Batı Afrika'nın büyük şehirlerinde son haftalarda meydana gelen ve onlarca kişinin ölümüne yol açan sel felaketleri, bölgedeki plansız kentleşme ve afete açık arazilere yayılan gecekondu yerleşimlerini yeniden gündeme getirdi. Yetkililer, artan nüfus ve iklim değişikliğinin etkisiyle başa çıkmakta zorlanırken, özellikle yoksul mahallelerde yaşayanların tahliye edilmesi tartışmalara neden oluyor.
Sellerin Ardındaki Yapısal Sorunlar
Climate Home News'in haberine göre, Batı Afrika kıyısındaki metropoller son yılların en şiddetli yağışlarına sahne oluyor. Nijerya'nın ticari başkenti Lagos, Gana'nın başkenti Akra ve Sierra Leone'nin Freetown kentlerinde aşırı yağışlar nedeniyle onlarca kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi evsiz kaldı. Uzmanlar, bu ölümcül sellerin yalnızca iklim değişikliğinden kaynaklanmadığını, aynı zamanda on yıllardır ihmal edilen altyapı, hızlı nüfus artışı ve imar planlarına aykırı yapılaşmanın sonucu olduğunu vurguluyor.
Kentlerdeki gayriresmi yerleşimler genellikle nehir yatakları, bataklıklar ve deniz seviyesine yakın düşük rakımlı bölgelerde yoğunlaşıyor. Bu alanlar, hem sel baskınlarına hem de toprak kaymalarına en açık bölgeler olmasına rağmen, yoksul nüfus için tek barınma seçeneği durumunda. Yerel yönetimler, bu bölgelerde yaşayanları güvenli bölgelere taşımak için yıkım kararları alıyor, ancak bu uygulamalar insan hakları örgütlerinin tepkisini çekiyor.
İklim Değişikliği ve Kentleşme Baskısı
Batı Afrika, küresel ısınmanın etkilerini en şiddetli hisseden bölgelerden biri. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Hükümetlerarası Paneli (IPCC) raporlarına göre, bölgede yağış rejimleri değişiyor; daha kısa sürede daha yoğun yağışlar düşüyor. Bu durum, mevcut drenaj sistemlerinin yetersiz kalmasına ve ani sel baskınlarına neden oluyor.
Öte yandan, kırsaldan kente göç, şehirlerin nüfusunu hızla artırıyor. Örneğin Lagos, 20 milyonu aşan nüfusuyla Afrika'nın en kalabalık kentlerinden biri ve her yıl milyonlarca insan iş aramak için buraya akın ediyor. Bu göç dalgası, konut ihtiyacını karşılamak için imarsız ve risksiz bölgelerde yeni gecekondu mahallelerinin oluşmasına zemin hazırlıyor. Yetkililer, bu büyümeye ayak uyduracak altyapı projelerini hayata geçirmekte yetersiz kalıyor.
Uzmanlar, gecekondu yıkımlarının kısa vadeli bir çözüm olmadığını, asıl sorunun kentsel dönüşüm ve sosyal konut politikalarıyla ele alınması gerektiğini belirtiyor. Ancak bölge ülkelerinin mali kaynaklarının sınırlı olması ve yolsuzluk iddiaları, bu sorunların çözümünü zorlaştırıyor. Sivil toplum kuruluşları, tahliye edilen insanlara tazminat ve alternatif barınma sağlanmadan yıkım yapılmaması çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Afrika'daki sel felaketleri ve gecekondu sorunları, Türkiye'nin bölgeye yönelik kalkınma iş birliği politikalarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, son yıllarda Afrika'da altyapı, inşaat ve insani yardım alanlarında aktif bir rol üstleniyor. Özellikle kentsel dönüşüm ve afet yönetimi konularında Türk şirketlerinin birikimi, bölge ülkeleriyle yapılabilecek ortak projelere kapı aralayabilir. Ancak bu tür girişimlerin, yerel halkın ihtiyaçları gözetilerek ve çevresel sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde tasarlanması önem taşıyor. Aksi takdirde, mevcut riskleri artıran uygulamalar yerine çözüm odaklı yaklaşımlar benimsenmeli.