Hindistan, son yıllarda ABD'den dönen teknoloji çalışanlarında artış yaşıyor. Göçmenlik belirsizliği ve ülkedeki yeni fırsatlar bu dönüşü hızlandırırken, uzmanlar maaş, araştırma fonu ve ileri teknoloji işleri açısından ABD ile aradaki farkın bu kişileri elde tutmayı zorlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.
Geri Dönüşün Arka Planı
Hindistan'ın teknoloji sektörü, son yıllarda ABD'de çalışan Hintli profesyonellerin ülkeye dönüşünde kayda değer bir artışa tanık oluyor. Bu eğilimin arkasında birden fazla faktör yatıyor. ABD'deki H-1B vize programındaki belirsizlikler, yeşil kart süreçlerindeki uzun bekleme süreleri ve son dönemdeki göçmenlik politikalarındaki dalgalanmalar, Hintli teknoloji çalışanlarını alternatif arayışlara itiyor.
Öte yandan Hindistan'da dijital ekonomi hızla büyüyor. Bengaluru, Haydarabad, Pune ve Chennai gibi teknoloji merkezlerinde çok uluslu şirketlerin Ar-Ge yatırımları artıyor. Ülkenin kendi girişim ekosistemi de son on yılda önemli bir olgunluğa ulaştı; fintech, e-ticaret, yazılım hizmetleri ve yapay zeka alanlarında faaliyet gösteren startuplar, deneyimli profesyoneller için cazip pozisyonlar sunuyor. Hindistan hükümetinin 'Make in India' ve 'Digital India' gibi girişimleri de bu dönüşü teşvik eden unsurlar arasında.
Ancak uzmanlar, bu geri dönüşün sürdürülebilirliği konusunda temkinli. CNA'ya konuşan sektör temsilcileri, Hindistan'daki maaşların ABD seviyelerine kıyasla hâlâ düşük kaldığını, araştırma fonlarının sınırlı olduğunu ve özellikle yapay zeka, yarı iletken teknolojileri ve ileri yazılım geliştirme gibi alanlarda kesme kenar işlerin ABD'de yoğunlaştığını belirtiyor. Bu farklar, deneyimli profesyonellerin uzun vadede Hindistan'da kalmasını zorlaştırabilir.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Hindistan'dan ABD'ye beyin göçü on yıllardır süregelen bir olgu. 1990'lardan itibaren Silikon Vadisi'ndeki Hintli mühendislerin sayısı hızla arttı; bugün Google, Microsoft, IBM ve Adobe gibi devlerin üst yönetiminde Hint kökenli isimler bulunuyor. Bu durum, Hindistan'ın küresel teknoloji ekosistemindeki ağırlığını gösterirken, aynı zamanda ülkenin nitelikli iş gücü kaybını da simgeliyordu.
Son dönemdeki tersine göç, küresel teknoloji iş gücü piyasasında önemli bir kırılma noktasına işaret ediyor. ABD'nin göçmenlik politikalarındaki sertleşme, özellikle Trump döneminde H-1B vize başvurularının reddedilme oranlarındaki artış ve pandemi sonrası uzaktan çalışma imkânlarının yaygınlaşması, bu eğilimi güçlendirdi. Hindistan'daki şirketler de artık küresel ölçekte rekabet edebilecek ürünler geliştirebiliyor; bu da ülkeye dönüşü daha cazip hale getiriyor.
Öte yandan Çin, Güneydoğu Asya ve Orta Doğu'daki teknoloji merkezleri de Hintli yetenekleri çekmek için aktif olarak yarışıyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Singapur, vergi avantajları ve yaşam kalitesiyle öne çıkarken, Avrupa ülkeleri de araştırma fonları ve vize kolaylıklarıyla Hintli profesyonelleri cezbetmeye çalışıyor. Bu rekabet ortamında Hindistan'ın nitelikli iş gücünü elde tutması, ekonomik büyümesi ve teknoloji liderliği hedefleri açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın beyin göçünü tersine çevirme çabaları, Türkiye'nin kendi nitelikli iş gücü politikaları için de ders niteliğinde. Türkiye, son yıllarda benzer şekilde mühendis, yazılımcı ve akademisyen kaybı yaşıyor; özellikle genç profesyoneller Avrupa ve Kuzey Amerika'ya yöneliyor. Hindistan örneği, göçmenlik belirsizliğinin ve ekonomik fırsatların göç kararlarında ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor. Türkiye'nin teknoloji ekosistemini güçlendirmesi, araştırma fonlarını artırması ve nitelikli iş gücüne rekabetçi koşullar sunması halinde, tersine göç potansiyelinden faydalanabilir. Ayrıca Hindistan ile Türkiye arasında teknoloji iş birliği ve ortak girişimler için yeni kapılar açılabilir.