Filistin'in Batı Şeria bölgesinde, İsrail yerleşimcilerin son haftalarda artan saldırıları altında ezilen Filistinli çiftçiler, mahsullerini kurtarmak için zamana karşı yarışıyor. Hamad Jazi adlı çiftçi, el yapımı bir biçerdöver ve dirgenlerle yeğenleriyle birlikte kavurucu güneş altında tarlasındaki buğdayı toplamaya çalışıyor. Jazi, yakınlardaki bir İsrail yerleşiminin saldırılarına maruz kaldığını ve buğdayının da benzer bir kaderi paylaşmasından korktuğunu belirtiyor. Bölgede yerleşimcilerin tarım arazilerini ateşe verdiği ve çiftçilere fiziksel saldırılarda bulunduğu bildiriliyor.
Yerleşimci şiddeti ve Filistinli çiftçilerin zor durumu
Hamad Jazi, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nablus yakınlarında bulunan tarlasında, İsrail yerleşimcilerin sık sık bölgeye gelerek ekinleri yaktığını ve hayvanları öldürdüğünü anlatıyor. Jazi, "Bu yıl buğdayımızı kaybetme korkusuyla hasadı erken yapmak zorunda kaldık. Normalde daha olgunlaşmasını beklerdik ama şimdi yerleşimciler gelmeden toplamalıyız" diyor. Filistinli çiftçiler, İsrail işgali altındaki Batı Şeria'da su kıtlığı, toprak gaspı ve yerleşimci şiddeti gibi birçok zorlukla karşı karşıya. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 yılının ilk altı ayında Batı Şeria'da yerleşimci saldırılarında yüzde 40 artış yaşandı. Bu durum, Filistinlilerin tarımsal üretimini ve geçim kaynaklarını ciddi şekilde tehdit ediyor.
Jazi ailesi, nesillerdir bu topraklarda çiftçilik yapıyor. Ancak son yıllarda İsrail yerleşimlerinin genişlemesi ve yerleşimci şiddeti nedeniyle topraklarına erişimleri kısıtlandı. Jazi, "Babamın babası bu toprakları işlemiş. Şimdi biz aynı topraklarda korku içinde yaşıyoruz. Yerleşimciler bize saldırdığında İsrail askerleri genellikle seyirci kalıyor" ifadelerini kullanıyor. İsrail insan hakları örgütü B'Tselem, yerleşimci şiddetini "sistematik" olarak nitelendiriyor ve İsrail makamlarının bu saldırıları engellemekte yetersiz kaldığını belirtiyor.
Bölgesel ve uluslararası boyut
Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, sadece Filistinlilerin günlük yaşamını değil, aynı zamanda bölgedeki istikrarı da tehdit ediyor. Uluslararası toplum, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini yasa dışı olarak görüyor. Ancak İsrail hükümeti, bu tür eleştirilere rağmen yerleşim inşasını sürdürüyor. ABD ve Avrupa Birliği, son dönemde yerleşimci şiddetine karşı kınama mesajları yayımladı. AB Dış İlişkiler Servisi tarafından yapılan açıklamada, "İsrail hükümetini yerleşimci şiddetini durdurmak ve failleri adalet önüne çıkarmak için somut adımlar atmaya çağırıyoruz" denildi. Ancak bu çağrıların sahada bir etkisi olmadığı görülüyor.
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, yerleşimcilere verdiği destekle biliniyor. Ben-Gvir, daha önceki açıklamalarında Filistinlilere yönelik saldırıları kınamak yerine, "Yerleşimciler kendilerini savunma hakkına sahiptir" ifadelerini kullanmıştı. Bu durum, uluslararası camiada endişeyle karşılanıyor. Uzmanlar, bu tür politikaların çatışmayı körüklediği ve iki devletli çözümü imkansız hale getirdiği görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği tarihsel destek ve İsrail'le son dönemdeki normalleşme çabaları arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, Türkiye'nin bölgedeki istikrar ve adalet çağrılarını gündeme getiriyor. Türkiye, uluslararası platformlarda Filistinlilerin haklarını savunurken, bu tür olayların iki devletli çözümü daha da zorlaştırdığını vurguluyor. Ayrıca, Türk kamuoyunun Filistin meselesine duyarlılığı göz önüne alındığında, bu haberin Türkiye'de geniş yankı bulması muhtemel. Ekonomik boyutta ise, Türkiye'nin Filistin'e yönelik yardımları ve ticari ilişkileri, bölgedeki güvenlik sorunlarından etkilenebilir.