Barclays Araştırma Küresel Başkanı Ajay Rajadhyaksha, Bloomberg'in "Asia Trade" programında Haslinda Amin'e konuk olarak küresel piyasalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Barclays Asya Forumu kapsamında gerçekleşen söyleşide Rajadhyaksha, yatırımcıların 2025 yılında karşılaşabileceği fırsatlar ve risklere dair öngörülerini paylaştı. Söyleşinin ana teması, jeopolitik gerilimler, merkez bankalarının para politikaları ve sektörel rotasyon beklentileri üzerineydi.
Küresel Ekonomik Görünüm ve Para Politikaları
Rajadhyaksha, özellikle ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz indirim döngülerine ilişkin belirsizliklerin piyasalar üzerinde baskı oluşturduğunu vurguladı. Enflasyonun kontrol altına alınmasında kaydedilen ilerlemeye rağmen, hizmet sektöründeki fiyat katılıklarının sürebileceğine dikkat çekti. Bu çerçevede, gelişmiş ülke merkez bankalarının temkinli bir gevşeme sürecine gireceğini, ancak faiz indirimlerinin kademeli olacağını belirtti. Rajadhyaksha, piyasaların beklediği kadar hızlı bir indirim döngüsünün gerçekleşmeyebileceğini, bunun da varlık fiyatlamalarında oynaklığa yol açabileceğini ifade etti.
Buna ek olarak, gelişmekte olan piyasaların performansının büyük ölçüde ABD dolarının seyrine ve küresel risk iştahına bağlı olduğunu söyledi. Doların güçlü kalması durumunda, yüksek dış borç yükü olan ülkelerin finansman maliyetlerinin artabileceğine işaret etti. Ancak Asya ekonomilerinin, özellikle Hindistan ve Güneydoğu Asya ülkelerinin, iç talepteki canlılık sayesinde görece dirençli olduğunu ekledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Asya'nın Yükselen Rolü
Barclays Asya Forumu'nun ana gündem maddelerinden biri, Asya'nın küresel ekonomide artan ağırlığıydı. Rajadhyaksha, Asya'nın imalat ve tedarik zincirlerindeki merkezi konumunun, bölgeyi jeopolitik şoklara karşı daha dayanıklı kıldığını belirtti. Özellikle Çin'in ekonomik yavaşlamasına rağmen, Hindistan ve ASEAN ülkelerinin büyüme ivmesini koruduğunu vurguladı. Yatırımcıların portföylerinde Asya varlıklarına daha fazla yer vermeye başladığını gözlemlediğini aktardı.
Küresel ticaretin yeniden şekillendiği bir dönemde, bölgesel ticaret anlaşmalarının ve tedarik zinciri çeşitlendirmesinin önem kazandığını söyledi. Rajadhyaksha'ya göre, şirketlerin "Çin+1" stratejisi doğrultusunda üretimlerini çeşitlendirmesi, Vietnam, Tayland ve Malezya gibi ülkelere yatırım akışını hızlandırıyor. Bu durum, söz konusu ülkelerin sermaye piyasalarına da olumlu yansıyor.
Öte yandan, jeopolitik risklerin başında Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki gerilimler ve ABD-Çin ilişkilerindeki dalgalanmalar geliyor. Rajadhyaksha, bu risklerin enerji fiyatları ve tedarik zincirleri üzerinden küresel enflasyona yukarı yönlü baskı yapabileceğini hatırlattı. Ancak Barclays olarak, baz senaryolarında jeopolitik risklerin kontrollü seyrettiğini ve küresel büyümenin istikrarlı bir patika izleyeceğini öngördüklerini belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Barclays'in küresel piyasa görünümü, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için önemli ipuçları sunuyor. Rajadhyaksha'nın faiz indirimlerinin kademeli olacağı ve doların güçlü kalabileceği yönündeki değerlendirmeleri, Türkiye'nin dış finansman koşulları açısından temkinli olmayı gerektiriyor. Yüksek dış borç çevrimi ve cari açık nedeniyle Türkiye, küresel risk iştahındaki dalgalanmalara duyarlı. Ancak Asya ekonomilerindeki canlılık, Türkiye'nin ihracat pazarlarını çeşitlendirmesi ve tedarik zinciri kaymalarından pay alması için fırsat yaratabilir. Özellikle Avrupa'daki yavaşlamaya karşı Asya ile ticaretin güçlendirilmesi, Türk ekonomisi için dengeleyici bir unsur olabilir. Yine de jeopolitik riskler ve emtia fiyatlarındaki oynaklık, enflasyonla mücadelede ve para politikasında esnekliği sınırlayabilir.