BlackRock'ın Sistematik Çok Stratejili Fon portföy yöneticisi Jeffrey Rosenberg, ABD'de Temmuz ayına ilişkin tarım dışı istihdam verilerindeki düzeltmelerin işgücü piyasasının görünenden daha zayıf olduğuna işaret ettiğini belirtti. Rosenberg, tarım dışı istihdamın 23 bin kişi azaldığı ve işsizlik oranının yüzde 4,1'e gerilediği Temmuz raporunu göz ardı etme konusunda "tereddütlü" olduğunu ifade ederek, manşet rakamın "biraz kafa karıştırıcı" olduğunu söyledi. Özellikle önceki aylara ait verilerde yapılan aşağı yönlü revizyonların, istihdam artışının aslında düşündüğümüzden daha yavaş olduğunu ortaya koyduğunu vurguladı.
Revizyonlar ve Piyasa Tepkileri
ABD Çalışma Bakanlığı'nın Ağustos ayı başında açıkladığı verilere göre, Temmuz ayında tarım dışı istihdam 23 bin kişi azalarak piyasa beklentilerinin oldukça altında kalmıştı. Analistler 100 bin civarında bir artış bekliyorlardı. Ancak bu zayıf rakamın ardından, Haziran ayı verisi de 61 binden 8 bine revize edilerek önemli ölçüde aşağı çekildi. Bu revizyonlar, işgücü piyasasındaki soğumanın daha önce düşünülenden daha belirgin olduğu yönünde yorumlandı. Jeffrey Rosenberg, BlackRock'ın resmi internet sitesinde yayınlanan görüşlerinde, işsizlik oranındaki düşüşün istihdam piyasasının gücüne işaret etmediğini, bunun işgücüne katılım oranındaki düşüşten kaynaklandığını belirtti. Rosenberg, "Manşet rakam kafa karıştırıcı; işsizlik oranı düştü, ancak işgücüne katılım oranı da geriledi. Bu, iş aramaktan vazgeçen insanların sayısındaki artışı yansıtıyor." dedi.
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikasını belirlerken işgücü piyasası verilerini yakından takip ettiği biliniyor. Rosenberg, bu verilerin Fed'in faiz indirimlerine başlaması için bir gerekçe oluşturabileceğini, ancak enflasyonun hala yüksek seyretmesi nedeniyle merkez bankasının temkinli davranacağını ifade etti. Piyasalar, bu açıklamaların ardından Eylül ayında yapılacak Fed toplantısında faiz indirimi ihtimalini fiyatlamaya başladı. Ancak bazı analistler, verilerin tek aylık dalgalanmalardan arındırılarak değerlendirilmesi gerektiğini, işgücü talebinin hala sağlam olduğunu savunuyor.
Rosenberg ayrıca, istihdam verilerindeki düzeltmelerin ABD ekonomisinin "yumuşak iniş" yapabileceği yönündeki iyimserliği zayıflattığını belirtti. "İşgücü piyasasındaki soğuma, ekonominin yavaşladığının bir işareti. Bu, resesyon riskinin arttığına dair endişeleri beraberinde getiriyor" dedi. Bununla birlikte, tüketici harcamalarının hala güçlü olduğunu ve bu durumun ekonominin destekleyici unsuru olmaya devam ettiğini ekledi.
Küresel Etkiler ve Piyasa Yansımaları
ABD işgücü verileri, dünyanın en büyük ekonomisinin sağlığına ilişkin en önemli göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle, verilerdeki her revizyon küresel piyasalarda yankı buluyor. Temmuz raporunun ardından ABD borsaları karışık bir seyir izlerken, tahvil faizlerinde düşüş yaşandı. Yatırımcılar, Fed'in faiz indirimiyle ekonomiyi desteklemesini bekliyor. Avrupa borsalarında da verilerin etkisi görülürken, gelişmekte olan ülke piyasalarında da risk iştahı azaldı.
Küresel ekonomik görünüm açısından, ABD verilerindeki zayıflığın Avrupa ve Asya ihracatçıları için de olumsuz anlamlar taşıdığı belirtiliyor. Zira ABD, dünyanın en büyük tüketici pazarı konumunda. İstihdam piyasasındaki soğuma, iç talebin azalacağı ve dolayısıyla ithalatın yavaşlayabileceği anlamına geliyor. Bu durum, özellikle ihracata dayalı büyüme modeline sahip ülkeler için risk oluşturuyor. Ayrıca, Fed'in faiz indirimlerine başlaması halinde doların değer kaybetmesi bekleniyor; bu da gelişmekte olan ülkelerin borç yükünü hafifletebilir, ancak enflasyonist baskıları artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD işgücü verilerindeki zayıflık, küresel ekonomik yavaşlama endişelerini artırarak Türkiye gibi gelişmekte olan piyasaları dolaylı olarak etkileyebilir. Fed'in faiz indirimi ihtimali, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde olumlu bir etki yaratabilir; bu durum Türk lirasının değer kazanmasına ve finansal koşulların iyileşmesine katkı sağlayabilir. Ancak küresel ticaretteki yavaşlama, Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin cari açık finansmanı için dış kaynak ihtiyacı göz önüne alındığında, küresel risk iştahı ve sermaye akımları büyük önem taşıyor. Bu nedenle, ABD verilerindeki belirsizlikler Türkiye ekonomisi için de yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak değerlendiriliyor.