Birleşik Krallık'ta kamu maliyesi, temmuz ayında beklenmedik bir bütçe açığı vererek 1,8 milyar sterlinlik (yaklaşık 2,3 milyar dolar) bir açık kaydetti. Bu rakam, ekonomistlerin 800 milyon sterlinlik açık beklentisinin oldukça üzerinde gerçekleşti ve yeni kurulan İşçi Partisi hükümetinin mali durumunu gözler önüne serdi. Hazine Bakanı John Healey, ekim ayında açıklanacak ilk bütçesi öncesinde bu tablonun zorlu bir mali mirasın göstergesi olduğunu belirtti.
Gelişmenin Arka Planı
Ulusal İstatistik Ofisi'nin (ONS) verilerine göre, temmuz ayındaki açık, geçen yılın aynı dönemindeki 300 milyon sterlinlik açığa kıyasla önemli bir artış gösterdi. Kamu borcu ise gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 99,4'üne ulaşarak 1960'ların başından bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Bu durum, hükümetin mali kural olarak belirlediği borcun GSYİH'ye oranının beş yıl içinde düşmesi hedefini tehdit ediyor.
Hazine Bakanı John Healey, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, önceki Muhafazakar Parti hükümetinden devralınan mali mirasın 'kötü' olduğunu ve bütçe açığının yanı sıra kamu hizmetlerinde de ciddi sorunlar bulunduğunu söyledi. Healey, 'İlk bütçemizde, ekonomik büyümeyi teşvik ederken mali disiplini de sağlayacak kararlar alacağız. Sorumlu bir mali yönetim anlayışıyla hareket edeceğiz' ifadelerini kullandı.
İşçi Partisi, seçim kampanyasında vergi artışlarına gitmeyeceğini, ancak ekonominin büyümesini hızlandırarak kamu gelirlerini artıracağını vaat etmişti. Ancak son veriler, hükümetin bu vaadini gerçekleştirmekte zorlanabileceğine işaret ediyor. Uzmanlar, artan faiz yükümlülükleri ve sağlık harcamalarındaki yükselişin önümüzdeki aylarda da bütçe üzerinde baskı oluşturacağını öngörüyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Birleşik Krallık ekonomisi, Brexit sonrası dönemde Avrupa'nın geri kalanına kıyasla daha yavaş bir büyüme sergiliyor. Ülke, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetiyle mücadele ederken, yeni hükümetin mali politikaları uluslararası piyasalarca da yakından takip ediliyor. İngiltere Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine başlaması beklenirken, bütçe açığındaki bu sürpriz, tahvil piyasalarında oynaklığa neden olabilir.
Küresel ölçekte, gelişmiş ekonomilerin artan borç yükü ve mali disiplin ihtiyacı öne çıkıyor. Birleşik Krallık'taki bu tablo, diğer ülkelere de mali sürdürülebilirlik konusunda uyarı niteliği taşıyor. Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri, pandemi sonrası toparlanma sürecinde benzer zorluklarla karşı karşıya. İngiltere'nin kamu borcundaki artış, ülkenin kredi notu üzerinde de baskı oluşturabilir; ancak şu ana kadar büyük derecelendirme kuruluşları not değişikliğine gitmedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'taki bütçe açığı, doğrudan Türkiye'yi etkileyen bir gelişme olmasa da, küresel piyasalardaki yansımaları itibarıyla önem taşıyor. İngiltere'nin mali zorlukları, gelişmiş ülkelerdeki faiz oranlarının beklenenden uzun süre yüksek kalmasına yol açabilir. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına ve döviz kurlarında oynaklığa neden olabilir. Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler için bu, önemli bir risk unsuru. Ayrıca, İngiltere'nin Türkiye ile ticari ilişkileri güçlü olsa da, bu tür mali sorunların doğrudan ticaret hacmine etkisi sınırlı. Ancak Türkiye'nin kendi ekonomik istikrarını sağlama çabaları açısından, küresel mali koşullardaki bu tür gelişmeleri yakından izlemesi faydalı olacaktır.