Avrupa, iklim değişikliğinin tetiklediği orman yangınlarıyla mücadelede kritik bir dönemden geçiyor. Fransa'da itfaiye ekipleri, ülkenin güneybatısındaki Gironde bölgesinde günlerdir devam eden devasa bir yangını kontrol altına almayı başardı. Yetkililer, yangın nedeniyle tahliye edilen yaklaşık 200 bin kişinin evlerine dönebildiğini açıkladı. Ancak uzmanlar, sıcak hava dalgalarının ve kuraklığın etkisiyle Avrupa genelinde yangın sezonunun beklenenden daha uzun ve şiddetli geçtiğini, bu durumun kıta için yeni bir normal haline geldiğini vurguluyor.
Fransa'da Yangınla Mücadele
Fransa'nın Gironde bölgesinde 12 Temmuz'da başlayan yangın, yaklaşık 21 bin hektarlık (210 kilometrekare) bir alanı küle çevirdi. Bölgede görev yapan 2 binden fazla itfaiyeci, helikopter ve uçakların desteğiyle alevlere müdahale etti. Yangının kontrol altına alınmasıyla birlikte tahliye edilen yüz binlerce kişi evlerine dönebilirken, yetkililer hâlâ bazı bölgelerde yeniden alevlenme riskine karşı teyakkuzda olduklarını belirtiyor. Fransız hükümeti, yangınlarla mücadele için olağanüstü kaynaklar seferber ettiklerini ve bu yaz ülke genelinde 50 binden fazla hektarın yandığını açıkladı. İçişleri Bakanı Gérald Darmanin, "Bu yangınlar iklim değişikliğinin acı bir hatırlatıcısı" diyerek, önümüzdeki yıllarda daha sık ve şiddetli yangınlarla karşılaşabileceklerini söyledi.
Fransa'daki yangın, İspanya, Portekiz, Yunanistan ve İtalya gibi Akdeniz ülkelerinde de etkili oluyor. İspanya'da bu yaz yaklaşık 200 bin hektar alan yanarken, Portekiz'de 100 binden fazla hektar küle döndü. Yunanistan'da ise başta Atina çevresi olmak üzere birçok bölgede yangınlar devam ediyor. Avrupa Birliği, üye ülkeler arasında yangın söndürme uçakları ve ekipman paylaşımını koordine eden sivil koruma mekanizmasını devreye soktu. AB Komisyonu'nun kriz yönetiminden sorumlu üyesi Janez Lenarčič, "İklim değişikliği Avrupa'yı daha kuru ve daha sıcak bir kıta haline getiriyor. Yangınlarla mücadele artık yalnızca ulusal düzeyde yürütülemeyecek kadar büyük bir meydan okuma" ifadelerini kullandı.
İklim Değişikliği ve Orman Yangınları
Uzmanlar, Akdeniz havzasının küresel ısınmanın etkilerine en açık bölgelerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Avrupa Orman Yangınları Bilgi Sistemi'nin (EFFIS) verilerine göre, bu yaz Avrupa genelinde yanan alan miktarı son 20 yılın ortalamasının üç katına ulaştı. Meteoroloji kuruluşları, sıcak hava dalgalarının sıklığının 1950'lere kıyasla dört kat arttığını ve bu artışın büyük ölçüde insan kaynaklı iklim değişikliğine bağlı olduğunu belirtiyor. İklim bilimciler, sıcaklıkların her 1 derece artışının, orman yangını riskini önemli ölçüde artırdığını ve bu eğilimin önümüzdeki yıllarda devam edeceğini ifade ediyor.
Yangınlarla mücadelenin yanı sıra, Avrupa ülkeleri uzun vadeli önlemler üzerinde de çalışıyor. Fransa, ormanların daha iyi yönetilmesi ve erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi için 50 milyon avroluk bir yatırım planı açıkladı. İspanya, tarım alanlarının yangına karşı tampon bölge olarak kullanılmasını teşvik eden yeni politikalar geliştiriyor. Portekiz ise orman yangınlarıyla mücadele için özel birimler kurarak, yangın sezonunu önceden ilan ediyor. AB düzeyinde ise iklim değişikliğine uyum fonu kapsamında üye ülkelere finansal destek sağlanması gündemde. Uzmanlar, yangınların kalıcı olarak azaltılmasının ancak emisyonların hızla düşürülmesi ve sürdürülebilir orman yönetimi stratejilerinin hayata geçirilmesiyle mümkün olacağını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'daki orman yangınları, Türkiye için hem bölgesel bir tehdit hem de politika önceliklerini gözden geçirme fırsatı sunuyor. Türkiye, 2021 yılında yaşadığı orman yangınlarının ardından yangınla mücadele kapasitesini artırmak için önemli adımlar attı; uçak filosunu genişletti ve erken uyarı sistemlerini güçlendirdi. Ancak Akdeniz havzasında yer alan Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerine benzer şekilde açık durumda. Avrupa'daki yangın sezonunun uzaması, Türkiye'nin kendi yangın yönetimi politikalarının yanı sıra, AB ile iş birliği yapma potansiyelini de gündeme getiriyor. Özellikle sivil koruma mekanizmasına katılım ve ortak eğitim programları, bölgesel dayanıklılığı artırabilir. Bu durum, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında AB üyeliği sürecindeki yeşil mutabakat hedefleriyle de örtüşüyor.