Kuzey İrlanda, İskoçya ve Galler başbakanları, Pazartesi günü Birleşik Krallık'tan ayrılma çağrılarında birleşerek benzeri görülmemiş bir milliyetçi ittifak sergiledi. Bu ortak duruş, Birleşik Krallık'ın geleceğine dair tartışmaları derinleştirirken, bağımsızlık yanlısı hareketlerin koordineli bir strateji izlediğini gösteriyor.
Bağımsızlık Çağrılarının Arka Planı
İskoçya Başbakanı, Galler Başbakanı ve Kuzey İrlanda Başbakanı, ortak bir açıklama yaparak Birleşik Krallık'ın mevcut yapısının sürdürülemez olduğunu savundu. Bu liderler, Brexit sonrası dönemde bölgelerin çıkarlarının yeterince temsil edilmediğini ve Westminster hükümetinin merkeziyetçi politikalarının bölgesel özerkliği zayıflattığını vurguladı. Kuzey İrlanda'da Sinn Féin'in seçim başarısı, İskoçya'da SNP'nin bağımsızlık referandumu çağrıları ve Galler'de Plaid Cymru'nun yükselişi, bu birleşik cephenin temelini oluşturuyor.
İskoçya Başbakanı, "Birleşik Krallık artık İskoçya'nın ihtiyaçlarına cevap veremiyor. Bağımsızlık, geleceğimizi kendi elimize almamızın tek yoludur" ifadelerini kullandı. Galler Başbakanı ise "Galler halkı, kendi kararlarını kendi veren bir ulus olmayı hak ediyor" diyerek benzer bir çağrı yaptı. Kuzey İrlanda Başbakanı ise İrlanda'nın birleşmesi konusunda referandum çağrısını yineledi.
Bu liderlerin ortak hareketi, Birleşik Krallık'ın 1707'deki kuruluşundan bu yana en ciddi birlik tehdidi olarak değerlendiriliyor. İskoçya'da 2014'te yapılan bağımsızlık referandumunda %55 hayır oyu çıkmıştı; ancak Brexit sonrası değişen koşullar ve COVID-19 salgını sonrası artan merkezi yönetim eleştirileri, kamuoyu yoklamalarında bağımsızlık desteğini artırdı. Son anketler, İskoçya'da bağımsızlık yanlılarının %50 civarında olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Birleşik Krallık'ın olası dağılması, Avrupa ve küresel dengeler açısından önemli sonuçlar doğurabilir. İskoçya bağımsız olursa, NATO ve AB üyeliği konusunda yeni müzakereler gündeme gelecek. İskoçya halkının çoğunluğu AB'ye yeniden katılmayı destekliyor. Kuzey İrlanda'nın İrlanda ile birleşmesi, 1998 Hayırlı Cuma Anlaşması sonrası kırılgan barışı yeniden şekillendirebilir. Galler'de ise bağımsızlık hareketi daha yeni olsa da, son yıllarda destek artıyor.
Uluslararası toplum, Birleşik Krallık'ın toprak bütünlüğü konusunda temkinli bir tutum izliyor. AB, İskoçya'nın olası üyeliğine sıcak bakmakla birlikte, İspanya gibi ülkeler kendi ayrılıkçı hareketleri nedeniyle bağımsızlık referandumlarına mesafeli. ABD yönetimi ise Birleşik Krallık'ın istikrarını korumasını tercih ediyor; ancak Beyaz Saray'dan konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. NATO açısından, İskoçya'da bulunan nükleer üsler ve stratejik deniz üsleri, bağımsızlık durumunda güvenlik mimarisini etkileyebilir.
Birleşik Krallık Başbakanı ise yaptığı açıklamada, "Birleşik Krallık'ı bir arada tutmak en büyük önceliğimizdir. Hiçbir bölge, birlikten ayrılmayacaktır" dedi. Ancak muhalefet partileri, hükümetin bölgesel eşitsizlikleri gidermede başarısız olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'taki bağımsızlık hareketlerinin güçlenmesi, Türkiye'nin dış politikası ve ekonomisi açısından dolaylı ama önemli etkiler taşıyor. Birleşik Krallık, Türkiye'nin Avrupa'daki önemli ticari ortaklarından biri; olası bir dağılma, ticaret anlaşmalarının yeniden müzakere edilmesini gerektirebilir. Ayrıca İskoçya'nın bağımsızlığı durumunda, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni bir denge unsuru ortaya çıkabilir. Güvenlik açısından, NATO içindeki dengeler değişebilir; İskoçya'daki üslerin statüsü belirsizleşir. Türkiye, Birleşik Krallık'ın toprak bütünlüğünü desteklemekle birlikte, gelişmeleri yakından takip etmeli ve olası senaryolara hazırlıklı olmalıdır.