Basra Körfezi'ndeki jeopolitik çıkmaz devam ederken, Jasim Al-Azzawi'nin podcast'ine konuk olan Emekli Albay Bill Keegan, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik politikasını ve bölgedeki belirsizliği değerlendirdi. Keegan, Trump'ın "İran'ı yendik" açıklamasına rağmen İslam Devrimi Muhafızları Ordusu'nun (IRGC) neden hâlâ direndiğini sorguladı. Podcast'te ayrıca John Fozzie Miller'ın görüşlerine de yer verildi. Körfez'de artan gerilim, ABD'nin yaptırımları ve İran'ın vekil güçleri üzerinden yürüttüğü mücadele, bölgesel güvenlik dengelerini sarsıyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Başkanı Donald Trump, 2018'de İran ile imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından Tahran'a yönelik "maksimum baskı" politikası uygulamaya koydu. Bu politika kapsamında İran'ın petrol ihracatını sıfırlama hedefiyle ekonomik yaptırımlar artırıldı. 2020 başında ABD, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi Bağdat'ta düzenlenen bir suikastle öldürdü. İran ise misilleme olarak Irak'taki ABD üslerine füze saldırıları düzenledi. O günden bu yana Körfez'de tansiyon zaman zaman yükselip düşse de, taraflar arasında kalıcı bir çözüm sağlanamadı. Trump yönetimi, İran'ın bölgedeki vekil güçlerini (Husiiler, Hizbullah, Haşdi Şabi) hedef alarak Tahran'ın etkisini kırmaya çalışıyor. Ancak İran, askeri ve ekonomik baskılara rağmen direncini sürdürüyor.
Emekli Albay Bill Keegan, podcast'te yaptığı değerlendirmede, İran'ın yenilgiye uğratıldığı yönündeki söylemin gerçeği yansıtmadığını belirtti. Keegan'a göre, IRGC'nin hâlâ aktif olması ve vekil güçleri aracılığıyla saldırılar düzenlemesi, İran'ın tam olarak yenilmediğini gösteriyor. Keegan, "Trump 'İran'ı yendik' diyor, peki IRGC neden hâlâ savaşıyor?" sorusunu yönelterek, ABD'nin stratejisinin sorgulanması gerektiğini vurguladı. Podcast'te ayrıca John Fozzie Miller'ın görüşlerine de yer verildi; Miller, Körfez'deki çıkmazın uzun süreli bir strateji gerektirdiğini savundu.
Uzmanlar, İran'ın nükleer programını gizlice sürdürdüğüne dair istihbarat raporlarının arttığını belirtiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini genişlettiğini ve denetimlere tam erişim sağlamadığını bildirdi. Bu durum, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri müdahale seçeneğini masada tutmasına neden oluyor. Öte yandan İran, Körfez'deki petrol sevkiyatını tehdit ederek küresel enerji güvenliğini riske atabileceği mesajını veriyor. Son aylarda Husiilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, İran'ın vekil güçleri aracılığıyla ne kadar etkili olabileceğini gösterdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Basra Körfezi, dünya petrol rezervlerinin yaklaşık üçte ikisini barındırıyor ve küresel enerji arzının can damarı olarak kabul ediliyor. Bölgedeki istikrarsızlık, petrol fiyatlarını doğrudan etkiliyor ve dünya ekonomisi için risk oluşturuyor. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, Çin ve Rusya gibi aktörlerin İran ile ticaret yapmaya devam etmesi nedeniyle tam anlamıyla etkili olamıyor. Çin, İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda ve ABD yaptırımlarına rağmen alımlarını sürdürüyor. Rusya ise İran ile askeri ve teknolojik işbirliğini derinleştiriyor. Bu durum, ABD'nin İran'ı izole etme çabalarını zayıflatıyor.
Diğer yandan, Körfez ülkeleri (Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Katar) ABD ile İran arasındaki gerilimden endişe duyuyor. Bu ülkeler, olası bir savaşın kendi topraklarına sıçramasından korkuyor. Katar, İran ile diyalog kanallarını açık tutmaya çalışırken, Suudi Arabistan ve BAE ise İran'ın vekil güçlerini tehdit olarak görüyor. Bölgede artan silahlanma yarışı da dikkat çekici: Suudi Arabistan ve BAE, ABD'den gelişmiş silah sistemleri satın alarak askeri kapasitelerini güçlendiriyor.
İsrail, İran'ın nükleer programını kırmızı çizgi olarak nitelendiriyor ve gerekirse tek taraflı askeri müdahale yapabileceğini açıklamış durumda. İsrail'in İran'a yönelik olası bir saldırısı, bölgesel bir savaşı tetikleyebilir. ABD ise İsrail'in arkasında duruyor ancak doğrudan bir çatışmaya girmekten kaçınıyor. Trump yönetiminin öncelikli hedefi, İran'ı müzakere masasına çekmek ve nükleer programını sınırlandırmak. Ancak İran, önce yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor ve taviz vermeye yanaşmıyor. Bu karşılıklı sertlik, çıkmazın sürmesine neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Basra Körfezi'ndeki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrarı açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, İran ile ticari ilişkilerini sürdürürken ABD yaptırımlarına uymak zorunda kalıyor. İran'a yönelik olası bir askeri müdahale, Türkiye'nin güneydoğu sınırında istikrarsızlığa yol açabilir ve mülteci akınını tetikleyebilir. Ayrıca, Körfez'deki petrol arz güvenliği, Türkiye'nin enerji ithalatını doğrudan etkiliyor. Türkiye, bölgede diplomatik çözüm arayışlarını destekliyor ve İran ile ABD arasında arabuluculuk yapabileceğini zaman zaman dile getiriyor. Ancak ABD'nin İran politikasındaki belirsizlik, Türkiye'nin manevra alanını sınırlıyor.