Avustralya'da yükseköğretim kurumları, 2025 yılından itibaren antisemitizm, İslamofobi ve Aborijin ile Torres Boğazı Adalı halklarına yönelik ırkçılığın resmi tanımlarını benimsemek zorunda kalacak. Yeni standart, üniversitelerde artan ayrımcılık ve nefret olaylarının ardından hükümet tarafından hazırlanan bir kraliyet komisyonu tavsiyesi doğrultusunda şekillendi. Yükseköğretim yöneticileri, akademisyenler ve öğrenci temsilcileri bu hafta komisyona ifade verecek.
Arka plan: Irkçılık karşıtı düzenlemelerin kapsamı
Avustralya hükümeti, üniversite kampüslerinde son yıllarda artan antisemitik ve İslamofobik olayların ardından harekete geçti. 2023'teki Hamas-İsrail çatışmasının ardından Avustralya'daki üniversitelerde hem Yahudi hem de Müslüman öğrencilere yönelik saldırılar ve ayrımcılık şikayetleri arttı. Bunun üzerine Eğitim Bakanı Jason Clare, bir kraliyet komisyonu kurarak üniversitelerdeki ırkçılıkla mücadele politikalarını gözden geçirdi. Komisyon, tüm yükseköğretim kurumlarının Uluslararası Holokost Anma İttifakı'nın (IHRA) antisemitizm tanımını, ayrıca Müslüman karşıtlığına yönelik bir tanımı ve Aborijin ile Torres Boğazı Adalı halklarına yönelik ırkçılık tanımını resmi olarak kabul etmesini önerdi. Hükümet bu öneriyi kabul ederek 2025'ten itibaren zorunlu kılma kararı aldı.
Bölgesel ve küresel boyut: Benzer tartışmalar dünyada da sürüyor
Avustralya'nın bu adımı, küresel çapta üniversitelerde ifade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki dengeyi yeniden tanımlama çabalarının bir parçası. ABD'deki bazı eyaletler benzer tanımları benimserken, Avrupa'da da birçok üniversite IHRA tanımını kullanıyor. Ancak eleştirmenler, bu tanımların Filistin yanlısı aktivizmi veya İsrail eleştirisini kısıtlayabileceğini savunuyor. Avustralya'daki Müslüman ve Yahudi toplulukları ise düzenlemeyi genel olarak destekliyor, ancak tanımların uygulanmasında dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Öte yandan, Aborijin halklarına yönelik ırkçılık tanımının eklenmesi, ülkenin sömürge geçmişiyle yüzleşme sürecine katkı sağlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avustralya'nın bu düzenlemesi, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel düzeyde antisemitizm ve İslamofobiyle mücadele standartlarının şekillenmesi açısından önemlidir. Türkiye, BM nezdinde İslamofobiyle mücadele konusunda aktif rol üstlenirken, Avustralya'nın tanımları benimsemesi uluslararası farkındalığı artırabilir. Ayrıca, Türk üniversiteleri de benzer standartları değerlendirebilir. Ancak, özellikle Filistin meselesi bağlamında ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamalar, Türkiye'nin geleneksel diplomatik duruşuyla uyumlu olmayabilir. Bu nedenle, tanımların uygulanma şekli Ankara tarafından yakından izlenmelidir.