İşgal altındaki Batı Şeria'nın son tamamen Hristiyan kasabası olan Taybeh, son haftalarda artan yerleşimci saldırılarıyla sarsılıyor. Filistinli Hristiyanların yüzyıllardır yaşadığı bu tarihi kasaba, koordineli saldırılar sonucu halkın büyük bir korku ve endişe içinde yaşamasına neden oluyor. Saldırılar, uluslararası toplumun tepkisine rağmen devam ediyor ve bölgedeki Hristiyan nüfusun azalmasına yol açıyor.
Taybeh'in Tarihi ve Önemi
Taybeh, Kudüs'ün yaklaşık 25 kilometre kuzeyinde, Ramallah'ın doğusunda yer alan ve yaklaşık 2.000 kişilik bir nüfusa sahip, Batı Şeria'daki tek tamamen Hristiyan kasabadır. Kasaba, Hristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahiptir; İncil'de adı geçen ve Hz. İsa'nın Lazarus'u dirilttiği yer olarak bilinen Beytanya ile karıştırılmamalıdır. Taybeh, ilk Hıristiyan topluluklarının izlerini taşıyan, iki kilisesi, manastırı ve ünlü Taybeh Bira Fabrikası ile bilinir. Bu fabrika, Orta Doğu'nun ilk bira fabrikasıdır ve kasaba için önemli bir ekonomik kaynaktır.
İsrail'in 1967'de Batı Şeria'yı işgal etmesinden bu yana Taybeh, Filistin yönetimine bağlıdır. Ancak çevresindeki Yahudi yerleşimleri ve askeri kontrol noktaları, kasaba üzerinde sürekli bir baskı oluşturuyor. Yerleşimci saldırıları, son yıllarda özellikle zeytin hasat mevsimlerinde artış gösteriyor. Saldırılar, kasaba sakinlerinin arazilerine erişimini engelliyor, tarım ürünlerini tahrip ediyor ve halk üzerinde psikolojik baskı oluşturuyor.
Son Saldırılar ve Bölge Halkının Tepkisi
Son haftalarda Taybeh'e yönelik saldırılar, daha organize bir hal aldı. Yerleşimciler, gece saatlerinde kasabanın girişinde toplanarak araçlara ve evlere taş atıyor, bazı durumlarda silah kullanıyor. Kasaba sakinleri, bu saldırıların İsrail güçlerinin görmezden gelmesiyle gerçekleştiğini belirtiyor. Birçok aile, çocuklarının okula gidişini ve dışarı çıkmasını kısıtlıyor. Taybeh Belediye Başkanı Hanna Khoury, yaptığı açıklamada, "Bizler barış içinde yaşamak isteyen bir topluluğuz. Ancak bu saldırılar bizi yaşam alanımızdan göç etmeye zorluyor. Uluslararası toplum bize yardım etmezse, yakında bu kasabada kimse kalmayacak" dedi.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yetkilileri, bu saldırıların "etnik temizlik" olarak nitelendirilebileceğini ve uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu ifade ediyor. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, 2023 yılı boyunca Taybeh çevresinde en az 12 ayrı saldırı kaydedildi; bu saldırılarda 30'dan fazla zeytin ağacı kesildi ve 5 araç hasar gördü.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Taybeh'teki gelişmeler, yalnızca Filistin toplumunu değil, tüm Orta Doğu'daki Hristiyan varlığını tehdit ediyor. Bölgedeki Hristiyan nüfus, son yirmi yılda Irak, Suriye ve Filistin topraklarında önemli ölçüde azaldı. Bu durum, dini çeşitliliğin korunması açısından endişe verici. Uluslararası toplum, özellikle ABD ve Avrupa Birliği, yerleşimci şiddetini kınayan açıklamalar yapıyor, ancak somut bir yaptırım uygulamıyor. İsrail hükümeti ise, yerleşimcilerin bir parçası olmadığını, ancak son olaylarla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. Bu soruşturmaların genellikle bir sonuç doğurmadığı biliniyor.
Taybeh'teki bira fabrikası, kasabayı uluslararası alanda tanınır hale getirmişti. Fabrikanın sahibi aile, saldırıların ekonomik faaliyetlerini de olumsuz etkilediğini, ancak direnmeye kararlı olduklarını belirtiyor. Bölgedeki turizm faaliyetleri de saldırılar nedeniyle azalmış durumda. Bu durum, kasabanın geçim kaynaklarını daraltıyor ve göçü hızlandırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin Filistin meselesine olan ilgisini ve hassasiyetini artırmaktadır. Türkiye, tarihsel olarak Kudüs ve Hristiyan azınlıkların korunması konusunda duyarlı bir politika izlemektedir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistinli mültecilere yönelik insani yardımları ve İsrail ile ilişkilerinde yaşanan dalgalanmalar, bu tür olayların Türk dış politikasında gündem oluşturmasına neden olmaktadır. Bölgesel istikrar açısından, Batı Şeria'daki şiddetin artması, İsrail-Filistin çatışmasının derinleşmesine yol açabilir ve bu da Türkiye'nin Orta Doğu'daki çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, uluslararası platformlarda yerleşimci şiddetine karşı daha güçlü bir tutum sergilenmesi ve Filistinlilerin korunması için çağrılarını sürdürmektedir.