türkiye'nin yapay zeka donanım ekosistemindeki konumunu da dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, yarı iletken üretiminde küresel ölçekte henüz pay sahibi değil; ancak savunma sanayii, elektronik ve yazılım alanlarındaki yetkinlikleriyle bu alanda potansiyel taşıyor. Küresel yapay zeka harcamalarının artması, Türkiye'nin veri merkezi yatırımları, bulut bilişim ve nitelikli yazılım ihracatı için fırsat yaratabilir. Öte yandan, gelişen piyasalara yönelen sermaye akışı, Türkiye'nin makroekonomik istikrarı ve jeopolitik konumuyla doğrudan ilişkili. Yatırımcı güvenini artıracak yapısal reformlar, Türkiye'nin bu dönüşümden daha fazla pay almasını sağlayabilir.