Bangladeş, on yılların en ölümcül sağlık krizlerinden biriyle karşı karşıya. Ülkede kızamık salgını hızla yayılırken, uzmanlar aşılama oranlarının artırılmaması ve bağışıklama programlarının güçlendirilmemesi halinde vaka sayılarının daha da yükselebileceği uyarısında bulunuyor. Resmi verilere göre 60 binin üzerinde şüpheli kızamık vakası tespit edilirken, ölü sayısı ise 263'e ulaştı. Salgın özellikle beş yaş altı çocukları hedef alıyor ve hastanelerde yatak kapasitesi kritik seviyeye düştü. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Bangladeş Sağlık Bakanlığı, acil durum ilan ederek kitlesel aşılama kampanyaları başlattı. Ancak lojistik eksiklikler, güvenlik sorunları ve aşı kararsızlığı, müdahaleyi zorlaştırıyor.
Salgının arka planı: Düşük aşılama oranları ve seyahat faktörü
Bangladeş'te kızamık aşılama oranı son yıllarda düşüş gösterdi. Ülkede aşı kapsamı 2019'da yüzde 90'ların üzerindeyken, 2023 itibarıyla yüzde 70'lere geriledi. Bu düşüşün arkasında COVID-19 pandemisinin sağlık sistemine getirdiği yük, kırsal bölgelerde aşıya erişim zorluğu ve toplumsal aşı kararsızlığı gibi faktörler var. Ayrıca, Hindistan ve Myanmar'dan gelen yoğun göç dalgaları, virüsün taşınmasında önemli bir rol oynuyor. Sınır bölgelerindeki düzensiz nüfus hareketleri, kontrol önlemlerini etkisiz kılıyor. Salgın özellikle kuzeydoğu bölgeleri Sylhet ve Mymensingh'de yoğunlaşmış durumda. Hükümet, bu bölgelerde gezici aşı ekipleri kurarak 12-15 ay aralığındaki bebeklere ek doz kızamık aşısı yapmaya başladı. Ancak uzmanlar, mevcut çabaların yetersiz olduğunu ve ülke genelinde kapsamlı bir aşı kampanyası yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.
Sağlık Bakanlığı yetkilileri, salgının kontrol altına alınması için en az 20 milyon çocuğun aşılanması gerektiğini belirtiyor. Bu operasyonun tahmini maliyeti 50 milyon doları buluyor. Bangladeş, küresel aşı tedarikinde sıkıntı yaşamasa da, soğuk zincir lojistiği ve kırsal alanlara ulaşım başlıca engeller. WHO ve UNICEF, Bangladeş'e destek amacıyla 10 milyon doz kızamık aşısı ve 100 bin soğuk zincir kutusu gönderdi.
Bölgesel boyut: Güney Asya'da yayılma riski
Bangladeş'teki kızamık salgını, Güney Asya bölgesi için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Hindistan, Nepal ve Myanmar ile paylaşılan sınırlar, virüsün komşu ülkelere sıçrama riskini artırıyor. Özellikle Hindistan'ın batı Bengal eyaletinde benzer aşılama zafiyetleri bulunuyor. Bölgesel işbirliği mekanizmaları olan SAARC ve BBIN, bugüne kadar henüz ortak bir sağlık protokolü geliştirmiş değil. Epidemiyologlar, Bangladeş'te kontrol altına alınamayan bir salgının, güney Asya'da yıllık 100 bin vakanın üzerinde bir kızamık dalgasına yol açabileceğini hesaplıyor. Bu durum, bölge ülkelerinin zaten kırılgan olan sağlık sistemlerini daha da zorlayacak. Ayrıca, Bangladeş'te yaygın olan yetersiz beslenme ve D vitamini eksikliği, kızamığın seyrini ağırlaştırıyor. Salgın, yalnızca bir sağlık krizi değil, aynı zamanda sosyoekonomik bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor: aileler hasta çocuklarına bakmak için işlerini kaybediyor, sağlık harcamaları artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bangladeş'teki kızamık salgını, Türkiye için öncelikle bir halk sağlığı uyarısı niteliği taşıyor. Türkiye'de son yıllarda kızamık vakalarında artış yaşanmış, özellikle göçmen nüfusun yoğun olduğu bölgelerde aşılama oranlarında düşüş gözlenmişti. Bangladeş örneği, aşılama programlarındaki aksaklıkların kısa sürede büyük salgınlara yol açabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin güçlü bir aşılama altyapısı olmakla birlikte, özellikle düzensiz göç rotaları üzerindeki konumu nedeniyle bulaşıcı hastalıklara karşı dikkatli olması gerekiyor. Ayrıca, Bangladeş'teki kriz, küresel aşı tedarik zincirlerindeki kırılganlığı bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, kendi aşı üretim kapasitesini artırarak ve bölgesel sağlık işbirliği mekanizmalarını güçlendirerek benzer krizlere karşı hazırlıklı olmalıdır. Salgının Türkiye ile doğrudan ekonomik veya siyasi bağları sınırlı olmakla birlikte, küresel sağlık güvenliği açısından tüm ülkeleri ilgilendiren bir uyarı niteliği taşımaktadır.