Azerbaycan'ın önde gelen muhalefet liderlerinden Ali Kerimli'nin ailesi, yetkililerin kendisini cezaevinde güvenli içme suyundan mahrum bırakarak 'bilinçli bir şekilde kırmaya çalıştığını' öne sürdü. Aile, İngiltere hükümetine demokrasi yanlısı liderin durumuna müdahale etmesi çağrısında bulundu. The Guardian'ın ulaştığı aile üyeleri, Kerimli'nin sağlığının ciddi şekilde bozulduğunu ve yaşamının tehlikede olduğunu belirterek uluslararası toplumun acil adım atmasını istedi.
Gelişmenin Arka Planı
Ali Kerimli, Azerbaycan'ın en eski muhalefet partilerinden Azerbaycan Halk Cephesi Partisi'nin (AHCP) genel başkanıdır. Yıllardır iktidardaki Aliyev ailesinin otoriter yönetimine karşı mücadele eden Kerimli, defalarca gözaltına alındı ve çeşitli suçlamalarla yargılandı. Son olarak 2023 yılında 'devlet sınırını yasa dışı yollarla geçme' suçlamasıyla tutuklanan Kerimli, Bakü'deki bir cezaevinde tutuluyor.
Aile üyeleri, Kerimli'nin cezaevinde kendisine verilen suyun kirli olduğunu ve bu nedenle sindirim sistemi rahatsızlıkları yaşadığını iddia etti. Açıklamada, 'Ona bilinçli olarak güvenli olmayan su veriliyor. Bu, onu fiziksel ve psikolojik olarak çökertme girişimidir' ifadeleri yer aldı. Aile, yetkililerin Kerimli'ye temiz su sağlamayı reddettiğini ve bu durumun onu 'kırmayı' amaçladığını savundu.
Azerbaycan hükümeti ise iddiaları reddetti ve Kerimli'ye uluslararası standartlara uygun koşullarda bakıldığını öne sürdü. Ancak insan hakları örgütleri, Azerbaycan'da siyasi tutuklulara yönelik sistematik kötü muamele yapıldığına dair çok sayıda rapor yayınlamış durumda. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, Kerimli'nin durumunu yakından takip ettiklerini açıkladı.
Aile, özellikle İngiltere'ye çağrı yaparak, İngiliz hükümetinin Azerbaycan üzerindeki nüfuzunu kullanmasını ve Kerimli'nin serbest bırakılması ya da en azından insan onuruna yakışır koşullarda tutulması için diplomatik girişimlerde bulunmasını talep etti. İngiltere Dışişleri Bakanlığı konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Azerbaycan, stratejik konumu ve enerji kaynakları nedeniyle bölgesel ve küresel güçlerin ilgisini çeken bir ülke. Özellikle Güney Kafkasya'da Ermenistan ile yaşanan Dağlık Karabağ ihtilafı ve Türkiye ile olan yakın ilişkiler, Azerbaycan'ı uluslararası gündemin önemli bir parçası haline getiriyor.
Kerimli'nin tutuklanması, Batılı ülkeler ile Azerbaycan arasında insan hakları konusunda yaşanan gerilimin yeni bir göstergesi. ABD ve Avrupa Birliği, Bakü yönetimine baskı yapmakta zorlanırken, İngiltere'nin bu konuda daha etkili bir rol oynaması bekleniyor. Ancak enerji güvenliği ve bölgesel istikrar gibi faktörler, Batılı ülkelerin Azerbaycan'a yönelik eleştirilerini sınırlıyor.
Rusya'nın bölgedeki etkisi ve Türkiye'nin Azerbaycan ile olan kardeşlik bağları, Kerimli davasının uluslararası boyutunu daha da karmaşıklaştırıyor. Türkiye'nin Bakü'ye verdiği güçlü destek, Ankara'nın insan hakları konusunda daha yapıcı bir rol oynamasını bekleyenleri umutlandırıyor. Ancak Ankara'nın bu konuda şu ana kadar sessiz kaldığı görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Azerbaycan ile 'iki devlet tek millet' anlayışıyla hareket eden en yakın müttefik konumundadır. Bu nedenle Kerimli'nin durumu, Türkiye'nin bölgedeki demokrasi ve insan hakları politikaları açısından önemli bir sınav niteliği taşımaktadır. Ankara'nın Bakü'ye yönelik eleştirel bir tutum takınması, mevcut stratejik ortaklığı zedeleyebilir; ancak sessiz kalmak da uluslararası alanda Türkiye'nin demokrasi söylemine gölge düşürebilir. Türkiye, bu süreçte hem Azerbaycan'ın egemenliğine saygı gösteren hem de insan hakları ihlallerine dikkat çeken dengeli bir diplomasi yürütmelidir. Rusya'nın bölgedeki etkisini artırdığı bir dönemde, Ankara'nın insan hakları konusundaki tutumu, bölgesel liderlik iddiası açısından da belirleyici olacaktır.