Almanya ve Fransa, Avrupa Birliği'ne (AB) Çin'in hızla artan ticari nüfuzuna karşı ortak bir savunma mekanizması oluşturma çağrısında bulundu. İki ülkenin ekonomi ve ticaret bakanlarının imzaladığı ortak mektup, AB'nin Pekin'e yönelik daha sert bir ticaret politikası izlemesi gerektiğini vurguluyor. Mektupta, Çin'in devlet destekli sanayi politikalarının Avrupa'nın stratejik sektörlerini tehdit ettiği belirtilerek, AB'nin "fırtına kapıları" olarak nitelendirilebilecek koruyucu önlemler alması isteniyor. Bu girişim, AB içinde Çin'e karşı artan tedirginliğin somut bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Ortak Mektubun Arka Planı
Almanya Ekonomi ve İklim Koruma Bakanı Robert Habeck ile Fransa Ekonomi ve Maliye Bakanı Bruno Le Maire tarafından kaleme alınan mektup, AB Komisyonu'na hitaben yazıldı. Mektupta, Çin'in özellikle yeşil teknoloji, elektrikli araçlar ve batarya üretimi gibi alanlarda uyguladığı sübvansiyonların Avrupa şirketleri üzerinde baskı oluşturduğu ifade ediliyor. İki bakan, AB'nin ticaret savunma araçlarını güçlendirmesi ve Çin'e karşı ortak bir strateji geliştirmesi gerektiğini savunuyor. Ayrıca, kritik hammaddelerde Çin'e bağımlılığın azaltılması için de adımlar atılması öneriliyor.
Mektubun zamanlaması dikkat çekici. AB, geçtiğimiz yıl Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara yönelik bir anti-sübvansiyon soruşturması başlatmıştı. Soruşturma kapsamında Çin menşeli elektrikli araçlara ek gümrük vergisi getirilmesi gündemde. Almanya ve Fransa'nın bu girişimi, soruşturmanın nihai raporunun açıklanması öncesinde AB içindeki korumacı eğilimlerin güçlendiğini gösteriyor. Ancak, Almanya'nın otomotiv sektörü başta olmak üzere bazı sanayi kolları, Çin ile ticaret savaşının kendilerine zarar vereceğinden endişe ediyor. Yine de hükümet düzeyinde Çin'e karşı daha sert bir tutum alınması yönünde bir irade oluşmuş durumda.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un geçen yıl Pekin'e yaptığı ziyarette Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ticaret dengesizliklerini görüşmüş, ancak somut bir sonuç alamamıştı. Paris, özellikle Çin'in Avrupa'ya yönelik ihracatının artmasından şikayetçi. Almanya ise geleneksel olarak Çin ile ekonomik ilişkilerde daha temkinli bir çizgi izlese de, son dönemde Rusya'ya bağımlılığın yarattığı kırılganlık nedeniyle Çin'e karşı da mesafe koyma eğiliminde. Koalisyon hükümeti içinde Yeşiller Partisi'nin etkisiyle Çin politikasında bir sertleşme gözlemleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB'nin Çin'e karşı ortak bir cephe oluşturma çabası, küresel ticaret dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. ABD, Çin'e karşı benzer adımlar atarken, Avrupa'nın da bu yönde hareket etmesi, Pekin'in uluslararası arenada daha fazla izole olmasına yol açabilir. Ancak, AB içinde farklı görüşler bulunuyor. Macaristan ve Yunanistan gibi ülkeler, Çin ile ekonomik işbirliğini sürdürmekten yana. Bu nedenle, Almanya ve Fransa'nın önerisinin AB Konseyi'nde oybirliğiyle kabul edilmesi zor görünüyor. Yine de, AB Komisyonu'nun ticaret savunma araçlarını kullanma konusunda daha istekli hale gelmesi bekleniyor.
Çin, Batı'nın bu tür girişimlerine karşı çıkarak, serbest ticarete aykırı olduğunu savunuyor ve karşı önlemler alabileceği sinyalini veriyor. Geçmişte Çin, AB'nin çeşitli ürünlerine yönelik anti-damping vergileriyle misilleme yapmıştı. Şimdi de elektrikli araçlar konusunda benzer bir adım atabilir. Bu durumda, Avrupa'nın otomotiv devleri Çin pazarında zor durumda kalabilir. Özellikle Alman üreticiler, Çin'de büyük pazar payına sahip. Ticaret savaşının tırmanması, küresel tedarik zincirlerinde yeni kırılmalara yol açabilir.
Öte yandan, AB'nin Çin'e karşı ortak bir duruş sergilemesi, transatlantik ilişkilerde de olumlu karşılanabilir. ABD, Avrupa'nın Çin konusunda daha fazla sorumluluk almasını istiyor. Ancak, AB'nin kendi içinde yaşadığı bölünmeler, etkili bir ortak politika oluşturmasını zorlaştırıyor. Almanya ve Fransa'nın öncülüğünde atılan bu adım, AB'nin jeopolitik bir aktör olma iddiasını da test edecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Çin'e karşı ticaret savunma mekanizmalarını güçlendirme çabası, Türkiye'nin dış ticaret ve sanayi politikaları açısından dolaylı ama önemli etkiler yaratabilir. Türkiye, Gümrük Birliği üyesi olarak AB'nin ortak ticaret politikasından etkileniyor. AB'nin Çin menşeli ürünlere ek gümrük vergisi getirmesi halinde, bu ürünlerin Türkiye üzerinden AB'ye girişi konusunda yeni denetimler gündeme gelebilir. Ayrıca, AB'nin Çin'e karşı sertleşmesi, Türkiye'nin Çin ile ekonomik ilişkilerini dengelemesini gerektirebilir. Türkiye, Çin'den önemli miktarda ara mal ve teknoloji ithal ediyor. Bir ticaret savaşı, tedarik zincirlerinde aksamalara yol açarak Türk sanayisini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, AB'nin korumacı adımları, Türk ürünleri için Avrupa pazarında fırsatlar da doğurabilir. Ancak, Türkiye'nin kendi anti-damping mekanizmalarını gözden geçirmesi ve Çin ile ilişkilerinde dikkatli bir denge gözetmesi gerekecek.