Avustralya'nın Queensland eyaletinde, dönemin İçişleri Bakanı Peter Dutton'a yönelik terör saldırısı planladığı iddiasıyla yargılanan 17 yaşındaki genç, mahkeme tarafından suçsuz bulundu. Brisbane Çocuk Mahkemesi'nde görülen davada, gencin yazdığı notlarda 'bombalara otistik ilgi' ifadesini kullandığı ancak bunun bir 'rahatsız edici şaka' olduğu belirtildi. Mahkeme, sanığın eylemlerinin somut bir terör planına dönüşmediğine hükmetti.
Gelişmenin arka planı
Dava, 2023 yılında o dönem 15 yaşında olan gencin, sosyal medya paylaşımları ve el yazısı notları üzerine güvenlik güçlerince gözaltına alınmasıyla başladı. Genç, Dutton'ın evine ve ofisine saldırı düzenlemeyi planladığı iddiasıyla terör suçlamasıyla karşı karşıyaydı. Savcılık, sanığın notlarında 'bir politikacıyı öldürmenin yollarını araştırdığını' ve 'bombalara takıntılı olduğunu' ileri sürdü. Ancak savunma, gencin otizm spektrum bozukluğu ve zihinsel sağlık sorunları yaşadığını, sözlerinin ciddi bir tehdit olarak algılanmaması gerektiğini savundu. Mahkeme, psikiyatrik raporlara dayanarak sanığın eylemlerinin 'gençlik hevesi ve rahatsız edici mizah' kapsamında kaldığına karar verdi. Sanık, yargılama sürecinde iki yılını ev hapsinde geçirdi.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu dava, Avustralya'da terörle mücadele yasalarının gençler üzerindeki etkisini yeniden tartışmaya açtı. Ülkede son yıllarda radikalleşme vakalarında artış görülürken, özellikle çevrimiçi ortamda aşırıcı içeriklere maruz kalan gençlerin yargılanması hassas bir konu haline geldi. Avustralya Güvenlik İstihbarat Teşkilatı (ASIO), son raporunda gençler arasında ideolojik motivasyonlu şiddet eğiliminin arttığı uyarısında bulunmuştu. Uzmanlar, mahkemenin kararının, zihinsel sağlık sorunları olan gençlerin cezai sorumluluğu konusunda emsal oluşturabileceğini belirtiyor. Öte yandan, ülkede İslamcı ve aşırı sağcı terör tehditlerine karşı güvenlik önlemleri sıkılaştırılırken, bu tür davaların kamuoyunda nasıl algılandığı da önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avustralya'daki bu dava, terörle mücadele politikaları ile ifade özgürlüğü arasındaki hassas dengenin bir örneğini oluşturuyor. Türkiye, uzun yıllardır terörle mücadele eden bir ülke olarak, bu tür davalarda benzer tartışmaları yaşamaktadır. Özellikle gençler arasında radikalleşmeyi önleme ve zihinsel sağlık sorunlarının cezai sorumluluğa etkisi konuları, Türk hukuk sistemi için de önemli bir referans noktası olabilir. Ayrıca, Avustralya gibi Batılı ülkelerde terör suçlamalarıyla yargılanan kişilerin hakları konusundaki bu tür kararlar, uluslararası hukuk normlarının gelişimine katkıda bulunmaktadır. Türkiye'nin de bu alandaki yargı kararları, benzer ilkeler doğrultusunda şekillenebilir.