Britanya'da bankalar, en savunmasız müşteri grupları olan evsizler ve mali zorluk çeken bireyleri temel banka hesaplarına erişimden mahrum bırakmakla suçlanıyor. Yeni bir rapora göre, finansal kuruluşlar bu kişileri giderek artan bir şekilde çevrimiçi başvuru platformlarına yönlendiriyor, ancak bu platformlar çoğu zaman bu grupların ihtiyaçlarına uygun değil. Özellikle evsizler, sabit bir adres veya kimlik belgesi olmaması nedeniyle dijital başvuru süreçlerinde takılıp kalıyor. Bankaların müşteri kabul politikalarındaki bu katılık, finansal kapsayıcılık hedeflerine darbe vururken, toplumun en kırılgan kesimlerinin temel bankacılık hizmetlerinden dışlanmasına yol açıyor.
Raporun ortaya koyduğu gerçekler
Sivil toplum kuruluşları tarafından hazırlanan raporda, birçok bankanın şube ağlarını kapatarak ve personel sayısını azaltarak müşterilerini dijital kanallara yönlendirdiği belirtiliyor. Ancak bu dönüşüm, özellikle yaşlılar, engelliler, düşük gelirliler ve evsizler gibi dijital okuryazarlığı sınırlı olan grupları olumsuz etkiliyor. Raporda, temel banka hesabı başvurusu yapmak isteyen evsiz bir kişinin, bankanın çevrimiçi formunda adres bilgisi istenmesi nedeniyle başvurusunu tamamlayamadığı örneği veriliyor. Ayrıca, bazı bankaların geçici barınma merkezlerinde kalanları kabul etmediği, hatta bir bankanın 'sabit bir ikametgah adresi olmayan kişilere hesap açmayı reddettiği' tespit edildi. Bu durum, Birleşik Krallık'ta tahminen 300 bin kişiyi etkileyen evsiz nüfus için ciddi bir engel oluşturuyor. Finansal hizmetlere erişemeyen bireyler, maaş, sosyal yardım veya kira ödemelerini alamıyor; bu da onları daha da kırılgan hale getiriyor.
Raporda ayrıca, bankaların mali zorluk içindeki müşterilerine yeterli destek sağlamadığı vurgulanıyor. Örneğin, borç yapılandırma veya ödeme kolaylığı gibi hizmetler sunulması gerekirken, birçok banka bu müşterileri doğrudan tahsilat birimlerine yönlendiriyor. Bazı durumlarda, müşterinin hesabına el konuluyor veya hesap kapatılıyor. Uzmanlar, bankaların kâr odaklı politikalarının, sosyal sorumluluklarının önüne geçtiğini belirtiyor. Tüketici hakları örgütleri ise hükümete, bankaları temel banka hesabı sunmaya zorlayan yasal düzenlemeleri güçlendirme çağrısı yapıyor. Mevcut düzenlemeler, bankaların 'temel banka hesabı' sunmasını zorunlu kılsa da, uygulamada bu hesaplara erişimde ciddi engeller bulunuyor.
Küresel bir sorun: Finansal dışlanma
Bu durum yalnızca Britanya'ya özgü değil; dünya genelinde benzer sorunlar yaşanıyor. Dünya Bankası verilerine göre, küresel ölçekte yaklaşık 1,7 milyar yetişkin banka hesabına sahip değil. Dijital bankacılığın yaygınlaşması, bir yandan finansal hizmetlere erişimi kolaylaştırırken, diğer yandan dijital uçurumu derinleştiriyor. Gelişmekte olan ülkelerde, özellikle kırsal kesimde yaşayanlar ve kadınlar, banka hesabı açma konusunda daha büyük engellerle karşılaşıyor. Uzmanlar, bankaların ve düzenleyicilerin, en savunmasız grupların ihtiyaçlarını karşılayacak alternatif çözümler geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Örneğin, mobil bankacılık uygulamalarının daha basit arayüzlerle sunulması, biyometrik kimlik doğrulama sistemlerinin yaygınlaştırılması veya toplum merkezlerinde banka temsilcileri bulundurulması gibi adımlar atılabilir. Ancak bu çözümlerin hayata geçirilmesi için siyasi irade ve özel sektörün taahhüdü gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer bir finansal dışlanma riski bulunuyor. Özellikle pandemi sonrası hızlanan dijital bankacılık dönüşümü, kırsal kesimde yaşayanlar, yaşlılar ve düşük gelirliler için erişim sorunları yaratıyor. Türkiye'de yaklaşık 20 milyon kişinin banka hesabı bulunmuyor; bu oran özellikle doğu bölgelerinde daha yüksek. Bankaların şube kapatma eğilimi, bu kişilerin temel finansal hizmetlere erişimini daha da zorlaştırıyor. Düzenleyici kurumların, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) aracılığıyla, bankaları temel banka hesabı sunmaya ve finansal okuryazarlık programları geliştirmeye zorlaması, sosyal ve ekonomik kalkınma hedefleri açısından kritik önem taşıyor. Ayrıca, PTT gibi kamu kurumlarının finansal hizmet sunma kapasitesinin artırılması, dışlanmayı azaltabilir.