Avusturya'da bir mahkeme, Suriye'nin kuzeyindeki Rakka kentinde görev yapmış eski bir istihbarat yetkilisini, 2011 yılında başlayan Suriye iç savaşı sırasında muhaliflere yönelik işkence, cinsel saldırı ve insanlık dışı muamele suçlarından müebbet hapis cezasına çarptırdı. Viyana'daki eyalet mahkemesi, 46 yaşındaki eski istihbarat şefinin, dönemin Devlet Başkanı Beşşar Esad'a muhalif olduğu gerekçesiyle gözaltına alınan kişilere sistematik işkence uyguladığını ve bu kişilerin temel insan haklarını ihlal ettiğini hükme bağladı.
Yıllar Sonra Gelen Adalet
Mahkeme heyeti, sanık hakkında yaklaşık bir yıl süren yargılama sürecinin ardından, 2011-2012 yılları arasında Rakka'daki bir askeri istihbarat binasında işlenen suçları delillerle sabit gördü. Sanığın, o dönemde Rakka Bölge Askeri İstihbarat Şubesi'nde görev yaptığı ve muhalif oldukları gerekçesiyle en az 10 kişiyi bizzat sorguladığı, bu sorgulamalar sırasında elektrik şoku verme, asma, darp ve cinsel taciz gibi yöntemler kullandığı tespit edildi. Suçlamalar arasında ayrıca, sanığın emri altındaki astlarının da işkence yapmasına göz yumması ve bu eylemleri teşvik etmesi yer alıyor.
Avusturya'da 2013 yılından bu yana sığınmacı olarak yaşayan sanık, 2018 yılında eski bir mahkumun şikayeti üzerine gözaltına alınmıştı. Yargılama sürecinde ifade veren mağdurlar, yaşadıkları travmayı anlatırken, gözaltında geçirdikleri sürede defalarca elektrik verildiğini, falakaya yatırıldıklarını ve cinsel saldırıya uğradıklarını belirtti. Sanık ise tüm suçlamaları reddederek, döneminde Rakka'da işkence yapıldığına dair bir bilgisi olmadığını savundu. Ancak mahkeme, mağdur ifadelerinin tutarlılığı ve fiziksel delillerin uyumluluğu nedeniyle sanığı suçlu buldu.
Uluslararası Hukuk ve Evrensel Yargı Yetkisi
Bu dava, uluslararası hukuk açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir. Avusturya, "evrensel yargı yetkisi" ilkesi çerçevesinde, işkence gibi uluslararası suçları, suçun işlendiği ülke veya sanığın uyruğu ne olursa olsun kovuşturabilmektedir. Bu ilke, özellikle 2002 yılında kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) yetki alanı dışında kalan ülkelerde işlenen ağır insan hakları ihlallerinin cezalandırılmasına olanak tanır. Suriye, UCM'ye taraf olmadığı için, ülkede işlenen savaş suçlarının uluslararası bir mahkeme tarafından yargılanması mümkün olmamaktadır. Bu nedenle, Avusturya gibi ülkelerin evrensel yargı yetkisini kullanması, Suriye'deki mağdurlar için adalet arayışında kritik bir mekanizma haline gelmiştir.
İnsan hakları örgütleri, bu kararı memnuniyetle karşılarken, Suriye'de işlenen savaş suçlarının faillerinin hala büyük ölçüde cezasız kaldığını vurguladı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne göre, iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana 300 binden fazla sivil hayatını kaybetti ve binlerce kişi işkenceye maruz kaldı. Rakka kenti, 2013-2017 yılları arasında IŞİD'in kontrolü altında kaldıktan sonra, Suriye Demokratik Güçleri tarafından geri alınmıştı. Eski istihbarat şefinin yargılandığı dönemde ise kent Esad rejiminin kontrolündeydi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye'nin sıklıkla gündeme getirdiği Suriye'deki savaş suçlarının hesap verilebilirliği konusunda uluslararası toplumun adım atabileceğini göstermektedir. Türkiye, Suriye krizinde en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olarak, Esad rejiminin işlediği insan hakları ihlallerinin cezalandırılması gerektiğini savunmaktadır. Bu karar, Türkiye'nin de desteklediği evrensel yargı yetkisi uygulamalarının önemini pekiştirirken, Türk yargısının da benzer dosyalarda harekete geçmesi için bir örnek teşkil edebilir. Öte yandan, kararın Türkiye-Suriye ilişkilerine doğrudan etkisi olmasa da, bölgesel istikrar ve adalet arayışı açısından sembolik bir değer taşımaktadır.