ABD Başkanı Donald Trump, 30 Ocak 2025 tarihinde yayımladığı kapsamlı bir başkanlık muhtırasıyla, ABD Donanması'nın gemi inşa kapasitesindeki darboğaza dikkat çekerek, yabancı yapımı savaş gemileri ve yardımcı gemilerin filoya dahil edilmesini emretti. Muhtıra, aynı zamanda Gerald R. Ford sınıfı uçak gemilerinde kullanılan elektromanyetik mancınık sisteminin (EMALS) başarısız olduğu gerekçesiyle geleneksel buhar mancınıklarına geri dönülmesini öngörüyor. Bu karar, ABD deniz gücünün geleceği açısından önemli bir stratejik dönüşümün habercisi olarak değerlendiriliyor.
Muhtıranın Ayrıntıları ve Gerekçeleri
Başkanlık muhtırası, ABD'nin deniz ticaret yollarını koruma ve küresel güç dengelerini sürdürme kapasitesinin, mevcut gemi inşa altyapısının yetersizliği nedeniyle tehdit altında olduğunu vurguluyor. 355 savaş gemisi hedefinin gerisinde kalındığı belirtilen raporda, Amerikan tersanelerinin yıllık kapasitesinin artırılmasının onlarca yıl alacağı ifade ediliyor. Bu nedenle, müttefik ülkelerde inşa edilmiş savaş gemilerinin satın alınması veya kiralanması, geçici bir çözüm olarak öne sürülüyor.
Muhtıranın en dikkat çekici maddelerinden biri, Ford sınıfı uçak gemilerindeki EMALS sistemine yönelik eleştiriler. Trump, daha önce de bu sistemi sık sık ağır sözlerle eleştirmiş, ”Buhar mancınıklarıyla çalışan süper güçlü gemiler istiyoruz” ifadelerini kullanmıştı. Muhtırada, EMALS’in güvenilirlik sorunları ve yüksek maliyeti nedeniyle terk edilmesi, yerine kanıtlanmış buhar mancınığı teknolojisinin yeniden devreye alınması talimatı veriliyor.
Uzmanlar, bu geri dönüşün hem teknik hem de ekonomik açıdan tartışmalı olduğunu belirtiyor. EMALS, daha yumuşak bir fırlatma sayesinde uçak gövdelerine daha az yük bindirirken, buhar mancınıkları bakım maliyeti ve enerji verimliliği açısından dezavantajlı görülüyor. Ancak Pentagon, mevcut sistemin operasyonel hazırlık oranlarını karşılayamadığını savunuyor.
Küresel Deniz Gücü Dengelerine Etkisi
Bu muhtıranın ilk etkileri, ABD Donanması'nın tedarik zincirindeki uluslararası ortaklıklara da yansıyabilir. Güney Kore, Japonya ve bazı Avrupa ülkeleri, askeri gemi inşasında önemli kapasitelere sahip. ABD'nin bu ülkelerden gemi tedarik etmesi, savunma sanayiinde yeni bir iş birliği modelini gündeme getirebilir. Ancak, bu durumun Amerikan tersanelerinin ekonomik kaygılarına ve ulusal güvenlik açısından kritik teknolojilerin yurt dışına bağımlılık riskine yol açabileceği de tartışılıyor.
Öte yandan, Çin’in hızla büyüyen donanması karşısında ABD’nin gemi inşa hızını artırma çabaları, bu adımın öncelikli hedefi olarak görülüyor. Çin, son yıllarda dünyanın en büyük ticari tersane kapasitesine sahip ülke konumuna gelirken, ABD'nin bu alandaki geri kalmışlığı stratejik bir zaaf olarak değerlendiriliyor. Yabancı gemilerin devreye girmesi, kısa vadede bu açığın kapatılmasına yardımcı olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Donanması’nın yabancı yapımı gemilere kapı aralaması, Türkiye’nin gelişmekte olan savunma sanayi için yeni bir ihracat fırsatı yaratabilir. Özellikle Türk tersanelerinin son yıllarda ürettiği korvet, fırkateyn ve insansız deniz araçları, uluslararası alanda dikkat çekmektedir. Ancak ABD’nin tedarik politikalarındaki uzun vadeli eğilimler ve NATO standartlarına uyum, bu tür bir iş birliğinin önündeki engeller olarak durmaktadır. Yine de, Türkiye’nin yerli ve milli gemi inşa kapasitesi, bu krizde bir çözüm ortağı olarak değerlendirilebilir.