Irak'ın başkenti Bağdat, bir yandan ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle ilişkileri iyileştirmeye çalışırken, diğer yandan İran'ın baskısıyla karşı karşıya. İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü'nün komutanı İsmail Kaani, 10 Ağustos'ta Bağdat'a düzenlediği ziyarette, Irak'taki Şii milislere silah bırakma çağrılarına rağmen bu taleplere uymamaları yönünde mesaj verdiği belirtiliyor. Kaani'nin ziyareti, Irak hükümetinin ABD ile ilişkileri normalleştirme çabaları ile İran'ın bölgedeki nüfuzunu koruma isteği arasındaki gerginliği bir kez daha gözler önüne serdi.
Kaani'nin Sessiz Ziyareti ve Mesajı
İsmail Kaani'nin Bağdat ziyaretleri genellikle kamuoyuna duyurulmaz. Aniden ortaya çıkar, görüşmesi gereken kişilerle görüşür ve çoğu Iraklı onun geldiğini fark etmeden şehirden ayrılır. 10 Ağustos'taki ziyareti de farklı olmadı. Kaynaklar, Kaani'nin Irak'taki Şii milis grupların liderleriyle bir araya geldiğini ve onlara silahsızlanma çağrılarına direnmeleri talimatını verdiğini aktardı.
Bu talimat, Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi'nin ABD ile ilişkileri geliştirmek ve ülkedeki yabancı güçlerin varlığını yeniden müzakere etmek için yürüttüğü diplomatik çabalarla çelişiyor. Kazımi, Trump yönetimiyle iyi ilişkiler kurmaya çalışırken, bir yandan da İran destekli milis grupların siyasi ve askeri gücünü sınırlandırmak istiyor. Ancak Kaani'nin ziyareti, bu çabaların önündeki en büyük engellerden birinin Tahran'ın tavrı olduğunu ortaya koyuyor.
Görüşmelere yakın kaynaklar, Kaani'nin milislere, ABD'nin Irak'tan tamamen çekilmesi gerektiğini ve bu süreçte silahlı mücadelenin devam etmesi gerektiğini söylediğini iddia etti. Ayrıca, milislerin siyasi kanatlarına da hükümete karşı daha sert bir tutum takınmaları talimatı verdiği bildirildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın Irak'taki milis gruplar üzerindeki etkisi, bölgesel güç dengeleri açısından kritik bir öneme sahip. Tahran, Irak'ı kendi nüfuz alanı olarak görüyor ve buradaki silahlı gruplar aracılığıyla hem ABD'ye hem de bölgesel rakipleri olan Suudi Arabistan ve İsrail'e karşı bir koz elde ediyor. Son yıllarda bu milisler, ABD askeri varlığına yönelik roket saldırıları düzenleyerek bölgedeki gerilimi tırmandırdı.
ABD, Irak hükümetine bu tür saldırıları engellemesi için baskı yaparken, Irak'ın iç siyasi dinamikleri nedeniyle bu baskı sonuç vermiyor. Milis grupların büyük bir kısmı, Irak güvenlik güçleriyle entegre durumda ve hükümetin onlara karşı etkili bir askeri operasyon düzenlemesi iç savaşa yol açabilir. Bu nedenle Bağdat, silahsızlanma konusunda daha çok diplomasiye bel bağlıyor, ancak İran'ın doğrudan müdahalesi bu çabaları baltalıyor.
Öte yandan, Kaani'nin ziyareti, ABD ile İran arasında dolaylı müzakerelerin sürdüğü bir döneme denk geldi. Viyana'da nükleer anlaşma konusunda görüşmeler yapılırken, Irak'taki milislerin silahsızlandırılması konusunun bu müzakerelerin bir parçası olup olmadığı ise bilinmiyor. Ancak uzmanlar, İran'ın Irak'taki varlığını bir pazarlık kozu olarak kullandığını ve bu nedenle kolayca taviz vermeyeceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Irak'taki istikrarsızlık, Türkiye için doğrudan güvenlik tehditleri barındırıyor. İran destekli milislerin güçlenmesi, Irak'ın kuzeyindeki PKK varlığıyla birleşince Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit ediyor. Ankara, özellikle Sincar ve Mahmur bölgelerindeki PKK varlığına karşı operasyonlar düzenliyor. Bu operasyonların başarısı, Irak merkezi hükümetinin kontrol gücüne bağlı. Ancak İran'ın milisler üzerindeki nüfuzu, Bağdat'ın kendi topraklarında bile etkili denetim kurmasını engelliyor. Ayrıca, ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanması durumunda Irak'ın bir çatışma alanına dönme riski, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bir senaryo. Türkiye, Kuzey Irak'taki enerji kaynaklarına erişim ve ticaret yollarının güvenliği için de Bağdat'taki istikrarla yakından ilgili.