Ramallah yakınlarında düzenlenen bir ziyaret sırasında Fransız ve Belçikalı konsolosların da aralarında bulunduğu Avrupalı diplomatik heyet, İsrailli yerleşimcilerin saldırısına uğradı. Olay, Batı Şeria'nın işgal altındaki bölgelerinde diplomatik dokunulmazlığı olan yabancı temsilcilere yönelik son dönemde artan saldırıların bir yenisi olarak kayda geçti. Filistin yönetimi, saldırıyı kınayarak uluslararası toplumu acil önlem almaya çağırdı. İsrail ordusunun olaya yaklaşık üç saat boyunca müdahale etmediği öne sürüldü.
Olayın arka planı ve saldırının ayrıntıları
Edinilen bilgilere göre, Fransız ve Belçika başkonsoloslarının yer aldığı heyet, Ramallah'ın kuzeybatısındaki kırsal bölgede Filistinli çiftçilere yönelik saldırıları yerinde incelemek üzere bölgeye gitmişti. Heyet, bölgede İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere ait tarım arazilerine ve zeytinliklere zarar verdiği yönündeki şikayetler üzerine inceleme yapıyordu. Görgü tanıklarının aktardığına göre, heyetin bulunduğu alana bir grup İsrailli yerleşimci taş ve sopalarla saldırdı. Diplomatlar herhangi bir yaralanma olmadan bölgeden ayrılabildi, ancak araçlarına zarar verildiği bildirildi.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, saldırı sırasında diplomatik heyetin yanında bulunan Filistinli yetkililer de saldırıya maruz kaldı. İsrail ordusunun bölgeye yaklaşık üç saat sonra intikal ettiği, ancak saldırganları gözaltına almadığı ifade edildi. İsrail ordusu radyosunun haberine göre, olay yerine güvenlik güçlerinin geç müdahalesi, bölgede görev yapan diplomatik misyonlar arasında endişeye yol açtı. Fransa ve Belçika hükümetleri henüz resmi bir açıklama yapmadı, ancak diplomatik kaynaklar olayın ciddiyetle takip edildiğini belirtti.
Filistin Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı "uluslararası hukukun ve diplomatik teamüllerin açık ihlali" olarak nitelendirdi. Bakanlık, uluslararası toplumu, özellikle de Avrupa Birliği'ni, yerleşimcilerin saldırılarına karşı somut adımlar atmaya ve Filistin halkını korumaya çağırdı. Filistin yönetimi ayrıca, İsrail'in işgal altındaki topraklarda yerleşimcilerin şiddetini durdurmak için yeterli çabayı göstermediğini savundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti son aylarda artış göstermiş durumda. Özellikle 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de devam eden savaşın da etkisiyle, Batı Şeria'da gerilim tırmanmış, yerleşimcilerin Filistinli sivillere, araçlara ve mülklere yönelik saldırıları sıklaşmıştı. Uluslararası toplum, bu saldırıları kınasa da etkili bir yaptırım mekanizması devreye sokulamadı. Avrupa Birliği daha önce bazı radikal yerleşimcilere yaptırım uygulama kararı almıştı, ancak bu adımlar sınırlı kaldı.
Olayın diplomatik bir heyete yönelik olması, meselenin sadece Filistin-İsrail boyutunu aşarak uluslararası bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. Diplomatik dokunulmazlığı bulunan konsoloslara yönelik saldırı, Viyana Sözleşmesi kapsamında ciddi bir ihlal olarak değerlendiriliyor. Fransa ve Belçika'nın yanı sıra diğer AB ülkelerinin de olaya tepki göstermesi bekleniyor. İsrail hükümeti ise henüz olayla ilgili soruşturma başlatıldığına dair bir açıklama yapmadı.
Uluslararası Kriz Grubu'nun (ICG) geçen ay yayımladığı raporda, Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin kontrolden çıkma riski taşıdığı uyarısı yapılmıştı. Raporda, İsrail güvenlik güçlerinin bu tür olaylara müdahalede isteksiz davrandığı ve cezasızlık ortamının saldırganları cesaretlendirdiği vurgulanmıştı. Son olay, bu uyarıların ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor.
Filistin yönetimi, olayı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne taşımayı planlıyor. Diplomatik kaynaklar, Fransa ve Belçika'nın da olayı AB Konseyi gündemine getirebileceğini belirtiyor. BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, olayla ilgili olarak taraflara itidal çağrısında bulundu ve "diplomatik temsilcilere yönelik her türlü şiddet kabul edilemez" açıklamasını yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetine yönelik eleştirileriyle biliniyor. Bu olay, Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail'e yönelik baskıyı artırma çabalarına yeni bir argüman sunuyor. Avrupalı diplomatların hedef alınması, Türkiye'nin AB ülkeleriyle Filistin konusunda ortak zemin bulma imkanını güçlendirebilir. Ayrıca Türkiye, bölgede artan gerginliğin kendi güvenliğini de etkileyeceğini ve Filistinli sivillere yönelik şiddetin durdurulması gerektiğini vurgulayacaktır. Olay, Türk dış politikası açısından İsrail'in uluslararası hukuk ihlallerine karşı daha etkin bir diplomasi yürütme fırsatı yaratabilir.