Avusturya’da bir dağ otelinin Müslüman kadınlara tam vücut mayosu (burkini) giymeyi yasaklaması, ülkenin yüksek mahkemesi tarafından ayrımcılık olarak nitelendirildi. Mahkeme, otelin uygulamasının dini inançlara saygı ilkesini ihlal ettiğine hükmetti. Karar, aşırı sağın güç kazandığı Avusturya’da tartışmaları yeniden alevlendirdi. İki Müslüman kadın tarafından açılan davada mahkeme, otelin burkini yasağının doğrudan ayrımcılık oluşturduğuna ve kadınların dini özgürlüklerini kısıtladığına karar verdi.
Kararın perde arkası
Olay, Avusturya’nın Tirol bölgesindeki lüks bir tatil köyü otelinde yaşandı. İki Müslüman kadın, 2022 yazında otele giriş yapmak istediklerinde, resepsiyon görevlisi tarafından burkini giymelerinin yasak olduğu söylendi. Otel yönetimi, havuz ve spa alanlarında ‘hijyen ve güvenlik’ gerekçesiyle burkini yasağı uyguladığını belirtti. Ancak mahkeme, bu gerekçelerin dayanaksız olduğunu ve uygulamanın Müslüman kadınları hedef aldığını tespit etti. Kararda, otelin diğer mayo türlerine izin verirken yalnızca burkiniyi yasaklamasının açıkça ayrımcılık olduğu vurgulandı. Mahkeme, otelin kadınlara tazminat ödemesine de hükmetti.
Avusturya’da aşırı sağcı Özgürlük Partisi (FPÖ), burkini yasağını destekleyen bir kampanya yürütüyor. FPÖ’nün önde gelen isimleri, kararı ‘siyasi doğruculuğun zaferi’ olarak nitelendirirken, Müslüman topluluklar temsilcileri kararı memnuniyetle karşıladı. Viyana Üniversitesi’nden hukuk profesörü Maria Berger, “Bu karar, Avusturya’da din özgürlüğü ve ayrımcılıkla mücadele açısından önemli bir emsal oluşturuyor” dedi.
Avrupa’da burkini tartışmaları
Burkini, özellikle Avrupa’nın birçok ülkesinde siyasi bir sembol haline geldi. Fransa’da 2016 yılında bazı belediyelerin burkini yasağı, Anayasa Konseyi tarafından iptal edilmişti. Benzer şekilde, Almanya’da da bazı yüzme havuzları burkiniye izin verirken, bazıları yasaklıyor. Avusturya kararı, Avrupa genelinde benzer davalara emsal teşkil edebilir. Uzmanlar, kararın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesinde güvence altına alınan din özgürlüğü kapsamında değerlendirildiğini belirtiyor. Avusturya’da 2022’de yapılan bir anket, halkın %62’sinin kamusal alanlarda burkini yasağını desteklediğini, %28’inin ise karşı olduğunu gösteriyor. Bu veri, kararın toplumsal bir bölünmeyi yansıttığına işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye’nin Avrupa’da artan İslam karşıtlığına karşı yürüttüğü diplomatik çabalar açısından önemli bir referans noktası olabilir. Türkiye, Avrupa Konseyi ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda Müslümanların dini özgürlüklerinin korunması gerektiğini sıkça vurguluyor. Avusturya mahkemesinin kararı, Türk yetkililerin bu tür ayrımcı uygulamaların hukuka aykırı olduğu yönündeki argümanlarını güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde, azınlık hakları ve din özgürlüğü konularında somut bir örnek teşkil edebilir. Bununla birlikte, kararın Türkiye’nin iç hukukunda doğrudan bir etkisi olması beklenmiyor.