Avusturyalı Yeşiller Partisi üyesi Lena Schilling, Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı açıklamada, rızası olmadan çıplak görüntülerinin dijital ortamda oluşturulmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirerek AB'yi bu tür uygulamalara karşı harekete geçmeye çağırdı. Schilling, bu görüntülerin "kadınlara yönelik dijital şiddet" olduğunu ve demokrasiye tehdit oluşturduğunu vurguladı. Genç yaşta siyasete giren Schilling, daha önce de çeşitli dijital saldırılara maruz kalmıştı.
Dijital şiddetin yükselişi ve yasal boşluklar
Yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesi, son yıllarda "deepfake" olarak adlandırılan sahte görüntü ve videoların üretimini kolaylaştırdı. Özellikle kadın siyasetçiler, bu tür içeriklerin hedefi olma riskiyle karşı karşıya. Schilling'in yaşadığı olay, dijital platformlarda denetimin yetersizliğini ve mevcut yasaların bu tür saldırıları önlemede etkisiz kaldığını gözler önüne seriyor. Avrupa Birliği'nde Dijital Hizmetler Yasası (DSA) gibi düzenlemeler bulunsa da, deepfake içeriklerin tespiti ve kaldırılması konusunda uygulamada sorunlar yaşanıyor. Uzmanlar, yapay zeka ile üretilen intikam pornosu ve benzeri içeriklerin mağdurlar üzerinde ciddi psikolojik etkiler yarattığını belirtiyor.
AB düzeyinde çağrılar ve olası adımlar
Schilling'in açıklamaları, Avrupa Parlamentosu'nda dijital şiddetle mücadele konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bazı AP üyeleri, yapay zeka düzenlemeleri kapsamında deepfake içeriklerin yasaklanması ve platformların sorumlu tutulması gerektiğini savunuyor. Avrupa Komisyonu'nun Yapay Zeka Yasası (AI Act) teklifi, yüksek riskli yapay zeka uygulamalarına sıkı kurallar getiriyor ancak deepfake konusundaki yaptırımlar halen net değil. Kadın hakları örgütleri, AB'yi daha somut adımlar atmaya ve mağdurlar için hukuki koruma sağlamaya çağırıyor. Schilling, konunun sadece kişisel bir mesele olmadığını, tüm kadınları ve demokratik süreçleri etkileyen bir sorun olduğunu ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'da yükselen deepfake mağduriyeti ve AB'nin olası düzenlemeleri, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye'de de kadın siyasetçiler ve gazeteciler dijital şiddete maruz kalabiliyor; yapay zeka kaynaklı içeriklerin yaygınlaşması toplumsal cinsiyet eşitliği ve ifade özgürlüğü açısından risk oluşturuyor. AB'nin bu alandaki mevzuatı, Türkiye'nin dijital politikalarını ve yasal düzenlemelerini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü dijital diyalog sürecinde bu konu gündeme gelebilir. Küresel ölçekte deepfake ile mücadele, Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası platformlarda işbirliği gerektiriyor.