Bangladeş, eski Başbakan Şeyh Hasina'nın Awami Ligi hükümetinin devrilmesinin ardından Çin ile ilişkilerini hızla derinleştiriyor. Ülkenin Çin'e yönelmesi, Güney Asya'da güvenlik ve ticaret dinamiklerine yeni bir boyut kazandırdı. Gözlemciler, Dakka'nın bölgede stratejik bir aktör olma ve Hindistan'a olan aşırı bağımlılığını dengeleme arzusunu bu politikayla ortaya koyduğunu belirtiyor. Hasina'nın devrilmesiyle başlayan süreçte Bangladeş, dış politikasında çok yönlü bir dengeleme stratejisi izliyor.
Hasina sonrası dönemde stratejik dengeleme
Şeyh Hasina'nın 2024 yılında kitlesel protestolar sonucu istifa ederek Hindistan'a sığınması, Bangladeş'in dış politika yöneliminde önemli bir kırılma yarattı. Hasina döneminde Hindistan ile kurulan yakın ilişkiler, yeni geçiş hükümeti döneminde yerini daha dengeli bir yaklaşıma bıraktı. Çin, bu boşluğu hızla doldurarak ekonomik ve askeri işbirliğini artırdı.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in önerdiği Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Bangladeş, altyapı yatırımları için Pekin'den önemli finansman sağladı. Ülkenin güneyindeki Chittagong Limanı'nın genişletilmesi ve derin deniz limanı projeleri, Çin'in bölgedeki stratejik erişimini güçlendiriyor. Ayrıca savunma alanında da Çin yapımı askeri teçhizat ve eğitim anlaşmaları dikkat çekiyor.
Dakka yönetimi, Hindistan'a olan ticari bağımlılığını azaltmak için Çin ile serbest ticaret müzakerelerini hızlandırdı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi son yıllarda istikrarlı bir şekilde artarak 20 milyar doları aştı. Çin, Bangladeş'in en büyük ticaret ortağı haline gelirken, Hindistan ikinci sırada yer alıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bangladeş'in bu stratejik kayması, Güney Asya'daki güç dengesini doğrudan etkiliyor. Hindistan, geleneksel olarak kendi nüfuz alanı olarak gördüğü komşusundaki Çin etkisinden rahatsız. Yeni Delhi yönetimi, Çin'in Hint Okyanusu'ndaki artan varlığını güvenlik tehdidi olarak değerlendiriyor.
Öte yandan Çin, Bangladeş üzerinden Hint Okyanusu'na erişimini genişleterek 'İnci Kolye' stratejisini güçlendiriyor. Bu strateji, Pakistan, Sri Lanka ve Myanmar'daki liman yatırımlarıyla birlikte düşünüldüğünde Pekin'in bölgesel hâkimiyet hedefinin bir parçası olarak yorumlanıyor.
ABD ve Batılı ülkeler de gelişmeleri yakından izliyor. Washington, Bangladeş'teki demokratik geçiş sürecini desteklerken, Çin'in otoriter yönetimlerle kurduğu ekonomik bağımlılık modelinin bölgede yayılmasından endişeli. Ancak Bangladeş, Batı ile de ilişkilerini koparmış değil; aksine çok taraflı bir denge politikası izliyor.
Uzmanlar, Bangladeş'in bu hamlesini 'stratejik özerklik' arayışı olarak nitelendiriyor. Ülkenin geçici hükümeti, Muhammed Yunus liderliğinde, hem Hindistan hem Çin hem de Batı ile ilişkileri yönetmeye çalışıyor. Bu denge politikası, Güney Asya'da yeni bir diplomatik dönemin habercisi olabilir.
Bangladeş'in Çin ile yakınlaşması, bölgesel örgütler olan SAARC ve BIMSTEC içindeki dinamikleri de etkiliyor. Hindistan'ın bölgesel liderlik iddiası, Çin'in artan etkisiyle sınanıyor. Önümüzdeki dönemde Bangladeş'in bu dengeli politikayı ne kadar sürdürebileceği, Güney Asya'nın jeopolitik geleceği açısından belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bangladeş'in Çin ile yakınlaşması, Türkiye'nin Güney Asya ve Hint Okyanusu'na yönelik stratejik hedefleri açısından önemli ipuçları sunuyor. Türkiye, son yıllarda Asya'ya açılım politikası kapsamında Bangladeş ile ekonomik ve savunma işbirliğini artırma arayışında. Çin'in bölgedeki ağırlığının artması, Türkiye'nin çok kutuplu dış politika stratejisiyle örtüşüyor; Ankara, Batı ittifakı içinde kalırken Asya ile alternatif ortaklıklar geliştirmeye çalışıyor. Bangladeş'in denge politikası, Türkiye için benzer bir model oluşturabilir. Ayrıca Çin'in Hint Okyanusu'ndaki liman yatırımları, Türkiye'nin deniz ticaret yolları güvenliği ve enerji arz güvenliği açısından yakından izlenmeli. Türk savunma sanayii için Bangladeş, potansiyel bir pazar olarak öne çıkıyor.