Uluslararası ilişkiler uzmanı Jasim Al-Azzawi, İranlı gazeteci Ali Akbar Dareini ile yaptığı podcast yayınında, Basra Körfezi'nde bekleyen devasa donanma varlığı ve Tahran ile Batı arasındaki 'ne savaş ne barış' döneminin ne kadar süreceğini masaya yatırdı. Hürmüz Boğazı'nda konuşlanmış ABD ve müttefik savaş gemileri, İran'ın nükleer faaliyetlerine karşı bir caydırıcılık oluştururken, bölgede tansiyonun düşmediği belirtiliyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini %60'a çıkarması ve uluslararası denetçilerin erişimini kısıtlaması, Batılı ülkelerin askeri yığınağını hızlandırdı. ABD, İngiltere, Fransa ve bölge ülkelerine ait savaş gemileri, son aylarda Körfez sularında ortak tatbikatlar düzenliyor. Jasim Al-Azzawi'nin yayınında Dareini, bu durumu 'psikolojik savaş' olarak nitelendirirken, İran'ın müzakere masasına oturmak için acelesi olmadığını vurguluyor.
Ali Akbar Dareini, yıllardır Tahran'ın dış politika reflekslerini takip eden bir gazeteci olarak, İran yönetiminin iç kamuoyunda 'direniş ekonomisi' söylemiyle güçlü bir meşruiyet zemini oluşturduğunu ifade ediyor. Özellikle Çin ve Rusya ile artan askeri ve ticari işbirliğinin, Batı yaptırımlarına karşı bir tampon işlevi gördüğü belirtiliyor. Bu bağlamda, doğrudan bir savaş olasılığının düşük olduğu, ancak 'kontrollü gerilim'in süreceği öngörülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Basra Körfezi'ndeki donanma varlığı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın güvenliği açısından kritik. Herhangi bir çatışma, küresel enerji fiyatlarını anında etkileyebilir. Podkast'ta Dareini, İran'ın geçmişte boğazı mayınlama tehdidini anımsatarak, bu ihtimalin hâlâ masada olduğunu söylüyor. Ayrıca İsrail'in İran nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırısının bölgesel bir yangına yol açabileceği uyarısı yapılıyor.
Jasim Al-Azzawi, Körfez'deki statükonun ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Bir yanda İran'ın nükleer kırmızı çizgileri, diğer yanda ABD'nin 'azami baskı' politikası. Her iki taraf da doğrudan çatışmadan kaçınırken, vekalet savaşları ve siber saldırılar yoluyla mücadele ediyor. Bu durum, bölge ülkelerini ve küresel güçleri belirsizlik içinde bırakıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Basra Körfezi'ndeki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından kritik. Petrol fiyatlarındaki olası bir sıçrama, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için cari açık ve enflasyon riskini artırıyor. Diplomatik açıdan Ankara, hem İran'la komşuluk ilişkilerini korumak hem de NATO müttefiki ABD ile ittifakını sürdürmek arasında hassas bir denge kurmak zorunda. Son dönemde Türkiye'nin arabuluculuk çabaları ve bölgesel istikrar vurgusu, bu krizde olası bir sıcak çatışmanın tüm bölgeyi etkileyeceğini gösteriyor.