Berlin'de Türk kökenli siyasetçi Elif Eralp, anti-kapitalist sol çizgisiyle kentin yönetimine talip. 'Berlin'in Mamdani'si' olarak anılan Eralp, kırmızı ruj takıntısı ve kamulaştırma vaatleriyle Almanya başkentinde ses getiriyor. Eğer seçilirse, Berlin'in ilk Türk kökenli belediye başkanı olacak.
Göçmen kökenli bir siyasetçinin yükselişi
Elif Eralp, Almanya'da doğup büyüyen Türk kökenli bir ailenin çocuğu. Sol görüşlü bir aktivist olarak uzun yıllar göçmen hakları, konut politikaları ve sosyal adalet konularında mücadele verdi. Berlin eyalet parlamentosunda milletvekili olarak görev yapan Eralp, son dönemde artan konut krizi ve yaşam maliyetleri karşısında radikal çözümler öneriyor. Özellikle büyük emlak şirketlerinin kamulaştırılması ve kiraların dondurulması gibi vaatleri, kentte geniş yankı uyandırdı.
Eralp'in siyasi tarzı, ABD'de New York Belediye Başkanı olan ve benzer sol popülist söylemleriyle tanınan Zohran Mamdani'ye benzetiliyor. Bu nedenle 'Berlin'in Mamdani'si' olarak anılıyor. Ancak Eralp, kendisini sadece bir benzetme ile değil, aynı zamanda yerel sorunlara somut çözümler üreten bir lider olarak tanımlıyor. Kırmızı ruj kullanması ise kişisel bir marka haline gelmiş durumda; röportajlarında sık sık bu tercihini 'mücadeleci duruşunun sembolü' olarak açıklıyor.
Berlin, Almanya'nın en büyük ve en kozmopolit şehri. Yaklaşık 3,7 milyon nüfusun yaklaşık 200 bini Türk kökenli. Ancak bugüne kadar hiçbir Türk kökenli siyasetçi belediye başkanlığına seçilemedi. Eralp'in adaylığı, bu anlamda bir ilk olma potansiyeli taşıyor. Seçim kampanyası boyunca göçmen mahallelerinde yoğun ilgi gören Eralp, özellikle genç seçmen ve solcu seçmen arasında popüler.
Anti-kapitalist söylem ve kamulaştırma vaadi
Eralp'in ekonomik programı, serbest piyasa karşıtı bir çizgide. Büyük konut şirketlerinin kamulaştırılması, enerji ve su gibi temel hizmetlerin belediyeleştirilmesi, asgari ücretin artırılması ve sosyal konut yapımının hızlandırılması gibi talepleri var. Bu talepler, Almanya'da son yıllarda artan enflasyon ve konut fiyatları karşısında geniş bir kesim tarafından destekleniyor. Özellikle Berlin'de kiraların son 10 yılda iki katına çıkması, kamulaştırma tartışmalarını ana gündem maddesi haline getirdi.
Ancak Eralp'in vaatleri, iş dünyası ve merkez sağ partiler tarafından 'ekonomiyi bozacak radikal sol' olarak eleştiriliyor. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hür Demokrat Parti (FDP), kamulaştırmanın milyarlarca euro tazminat gerektireceğini ve yatırımları kaçıracağını savunuyor. Eralp ise bu eleştirilere, 'Adalet olmadan ekonomi olmaz' diyerek yanıt veriyor.
Almanya'da Eylül 2025'te yapılacak genel seçimler öncesinde Berlin eyalet seçimleri de büyük önem taşıyor. Eralp'in adaylığı, sol partilerin göçmen kökenli seçmeni mobilize etme çabasının bir parçası. Aynı zamanda Almanya'da yükselen aşırı sağa karşı bir alternatif oluşturma hedefi taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türk kökenli bir siyasetçinin Berlin gibi Avrupa'nın kilit bir başkentinde belediye başkanlığına aday olması, Türkiye-Almanya ilişkileri ve Avrupa'daki Türk diasporası açısından sembolik değeri yüksek bir gelişme. Eğer Eralp seçilirse, Türkiye'nin AB nezdindeki lobi faaliyetleri ve diaspora diplomasisi için yeni bir kanal açılabilir. Ancak Eralp'in anti-kapitalist sol çizgisi, Türkiye ile ekonomik işbirliği konusunda farklı öncelikler doğurabilir. Ayrıca Almanya'daki Türk toplumunun siyasi temsili açısından bu adaylık, uzun vadede Türkiye'nin Avrupa'daki yumuşak gücünü artırabilir. Yine de seçim sonucu belirsiz; anketlerde Eralp'in şansı henüz net değil.