Avustralya, 16 yaş altındaki çocuklara sosyal medya kullanımını yasaklayan dünyadaki ilk ülke oldu. Geçtiğimiz Kasım ayında kabul edilen yasa, üç aylık uygulama sürecinin ardından ilk somut verilerini ortaya koydu. The Guardian Australia'nın elde ettiği verilere göre, yasanın yürürlüğe girdiği ilk günlerde platformların kullanıcı doğrulama mekanizmalarında büyük bir artış yaşandı. Ancak uzmanlar, yasanın etkisini tam olarak değerlendirebilmek için daha uzun bir süreye ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
Yasanın arka planı ve uygulama süreci
Avustralya hükümeti, çocukların sosyal medyada karşılaştığı siber zorbalık, mahremiyet ihlalleri ve bağımlılık risklerini azaltmak amacıyla bu yasayı hazırladı. Yasa kapsamında TikTok, Instagram, Snapchat, Facebook ve X gibi popüler platformlar, 16 yaş altı kullanıcıları tespit edip hesaplarını askıya almakla yükümlü kılındı. Platformların bu kuralı ihlal etmesi halinde 50 milyon Avustralya dolarına kadar para cezası öngörülüyor. Uygulamanın ilk haftasında, sosyal medya şirketleri toplamda 2,5 milyondan fazla hesabı yaş doğrulaması için işaretledi. Ancak bu hesapların yalnızca yüzde 40'ı kalıcı olarak kapatıldı; geri kalanı kullanıcıların itirazı üzerine yeniden aktif hale geldi. Uzmanlar, özellikle VPN ve sahte kimlik kullanımıyla yasağın kolayca aşılabildiğine dikkat çekiyor. Avustralya İletişim ve Medya Otoritesi (ACMA), yasanın etkinliğini artırmak için yapay zeka destekli yaş tespit sistemlerinin devreye alınmasını öneriyor.
Küresel ve bölgesel boyut
Avustralya'nın bu adımı, dünya genelinde benzer düzenlemelerin önünü açtı. İngiltere, Fransa ve Almanya, çocukların sosyal medya kullanımını sınırlamak için yasa tasarıları hazırlıyor. ABD'de ise eyalet düzeyinde farklı uygulamalar mevcut; Florida, 14 yaş altına sosyal medya yasağı getiren bir yasayı geçtiğimiz ay kabul etti. Asya-Pasifik bölgesinde ise Güney Kore ve Japonya, benzer düzenlemeler için çalışmalara başladı. Teknoloji şirketleri, bu tür yasaların ifade özgürlüğünü kısıtladığı ve çocukları dijital dünyadan tamamen izole etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle eleştiriyor. Öte yandan sivil toplum kuruluşları, yasaların çocukların dijital okuryazarlığını artırıcı eğitim programlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. Avustralya deneyimi, tüm dünyada çocukları çevrimiçi risklerden korumaya yönelik politikaların şekillenmesinde önemli bir referans noktası olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de sosyal medya kullanımı çocuklar arasında yaygın olmakla birlikte, bu alanda kapsamlı bir yasal düzenleme bulunmuyor. Avustralya'nın uygulaması, Türkiye'deki politika yapıcılar için önemli bir örnek teşkil edebilir. Özellikle siber zorbalık, çocuk istismarı ve dijital bağımlılıkla mücadelede benzer adımların atılması gündeme gelebilir. Ancak Türkiye'nin kendine özgü sosyal ve kültürel dinamikleri göz önüne alındığında, doğrudan bir kopyalama yerine yerel koşullara uygun bir model geliştirilmesi daha sağlıklı olacaktır. AB ile uyum süreci kapsamında da çocukların çevrimiçi korunmasına yönelik düzenlemelerin yakından takip edilmesi bekleniyor.