BlackRock Inc.’in üst düzey yöneticisi Rick Rieder, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile barış anlaşması duyurusunun ardından ABD hisse senetlerinde gözlenen yükselişin, para piyasası fonlarında bekleyen yaklaşık 8 ila 9 trilyon doların yeniden yatırıma yönlendirilmesiyle ‘patlayıcı’ bir boyut kazanabileceğini söyledi. Dünyanın en büyük varlık yöneticisi BlackRock’ta Küresel Sabit Getirili Yatırımlar Başkanı olarak görev yapan Rieder, bu devasa likiditenin kısa sürede hisse senedi ve tahvil piyasalarına giriş yapması halinde, ABD ekonomisi için olumlu bir rüzgar oluşturabileceğini ifade etti.
Barış Anlaşmasının Piyasalara Etkisi
Trump’ın Tahran yönetimiyle sağlanan mutabakatı duyurması, jeopolitik risklerin azalması beklentisiyle küresel piyasalarda bir iyimserlik dalgası yarattı. Rieder, bu gelişmeyi ‘oyun değiştirici’ olarak nitelendirerek, yatırımcıların uzun süredir kenarda tuttukları nakdi harekete geçirmeye başladıklarını vurguladı. Para piyasası fonlarındaki rekor seviyedeki 8-9 trilyon dolar, özellikle 2023 ve 2024 yıllarında yüksek faiz oranlarından faydalanmak için bekletiliyordu. Ancak Fed’in faiz indirim döngüsüne girmesiyle bu fonların getirisi düşmeye başladı ve yatırımcılar daha yüksek getiri arayışına yöneldi.
Rieder’e göre, barış anlaşmasının sağladığı belirsizlik azalışı, ‘bekle-gör’ stratejisini sonlandıracak katalizör olabilir. “Piyasalar bir kere güven duygusu kazandı mı, kenarda bekleyen paralar hızla harekete geçer. Şu anda gördüğümüz tablo, 2024’ün ikinci yarısında patlayıcı bir rallinin habercisi olabilir” dedi. Bu açıklamalar, S&P 500 ve Nasdaq endekslerinde aynı gün yaşanan yükselişle paralellik gösterdi.
Küresel Likiditenin Yeniden Dağılımı
Bu durum, yalnızca ABD piyasaları için değil, gelişmekte olan piyasalar için de önemli sonuçlar doğurabilir. Uzun süredir güvenli liman arayışıyla ABD para piyasası fonlarında bekletilen fonların bir kısmının, jeopolitik risklerin azalmasıyla daha yüksek getirili varlıklara yönelmesi bekleniyor. Özellikle Asya ve Latin Amerika borsaları, bu akıştan olumlu etkilenebilir. Ancak Fed’in faiz politikası, enflasyon verileri ve seçim sonrası dönemde oluşacak yeni dengeler, bu akışın yönünü belirleyecek temel faktörler olmaya devam ediyor.
Rieder, sadece hisse senetlerine değil, aynı zamanda kredi piyasalarına da girişler olabileceğini belirterek, “Yatırımcıların iştahı artarken, şirket tahvilleri de bu ralliye dahil olacak” ifadelerini kullandı. BlackRock’ın verilerine göre, para piyasası fonlarındaki varlıkların büyüklüğü tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde ve bu rezervler, piyasa derinliğini artırma potansiyeline sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel likiditede beklenen bu dalga, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için doğrudan önem taşıyor. ABD para piyasası fonlarından çıkacak sermayenin bir bölümü, risk iştahıyla birlikte Türkiye varlıklarına yönelebilir. Özellikle Borsa İstanbul’da yabancı yatırımcı payının düşük olduğu bir dönemde, bu tür girişler TL varlıklarına destek sağlayabilir. Ancak bunun gerçekleşmesi, Türkiye’nin makroekonomik istikrarı, enflasyonla mücadeledeki başarısı ve jeopolitik risklerin kalıcı olarak azalmasına bağlı. Orta Doğu’daki barış sinyalleri, Türkiye’nin bölgesel ticaret ve enerji koridorlarındaki rolünü de olumlu etkileyebilir, ancak kısa vadede etkisi sınırlı olabilir.