İngiltere Başbakanı, Avrupa Birliği'nin (AB) yeni sanayi stratejisi olan 'Made in Europe' planının İngiliz ekonomisine verebileceği zararları gündeme getirmek üzere New York'ta AB Komisyonu Başkanı ile bir araya gelecek. Görüşmenin ana gündem maddesi, AB'nin yeşil dönüşüm ve dijitalleşme hedefleri doğrultusunda Avrupa içi üretimi teşvik eden sübvansiyon ve düzenlemelerinin, Birleşik Krallık gibi üçüncü ülkeler üzerindeki olumsuz etkileri olacak.
Made in Europe Planı Nedir?
AB'nin 'Made in Europe' planı, Avrupa'nın stratejik sektörlerde (örneğin yeşil teknoloji, yarı iletkenler, ilaç ve dijital altyapı) dışa bağımlılığını azaltmayı ve küresel rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Plan kapsamında AB, üye ülkelerdeki üreticilere vergi indirimleri, sübvansiyonlar ve kamu alımlarında öncelik gibi çeşitli destekler sağlıyor. Ayrıca, karbon sınır düzenlemesi (CBAM) gibi mekanizmalarla ithal ürünlere karbon vergisi getirilmesi öngörülüyor. Bu politikalar, AB'nin 2050 karbon nötr hedefine ulaşma çabasının bir parçası olarak sunuluyor.
Ancak İngiltere, bu tür korumacı önlemlerin serbest ticareti bozacağını ve İngiliz şirketlerinin AB pazarına erişimini zorlaştıracağını savunuyor. Özellikle otomotiv, çelik ve kimya sektörlerinde faaliyet gösteren İngiliz firmaları, AB'nin sübvansiyonları nedeniyle rekabet avantajını kaybedebileceklerini belirtiyor. İngiltere Başbakanı, görüşmede bu kaygıları dile getirerek, AB'nin tek taraflı adımlar atmadan önce İngiltere ile istişare etmesi gerektiğini vurgulayacak.
Görüşmenin Zamanlaması ve Diplomatik Boyut
Başbakan'ın New York ziyareti, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları çerçevesinde gerçekleşiyor. AB Komisyonu Başkanı ile yapılacak ikili görüşme, Brexit sonrası İngiltere-AB ilişkilerinde ticaret ve düzenleyici uyum konularında artan gerilimin bir yansıması. İngiltere, AB ile Ticaret ve İşbirliği Anlaşması (TCA) çerçevesinde ticaretini sürdürüyor; ancak anlaşma, hizmetler ve kamu alımları gibi alanlarda sınırlı erişim sağlıyor. 'Made in Europe' planı, bu zaten kırılgan olan ilişkiyi daha da zorlayabilir.
Diplomatik kaynaklara göre, Başbakan görüşmede ayrıca Kuzey İrlanda Protokolü ve Brexit sonrası düzenlemeleri de masaya yatırabilir. AB'nin yeşil dönüşüm politikaları, İngiltere'nin kendi yeşil sanayi stratejisiyle çakışabilir. İngiltere, benzer şekilde kendi yeşil teknoloji sektörünü desteklemek için sübvansiyonlar açıklamıştı; ancak AB'nin ölçeği ve tek pazar gücü, İngiliz firmaları için baskı oluşturuyor.
Küresel Ticaret ve Jeopolitik Etkiler
ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları ve pandemi sonrası tedarik zinciri sorunları, ülkeleri kendi sanayilerini korumaya itti. AB'nin 'Made in Europe' planı, ABD'nin Enflasyon Azaltma Yasası (IRA) ve Çin'in 'Made in China 2025' stratejisine bir yanıt olarak görülüyor. Ancak bu tür politikalar, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kurallarıyla çelişebilir ve küresel ticarette parçalanmaya yol açabilir.
İngiltere, Brexit sonrası bağımsız ticaret politikası izleyerek AB'den ayrı anlaşmalar yapmaya çalışıyor. Ancak coğrafi yakınlık ve ekonomik entegrasyon nedeniyle AB'deki gelişmelerden doğrudan etkileniyor. 'Made in Europe' planı, İngiltere'nin AB'ye ihracatını azaltabilir ve İngiliz şirketlerini yatırımlarını AB içine taşımaya teşvik edebilir. Bu da İngiltere'de iş kayıplarına ve ekonomik büyümenin yavaşlamasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gümrük Birliği üyesi olarak AB'nin 'Made in Europe' planından doğrudan etkilenecek ülkeler arasında. AB'nin içe dönük sübvansiyonları ve karbon sınır düzenlemeleri, Türkiye'nin AB'ye ihracatını zorlaştırabilir; özellikle otomotiv, tekstil ve çelik sektörlerinde rekabet gücü azalabilir. Türkiye, Gümrük Birliği'nin güncellenmesini ve karar alma süreçlerine dahil edilmeyi talep ediyor. Aksi halde, AB'nin tek taraflı politikaları Türk ekonomisine zarar verebilir. Ayrıca, İngiltere'nin AB ile yaşadığı benzer sorunlar, Türkiye'nin kendi ticaret diplomasisinde ders çıkarabileceği bir örnek teşkil ediyor.