Avustralya'da, cezaevindeki kadınların doğum sırasında kelepçelenmesini yasaklamayı amaçlayan yasa teklifi, iktidardaki İşçi Partisi ve ana muhalefetteki Koalisyon'un karşı çıkmasıyla reddedilmeye hazırlanıyor. Queensland eyaletinde gündeme gelen ve ülke genelinde tartışma yaratan düzenleme, mahkum kadınların doğum esnasında fiziksel kısıtlama altına alınmasını engellemeyi öngörüyordu. Hükümet, teklifin mevcut yasal çerçeveyle uyumsuz olduğunu savunurken, Liberal Parti senatörü Paul Scarr partisinin tutumunu eleştirerek Queensland başsavcısına yazacağını açıkladı.
Yasa Teklifinin Arka Planı ve Siyasi Tutumlar
Söz konusu yasa teklifi, ceza infaz kurumlarında bulunan kadınların doğum sürecinde kelepçe, pranga veya benzeri fiziksel kısıtlama araçlarıyla bağlanmasını yasaklamayı hedefliyordu. Düzenleme, uluslararası insan hakları standartlarına ve tıbbi etik ilkelerine uygunluk gerekçesiyle hazırlanmıştı. Teklifin mimarları, doğumun acil ve hassas bir tıbbi durum olduğunu, bu sırada mahkum kadınların güvenliğinin sağlanması için alternatif yöntemlerin bulunduğunu belirtiyordu.
Ancak İşçi Partisi hükümeti, teklifin eyalet ve bölge yönetimlerinin yetki alanına müdahale anlamına geldiğini ve mevcut ceza infaz mevzuatıyla çeliştiğini öne sürdü. Koalisyon ise güvenlik endişelerini öne çıkararak, istisnai durumlarda kısıtlamanın gerekebileceğini savundu. Her iki büyük partinin de karşı oyu, teklifin federal parlamento komisyon aşamasında rafa kalkmasına yol açtı. Oylama sırasında partiler arası bir uzlaşma sağlanamadı.
Liberal Senatör Paul Scarr, partisinin genel tutumuna rağmen açıkça muhalefet eden isim oldu. Scarr, "Bu konuda parti çizgisinin dışında düşünüyorum. Mahkum kadınların doğum sırasında kelepçelenmesi kabul edilemez bir uygulamadır. Queensland başsavcısına yazarak bu uygulamanın sona ermesi için çağrıda bulunacağım" dedi. Scarr'ın bu çıkışı, Liberal Parti içinde konuya ilişkin görüş ayrılıklarını gün yüzüne çıkardı.
Queensland eyaleti, cezaevi reformu konusunda son yıllarda çeşitli tartışmalara sahne oldu. Eyaletteki kadın cezaevlerinde doğum sırasında kısıtlama uygulamalarının sürdüğüne dair raporlar, insan hakları örgütlerinin tepkisini çekmişti. Avustralya İnsan Hakları Komisyonu, 2022 yılında yayımladığı bir raporda, mahkum kadınların doğum sürecinde maruz kaldığı muameleyi endişeyle karşıladığını bildirmişti. Komisyon, tüm eyaletlerde bu uygulamanın yasaklanması çağrısında bulunmuştu.
Federal düzeyde yapılan düzenleme girişimi, eyaletler arası uyum sağlamayı amaçlıyordu. Ancak anayasal yetki paylaşımı nedeniyle federal parlamento doğrudan ceza infaz kurumlarına müdahale edemiyor. Bu nedenle teklif, eyaletlere yönelik bir çerçeve yasa niteliğindeydi ve yaptırım gücü sınırlıydı. Hükümetin ret gerekçeleri arasında bu yasal sınırlamalar da yer aldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avustralya'daki bu gelişme, dünya genelinde mahkum kadınların üreme sağlığı haklarına ilişkin artan hassasiyetin bir parçası. Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (CEDAW), 2023 yılında yayımladığı genel tavsiye kararında, cezaevindeki kadınların doğum sırasında kelepçelenmesini insan onurunu zedeleyen bir uygulama olarak nitelendirmişti. Komite, taraf devletlere bu uygulamayı yasaklama çağrısı yapmıştı.
Benzer düzenlemeler, Kanada, Yeni Zelanda ve bazı Avrupa ülkelerinde halihazırda yürürlükte. ABD'de ise eyaletler arasında farklılıklar bulunuyor; bazı eyaletler doğum sırasında kelepçelemeyi yasaklarken, diğerlerinde uygulama devam ediyor. Avustralya'nın bu konuda geri adım atması, uluslararası alanda ülkenin insan hakları siciline ilişkin eleştirileri artırabilir.
Avustralya, 2022'de federal düzeyde kadın mahkumların haklarını güçlendirmeye yönelik bir dizi reform başlatmıştı. Ancak uygulamadaki eksiklikler, sivil toplum kuruluşlarının eleştirilerine hedef oluyor. Özellikle yerli (Aborijin ve Torres Boğazı Adalı) kadınların cezaevlerinde aşırı temsil edilmesi, konunun ırk ve sosyal adalet boyutunu da gündeme getiriyor. İstatistiklere göre, Avustralya'da cezaevindeki kadınların yaklaşık üçte biri yerli halktan.
Yasa teklifinin reddedilmesi, ülkedeki cezaevi reformu çabalarının önündeki siyasi engelleri gözler önüne seriyor. Uzmanlar, federal hükümetin eyaletler üzerinde baskı kurmaktan kaçınmasının, sorunun çözümünü geciktirdiğini belirtiyor. Queensland başsavcısının konuya ilişkin tutumu ise henüz netlik kazanmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avustralya'da yaşanan bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de kadın mahkumların üreme sağlığı hakları konusunda küresel bir tartışmanın parçası olarak dikkat çekiyor. Türkiye'de cezaevlerindeki kadınların doğum süreçlerine ilişkin yasal düzenlemeler, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun çerçevesinde ele alınıyor. Kanun'da doğum sırasında kelepçeleme gibi bir uygulama açıkça düzenlenmemiş olsa da, uygulamada zaman zaman tartışmalar yaşanabiliyor. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler (CEDAW gibi) ve Avrupa Konseyi standartları, bu tür uygulamaların önlenmesi için çerçeve sunuyor. Avustralya örneği, yasal güvencelerin önemini ve eyaletler arası uyumun gerekliliğini gösterirken, Türkiye'de de sivil toplum kuruluşları kadın mahkumların hakları konusunda farkındalık çalışmaları yürütüyor. Küresel düzeyde bu tür uygulamaların yasaklanması yönündeki eğilim, Türkiye'nin de mevzuatını gözden geçirmesi için bir referans oluşturabilir.