Berlin, 18 Eylül — Başkent Berlin'de konut sıkıntısı ve hızla artan kiralar, Pazar günü yapılacak eyalet seçimlerinin merkezine yerleşti. 2010'dan bu yana park olarak kullanılan devasa Tempelhof Havaalanı arazisinde Berlinliler bisiklete biniyor, piknik yapıyor ve uçurtma uçuruyor; ancak gözlerini bu tarihi araziye diken inşaat şirketleri, seçim öncesi tartışmaların odağında. Kentin simgesi haline gelen bu alana konut yapılıp yapılmayacağı, seçmenin sandıkta vereceği kararı doğrudan etkiliyor.
Konut Krizinin Arka Planı
Berlin, son yirmi yılda nüfusunun hızla artmasıyla birlikte ciddi bir konut açığıyla karşı karşıya kaldı. 3,7 milyonluk kentte boş konut oranı yüzde 1'in altına düştü. Yeni konut üretimi talebi karşılayamazken, kiralar son on yılda iki katına çıktı. Özellikle merkezi ilçelerde metrekare başına kira fiyatları 20 avroyu aşmış durumda. Bu durum, düşük ve orta gelirli ailelerin kentten çıkmak zorunda kalmasına yol açıyor.
Berlin eyalet hükümeti, 2018'de başlattığı 'Wohnraum Berlin' programıyla 2021'e kadar 30 bin yeni sosyal konut yapmayı taahhüt etti. Ancak inşaat maliyetlerindeki artış, arazi bulma zorluğu ve bürokratik engeller nedeniyle hedeflere ulaşılamadı. Kentsel dönüşüm projeleri ise soylulaştırma tartışmalarını beraberinde getirdi. 2019'da yürürlüğe giren beş yıllık kira dondurma (Mietendeckel) uygulaması, Federal Anayasa Mahkemesi tarafından 2021'de iptal edildi. Bu karar, kiracıları koruma çabalarına ağır bir darbe vurdu.
Tempelhof Havaalanı, Nazi döneminde inşa edilmiş ve Soğuk Savaş sırasında Batı Berlin'e yapılan hava köprüsünün merkezi olmuş tarihi bir alan. 2008'de kapatılmasının ardından 2010'da halka açılan park, 355 hektarlık yüzölçümüyle New York'taki Central Park'tan daha büyük. Şehir plancıları, bu alanın bir kısmının konut için kullanılabileceğini savunurken, parkın korunmasını isteyen sivil toplum kuruluşları ve yerel halk karşı çıkıyor. Seçim kampanyasında Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hür Demokrat Parti (FDP), Tempelhof'a konut yapılmasını desteklerken; Yeşiller ve Sol Parti, parkın yeşil alan olarak kalmasından yana. Sosyal Demokratlar (SPD) ise karma bir çözüm öneriyor: alanın küçük bir bölümünde sosyal konut, geri kalanında park.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Berlin'deki konut krizi, Avrupa'nın birçok büyük şehrinde yaşanan benzer bir sorunun parçası. Londra, Paris, Amsterdam ve Barselona gibi metropollerde de kiralar ve konut fiyatları son on yılda rekor seviyelere ulaştı. Artan nüfus, turizm kaynaklı kısa dönem kiralamalar (Airbnb vb.) ve yetersiz konut arzı, bu krizi derinleştiriyor. Avrupa Birliği, 2021'de kabul ettiği 'Konut ve İnşaat' raporunda, üye ülkelere sosyal konut yatırımlarını artırmaları çağrısında bulundu. Ancak her ülkenin konut politikası kendi yerel yönetimlerinin yetkisinde olduğu için ortak bir çözüm üretilemiyor.
Almanya özelinde ise konut krizi, ülkenin göç politikalarıyla da yakından ilişkili. 2015'ten bu yana Suriye, Afganistan ve Ukrayna'dan gelen göçmenler, başta Berlin olmak üzere büyük şehirlerde konut talebini artırdı. Bu durum, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin oylarını yükseltmesine neden oldu. AfD, seçim kampanyasında göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkarken, konut krizini de 'yabancıların konutları işgal etmesi' üzerinden çarpıtıyor. Uzmanlar, bu söylemin toplumsal kutuplaşmayı artırdığı uyarısında bulunuyor.
Berlin seçimleri, Almanya'nın genel siyasi atmosferi için de bir gösterge niteliğinde. Eylül 2021'de yapılan genel seçimlerde Sosyal Demokratlar birinci çıkmış ve Olaf Scholz başbakan olmuştu. Ancak son anketler, CDU'nun oy oranını artırdığını, Yeşiller'in ise yükselişini sürdürdüğünü gösteriyor. Berlin'deki yerel seçim sonuçları, federal düzeydeki koalisyon dinamiklerini de etkileyebilir. Özellikle konut politikası, gelecekteki hükümetin öncelikli gündem maddelerinden biri olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Berlin'deki konut krizi ve seçim sonuçları, Türkiye'yi birkaç açıdan ilgilendiriyor. Öncelikle, Almanya'da yaşayan 3 milyondan fazla Türk kökenli vatandaşın büyük bölümü Berlin, Köln ve Hamburg gibi şehirlerde yoğunlaşmış durumda. Artan kiralar ve konut sıkıntısı, bu toplumun yaşam koşullarını zorlaştırıyor. Seçim sonuçları, göçmen karşıtı söylemlerin güçlenip güçlenmeyeceğini belirleyecek; bu da Türk toplumunun geleceği için kritik. Ayrıca Almanya, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı ve yatırımcı ülkesi. Berlin'deki siyasi istikrar, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri etkileyebilir. Konut krizi, Alman ekonomisinin genel sağlığı hakkında da ipucu veriyor.