Avustralya Savunma Sanayi Bakanı Pat Conroy, Çin’in geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği uzun menzilli nükleer füze denemesini, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avustralya’nın karşı karşıya olduğu “en büyük askeri yığınak” olarak nitelendirdi. Conroy, Çin’in bu testi “bir süredir” planladığını, ancak Avustralya hükümetine yalnızca birkaç saat önce bilgi verildiğini açıkladı. Açıklama, Çin’in bölgede artan askeri faaliyetlerine ilişkin endişeleri derinleştirirken, Canberra ile Pekin arasındaki gerilimi de tırmandırdı. Söz konusu deneme, Çin’in kıtalararası balistik füze (ICBM) yeteneklerini test etmek amacıyla Güney Çin Denizi’nde yapıldı.
Gelişmenin arka planı
Çin, Dongfeng-41 tipi olduğu tahmin edilen kıtalararası balistik füzenin denemesini 22 Mart 2025 tarihinde gerçekleştirdi. Füze, Çin’in kuzeydoğusundaki bir üsten fırlatıldı ve yaklaşık 12.000 kilometre yol katederek Güney Çin Denizi’ndeki bir hedefe isabet etti. Test, Çin’in nükleer üçlüsünün bir parçası olarak değerlendiriliyor ve ülkenin caydırıcılık kapasitesini artırma çabalarının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Avustralya Savunma Bakanı Conroy, yaptığı açıklamada, “Bu, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana gördüğümüz en büyük askeri yığınak. Çin, bu testi planlarken bize yalnızca birkaç saat önceden haber verdi. Bu, uluslararası normlara ve güven artırıcı önlemlere aykırıdır” dedi. Conroy, ayrıca Avustralya’nın bu tür denemelerden en az 24 saat önce bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı. Çin’in bu hamlesi, bölgedeki diğer ülkeler tarafından da tepkiyle karşılandı.
Uzmanlar, Çin’in füze denemesinin, ülkenin nükleer cephaneliğini modernize etme ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığına karşı caydırıcılık oluşturma stratejisinin bir parçası olduğunu belirtiyor. Çin, geçtiğimiz yıl içinde hipersonik füzeler ve denizaltından fırlatılabilen balistik füzeler de dahil olmak üzere bir dizi yeni silah sistemi test etti.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin’in bu denemesi, Asya-Pasifik bölgesinde zaten yüksek olan gerilimi daha da artırdı. ABD, Japonya ve Hindistan gibi bölge ülkeleri, Çin’in askeri yayılmacılığına karşı ittifaklarını güçlendiriyor. Avustralya, ABD ile birlikte AUKUS anlaşması kapsamında nükleer denizaltı filosu kurma çalışmalarını sürdürüyor.
Conroy’un açıklamaları, özellikle Çin’in denemeyi önceden bildirmemesi nedeniyle eleştiriliyor. Uluslararası hukuk, uzun menzilli füze denemelerinden önce bildirim yapılmasını zorunlu kılmıyor; ancak ülkeler genellikle hava ve deniz trafiği güvenliği için bu tür bildirimlerde bulunuyor. Çin’in bu bildirimi yapmamış olması, bölgedeki güven endişelerini artırıyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin, denemenin rutin bir askeri tatbikat olduğunu ve herhangi bir ülkeyi hedef almadığını söyledi. Ancak bu açıklama, Avustralya ve müttefiklerini tatmin etmedi. Bölgedeki analistler, Çin’in bu tür denemelerle askeri caydırıcılığını artırmayı ve Tayvan, Güney Çin Denizi gibi konularda elini güçlendirmeyi hedeflediğini düşünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’in füze denemesi, küresel güç dengesinde yaşanan kaymaların bir yansıması olarak Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, NATO üyesi olarak Çin’in artan askeri kapasitesini yakından takip etmektedir. Bu tür denemeler, uluslararası silah kontrol rejimlerini zayıflatma potansiyeli taşırken, Türkiye’nin savunma sanayiinde bağımsız teknolojiler geliştirme çabalarına da dolaylı etki yapabilir. Ayrıca, Çin’in Orta Asya ve Afrika’daki ekonomik yayılımı göz önüne alındığında, askeri denemelerin bu bölgelerdeki istikrara etkisi Türkiye’nin dış politika dengeleri açısından dikkatle izlenmelidir.