Muhafazakar yorumcu Ben Shapiro, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Başkan Yardımcısı JD Vance arasında geniş çapta beklenen 2028 başkanlık yarışının dışişleri bakanı için ters tepebileceği uyarısında bulundu. Shapiro, Çarşamba günü yayınlanan Patrick Bet-David ile yaptığı podcast röportajında Rubio'nun adaylık şansına şüpheyle yaklaştı ve partinin Vance etrafında birleşme eğiliminde olduğunu savundu.
Rubio ve Vance arasındaki rekabet
Shapiro, Rubio'nun geleneksel muhafazakar kimliği ve dış politika birikiminin, Trump sonrası parti tabanında Vance'in popülist dalgası karşısında yeterli desteği sağlayamayabileceğini ifade etti. Rubio'nun 2016'daki başarısız başkanlık denemesi ve sonrasında Senato'da elde ettiği itibar, onu hâlâ Cumhuriyetçi Parti'nin önemli isimlerinden biri yapıyor. Ancak Vance'ın, Trump'ın "America First" söylemini devralarak tabanın enerjisini topladığı belirtiliyor.
Rubio'nun dışişleri bakanı olarak yürüttüğü diplomasi, özellikle Orta Doğu ve Çin konularında aktif bir profil çizmesine olanak sağladı. Ancak Shapiro, bu görevin başkanlık yarışında bir sıçrama tahtası olmaktan ziyade, parti içi eleştirilere açık bir hedef hâline gelebileceğini öne sürdü. Özellikle Vance'in son dönemde artan görünürlüğü ve Trump tabanıyla kurduğu güçlü bağ, Rubio'nun manevra alanını daraltıyor.
Parti içi dengeler ve 2028 senaryoları
2028 seçimleri, Trump'ın halefini belirleme mücadelesi olarak görülüyor. Cumhuriyetçi Parti içindeki geleneksel kanat ile popülist kanat arasındaki ayrışma, adaylık yarışının şekillenmesinde belirleyici olacak. Rubio, kurumsal Cumhuriyetçiliğin temsilcisi olarak öne çıkarken; Vance, Trump'ın mirasını doğrudan devralan isim olarak konumlanıyor. Shapiro'nun yorumları, partinin içindeki bu gerilimin 2028'de açık bir çatışmaya dönüşebileceğine işaret ediyor.
Bazı analistlere göre Rubio'nun dış politika tecrübesi, başkanlık için bir avantaj olabilir. Ancak Shapiro gibi isimler, Cumhuriyetçi seçmenin önceliklerinin değiştiğini ve ekonomik milliyetçilik ile göçmen karşıtı söylemlerin öne çıktığını vurguluyor. Bu atmosferde Rubio'nun "kurumsalcı" imajı, tabanın gözünde zayıf kalabilir.
Bölgesel ve küresel etkiler
ABD'nin liderlik değişimi, küresel dengeleri doğrudan etkileyen bir faktör. Rubio'nun başkanlığı hâlinde geleneksel ittifaklara ağırlık verebileceği, Vance'in ise daha izolasyonist bir çizgi izleyebileceği yorumları yapılıyor. Bu ihtimaller, Avrupa ve Orta Doğu'daki müttefiklerin Washington'dan gelecek sinyalleri dikkatle izlemesine neden oluyor. Özellikle Ukrayna'daki savaş ve Çin'in yükselişi, adayların dış politika vizyonunu belirleyecek kritik başlıklar arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'deki liderlik değişiminin bölgesel politikalar üzerindeki etkilerini yakından takip ediyor. Rubio'nun dışişleri bakanlığı döneminde Türkiye ile ilişkilerde bazı pürüzler yaşanmıştı. Vance'in başkan olması durumunda, geleneksel ittifak anlayışının zayıflaması, Türkiye'nin müttefiklik bağlamında elini güçlendirebilir; ancak aynı zamanda NATO içindeki uyumu da test edebilir. Her iki adayın da Türkiye'ye yönelik politikaları, savunma sanayii iş birlikleri ve Suriye'deki gelişmeler çerçevesinde şekillenecek.