ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in Çinli mevkidaşı ile gerçekleştirdiği üst düzey görüşmeler, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında ilerleyen dönemde yapılması beklenen zirve için zemin hazırlıyor. Bloomberg'in haberine göre, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari gerilimin azaltılması yolunda atılan bu adım, küresel piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. Görüşmelerde, karşılıklı tarifeler, teknoloji transferi kısıtlamaları ve yatırım engelleri gibi başlıca ihtilaf konuları ele alındı.
Görüşmelerin Arka Planı ve Kapsamı
Bessent'in Çinli yetkililerle yaptığı görüşmeler, ABD-Çin ilişkilerinde uzun süredir devam eden ticaret savaşının son dönemdeki en somut diplomatik adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Bloomberg'in “The China Show” programında ele alındığı üzere, görüşmelerde iki ülkenin ekonomi yönetimleri arasında düzenli iletişim kanallarının yeniden tesisi ve belirli sektörlerde karşılıklı tavizler içeren bir yol haritası üzerinde duruldu.
ABD tarafı, özellikle çelik, alüminyum ve yarı iletken gibi stratejik sektörlerde uygulanan ek tarifelerin kademeli olarak gözden geçirilmesini gündeme getirirken; Çin tarafı, Amerikan şirketlerine yönelik yatırım kısıtlamalarının hafifletilmesi ve teknoloji ihracat kontrollerinin gevşetilmesi talebini yineledi. Görüşmelerin ana hedefi, Trump-Xi zirvesi öncesinde teknik düzeyde mutabık kalınabilecek konuları netleştirmek ve liderler düzeyinde imzalanabilecek olası bir anlaşmanın çerçevesini çizmek.
Uzmanlara göre, Bessent'in göreve gelmesinden bu yana Çin ile kurduğu diyalog, Biden döneminde dondurulan bazı ekonomik temasların yeniden canlandırılması anlamına geliyor. Ancak iki ülke arasındaki yapısal rekabet, özellikle Tayvan, Güney Çin Denizi ve insan hakları gibi konularda devam eden anlaşmazlıklar, kapsamlı bir uzlaşmayı zorlaştırıyor.
Küresel Ekonomi ve Piyasalar Üzerindeki Etkiler
ABD ile Çin arasındaki ticaret müzakereleri, dünya ekonomisinin genel gidişatı açısından büyük önem taşıyor. İki ülke, küresel GSYH'nin yaklaşık yüzde 40'ını ve dünya ticaretinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu nedenle, görüşmelerden çıkacak olumlu bir sonuç, başta gelişmekte olan piyasalar olmak üzere küresel finansal istikrarı destekleyebilir. Bessent'in açıklamaları, piyasalarda risk iştahını artırarak Asya ve Avrupa borsalarında kısa süreli de olsa bir rahatlama yaratmış durumda.
Öte yandan, görüşmelerin sadece bir ön hazırlık niteliğinde olduğu ve nihai bir anlaşmanın henüz garanti olmadığı vurgulanıyor. Trump yönetiminin özellikle seçim sonrası dönemde Çin'e yönelik sert söylemini sürdürmesi, müzakerelerin kırılganlığını koruyor. Çin tarafı ise ekonomik büyümesini desteklemek ve dış yatırımı çekmek için ABD ile istikrarlı bir ticari ilişkiye ihtiyaç duyuyor.
Bloomberg analistleri, Bessent'in Çinli mevkidaşı ile yaptığı görüşmelerin, Trump-Xi zirvesi için bir “ön mutabakat” sağlamayı amaçladığını, ancak liderlerin bir araya gelmesinin zamanlamasının hâlâ belirsiz olduğunu belirtiyor. Zirvenin, 2024 ABD başkanlık seçimleri sonrası dönemde veya 2025'in ilk aylarında gerçekleşebileceği konuşuluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin arasındaki ticaret müzakereleri ve olası bir Trump-Xi zirvesi, Türkiye ekonomisi için dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Küresel ticaretin canlanması, Türkiye'nin ihracat pazarlarında talebi artırarak cari açığın finansmanına katkı sağlayabilir. Ayrıca, ABD ile Çin arasındaki gerilimin yumuşaması, Türkiye'nin her iki ülkeyle dengeli ilişkiler geliştirmesine imkân tanır. Öte yandan, taraflar arasında varılacak bir anlaşma, Türk çelik ve tekstil ürünlerine yönelik ABD tarifelerinde de dolaylı bir gevşeme yaratabilir. Türkiye, jeopolitik konumu gereği hem Batı hem de Doğu ile ticari bağlarını güçlendirmek için bu süreci yakından izlemeli.