Tayland'ın başkenti Bangkok, 48 saatten kısa bir sürede 30 santimetreyi aşan yağışın ardından felaket bölgesi ilan edildi. Ülke makamları, kentin büyük bölümünde su baskınları yaşandığını açıkladı. Bölgesel Meteoroloji Merkezi'ne göre Bangkok ve çevresindeki bazı bölgelerde 48 saatte 300 milimetreden fazla yağış kaydedildi. Bu rakam, kentin aylık ortalama yağış miktarının üzerinde; ani ve şiddetli bir yağış rejimini işaret ediyor.
Tayland'ın başkentini vuran sağanaklar ve kent altyapısı
Uzmanlara göre Bangkok'un sel felaketine karşı hassasiyetinin en önemli nedenlerinden biri kentin topografik yapısı. Deniz seviyesinin yalnızca 1,5 metre kadar üzerinde kurulan ve Chao Phraya Nehri'nin deltasında yer alan başkent, yoğun yağışlarda suyun tahliyesinde ciddi zorluklar yaşıyor. Kentteki drenaj kanallarının kapasitesi ise şiddetli yağışlarda yetersiz kalıyor.
Bu durum, son yıllarda bölgede artan iklim kaynaklı aşırı hava olaylarıyla daha da görünür hale geldi. Tayland ve Güneydoğu Asya'nın geniş kesimleri, muson mevsiminin yoğunlaşması ve deniz suyu sıcaklıklarındaki artış nedeniyle daha sık ve daha şiddetli sağanaklarla karşı karşıya kalıyor. Bangkok'un zemini de yıllardır süregelen aşırı yer altı suyu çekimi nedeniyle kademeli olarak çöküyor; bu da su baskınlarının etkisini artırıyor.
Yetkililer, sel sularının kentin birçok ana arterinde ulaşımı felç ettiğini, bazı bölgelerde elektrik kesintileri yaşandığını bildirdi. Kamu binaları, okullar ve bazı iş yerleri tatil edilirken, halka zorunlu olmadıkça sokağa çıkmamaları çağrısı yapıldı. Bölgesel basına yansıyan görüntülerde, bazı caddelerin göletlere dönüştüğü, araçların su içinde mahsur kaldığı ve motosikletlilerin su basmış yollarda güçlükle ilerlemeye çalıştığı görüldü.
Bölgesel ve küresel boyut: Güneydoğu Asya'da iklim krizi
Bangkok'daki bu son olay, Güneydoğu Asya'nın iklim değişikliğine karşı en kırılgan bölgelerden biri olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koyuyor. Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası'nın raporları, bölgedeki hızlı kentleşmenin, doğal su yataklarının betonlaşmasının ve ormansızlaşmanın sel risklerini artırdığını ortaya koyuyor. Tayland'ın yanı sıra Vietnam, Filipinler ve Endonezya da benzer risklerle mücadele ediyor.
Bilim insanları, küresel sıcaklık artışının muson döngülerini düzensizleştirdiğini ve tek seferde düşen yağış miktarını artırdığını belirtiyor. Bu durum, yalnızca can ve mal kaybı açısından değil, aynı zamanda tarımsal üretim ve ekonomik istikrar açısından da ciddi sonuçlar doğuruyor.
Tayland ekonomisi, ihracata dayalı yapısı ve turizm gelirleriyle Güneydoğu Asya'nın en büyük ekonomilerinden biri. Başkentin altyapısının zarar görmesi, ülke ekonomisinin lokomotif bölgesinde üretim ve hizmet sektörünü doğrudan etkiliyor. Sel sonrası temizlik ve yeniden yapılanma maliyetleri ise kamu bütçesi üzerinde ek yük oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bangkok'daki sel felaketi, Türkiye'nin de gündeminde olan iklim kaynaklı kent sellerine benzer bir tablo sunuyor. İstanbul ve diğer büyük kentlerimizde son yıllarda artan ani yağışlar, altyapı yetersizlikleriyle birleştiğinde benzer riskleri doğuruyor. Türkiye, Asya-Pasifik bölgesiyle ticaret ve turizm bağlarını güçlendirirken, iklim uyum politikalarını ve kentsel altyapı yatırımlarını hızlandırması gerekiyor. Ayrıca Tayland'daki gelişmeler, bölgedeki Türk vatandaşları ve yatırımları açısından da takip edilmeli.