Alman yönetmen Joscha Bongard'ın ilk uzun metraj filmi Babystar, çocuklarının çocukluklarını para karşılığında vlog'layan ebeveynlerin etrafındaki her türlü etik sorunu gündeme getiriyor. Ancak film, işlevsiz gerilimi fazla kolay serbest bırakıyor. Genç Luca (Maja Bons), doğumunun filmini izlemek istediğinde onu YouTube'da buluyor. Aynı şey diğer her şey için de geçerli: ilk adımları, ilk kelimeleri, ilk günü. Luca, kamera karşısında büyümüş bir çocuk.
Influencer Ailelerin Arka Planı
Film, ailesinin geçimini sağlamak için çocuklarının özel anlarını paylaşan ebeveynlerin hikayesini anlatıyor. Luca'nın annesi ve babası, sosyal medyada fenomen olmuş, aile yaşamlarını içerik haline getirerek para kazanıyorlar. Luca'nın doğumuyla başlayan bu süreç, onun tüm çocukluğunu kameralar önünde geçirmesine neden olmuş. Film, bu durumun Luca üzerindeki psikolojik etkilerini ve aile içi dinamikleri sorguluyor. Luca'nın kamera arkasındaki gerçek hayatı ile kamera önündeki pembe tablo arasındaki uçurum, filmin ana çatışmasını oluşturuyor.
Bongard, seyirciyi bu etik ikilemle yüzleştirirken, bir yandan da mizahi bir dille eleştirisini sunuyor. Ancak eleştirmenler, filmin potansiyel olarak rahatsız edici olabilecek konuyu fazla yumuşak işlediğini ve gerilimi erken çözdüğünü belirtiyor. Yine de Babystar, dijital çağda ebeveynlik, mahremiyet ve çocuk hakları üzerine önemli bir tartışma başlatıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avrupa'da ve dünyada, çocuklarını sosyal medyada paylaşan ebeveynlerin sayısı hızla artıyor. Fransa ve Almanya gibi ülkelerde, çocukların görüntülerinin rızaları olmadan paylaşılmasına yönelik yasal düzenlemeler tartışılıyor. Fransa'da 2024'te kabul edilen bir yasa, ebeveynlerin çocuklarının görüntülerini izinsiz paylaşmasını suç haline getirdi. Benzer düzenlemeler diğer Avrupa ülkelerinde de gündemde. Film, bu yasal ve etik tartışmalara sanatsal bir katkı sunuyor. Ayrıca, influencer kültürünün çocuklar üzerindeki uzun vadeli etkileri henüz tam olarak bilinmiyor; ancak psikologlar, sürekli kamera önünde olmanın çocuklarda kimlik ve mahremiyet sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Küresel olarak, sosyal medya platformları da bu tür içeriklerin yayılmasında rol oynuyor. YouTube, Instagram ve TikTok gibi platformlar, çocuk influencer'ların içeriklerine izin veriyor ve bu içerikler üzerinden reklam geliri elde ediyor. Bu durum, platformların sorumluluğu konusunu gündeme getiriyor. Bazı ülkelerde, çocuk influencer'ların kazançlarının bir kısmının çocuk adına bir fon hesabına yatırılması gibi düzenlemeler tartışılıyor. Babystar, bu küresel tartışmanın bir yansıması olarak izleyiciyi düşünmeye sevk ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de sosyal medyada çocuklarını paylaşan ebeveynlerin sayısı artıyor. Türkiye'de henüz çocuk influencer'ların korunmasına yönelik özel bir yasal düzenleme bulunmuyor. Ancak Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında çocukların kişisel verilerinin korunması gerekiyor. Babystar gibi filmler, Türkiye'de de bu konuda farkındalık yaratabilir ve yasal düzenlemeler için baskı oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'deki aile yapısı ve mahremiyet anlayışı göz önüne alındığında, çocukların sosyal medyada teşhiri konusu kültürel bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Film, evrensel bir etik sorunu ele alarak Türk izleyicisine de hitap ediyor.