Sidney — Avustralya Merkez Bankası (RBA), ülke ekonomisinin küresel bir finansal şoka karşı savunmasız olduğu uyarısında bulundu. Banka, hanehalklarının artan faiz oranları ve düşen konut fiyatlarına karşı dirençli olduğunu belirtirken, küresel piyasalarda yaşanabilecek bir sarsıntının Avustralya'yı ciddi şekilde etkileyebileceğini vurguladı. RBA'nın yayımladığı Finansal İstikrar Raporu'na göre, konut kredisi borçlularının yüzde 1'inden azı, evlerinin değerinden daha fazla borca sahip; yani ev sahiplerinin büyük çoğunluğu konutlarında pozitif öz sermayeye sahip.
Arka Plan: Faiz Artışları ve Konut Piyasasındaki Dalgalanma
Avustralya Merkez Bankası, pandemi döneminde rekor düşük seviyelere çektiği politika faizini Mayıs 2022'den bu yana agresif bir şekilde artırarak yüzde 0,10'dan yüzde 4,10'a yükseltti. Bu hızlı sıkılaşma, konut fiyatlarında keskin bir düşüşü tetikledi; ülke genelinde konut fiyatları zirveden bu yana yaklaşık yüzde 8 geriledi. Buna rağmen RBA, hanehalkı bilançolarının genel olarak sağlam olduğunu ve borçluların büyük kısmının gelirlerinin faiz ödemelerini karşılamaya yettiğini belirtiyor.
Ancak banka, özellikle yüksek borçlu ve düşük gelirli hanelerin baskı altında olduğunu kabul ediyor. Raporda, "Finansal istikrar riskleri artmış olsa da, Avustralya finansal sistemi bu şokları emecek kapasiteye sahip" denildi. Yine de RBA Başkanı Philip Lowe, "Küresel bir finansal şok durumunda, Avustralya'nın yüksek dış borcu ve bankaların yurtdışı fonlamaya bağımlılığı nedeniyle kırılganlık artabilir" uyarısında bulundu.
Uluslararası Para Fonu (IMF) da geçtiğimiz hafta yayımladığı raporda, Avustralya'nın yüksek hanehalkı borçluluğunun (GSYH'nin yüzde 120'si) küresel bir faiz şoku karşısında risk oluşturduğunu belirtmişti. Çin ekonomisindeki yavaşlama ve jeopolitik gerilimler, Avustralya'nın ihracat gelirlerini de tehdit ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yeni Bir Finansal Kriz Kapıda mı?
Avustralya'nın durumu, küresel ekonomideki kırılganlıkların bir yansıması. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) da faiz artırımlarına devam ederken, küresel borç seviyeleri rekor düzeyde. Dünya Bankası, gelişmekte olan ülkelerin borç yükünün 1990'lardan bu yana en yüksek seviyede olduğunu açıkladı.
Avustralya, özellikle konut piyasası ve bankacılık sektörüyle küresel finansal sistemde önemli bir yer tutuyor. Ülkenin dört büyük bankası (Commonwealth Bank, Westpac, ANZ, NAB) toplamda 4 trilyon doları aşan aktiflere sahip ve uluslararası fonlamaya ciddi şekilde bağımlı. Küresel bir likidite krizi, bu bankaların fonlama maliyetlerini artırarak kredi musluklarını kısabilir ve ekonomiyi resesyona sürükleyebilir.
RBA'nın uyarısı, aynı zamanda Avustralya'nın en büyük ticaret ortağı olan Çin'deki yavaşlama ve emlak kriziyle birleştiğinde daha da önem kazanıyor. Çin'in ekonomik büyümesi bu yıl yüzde 5'in altında kalabilir; bu da Avustralya'nın demir cevheri ve kömür ihracatını olumsuz etkiler. Ayrıca, Avustralya ile Çin arasındaki diplomatik gerilim, ticari ilişkileri zaman zaman sekteye uğratıyor.
Küresel piyasalar, Avustralya'nın bu uyarısını dikkatle izliyor. Zira Avustralya, 2008 krizinde resesyona girmeyen nadir gelişmiş ülkelerden biriydi; ancak bu sefer işler farklı olabilir. Yüksek enflasyon, artan faizler ve jeopolitik riskler, ülkeyi zorlu bir sınavla karşı karşıya bırakıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avustralya Merkez Bankası'nın küresel finansal şok uyarısı, Türkiye gibi yüksek dış borç ve cari açıkla mücadele eden ülkeler için de önemli bir sinyal. Küresel likidite koşullarının sıkılaşması, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını daha maliyetli hale getirebilir. Ayrıca, Avustralya'nın konut piyasasındaki dalgalanma, benzer şekilde hızlı faiz artışları ve enflasyonla boğuşan Türkiye için bir uyarı niteliğinde. Türkiye'nin inşaat ve gayrimenkul sektörlerindeki kırılganlık, olası bir küresel şokta daha da belirginleşebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin makroekonomik istikrarı korumak için dış dengeyi güçlendirmesi ve finansal dayanıklılığı artırması kritik.