Avrupa genelinde yaz aylarında yaşanan orman yangınları, kıtanın karşı karşıya olduğu iklim krizinin en görünür işaretlerinden biri. Ancak uzmanlar, bu yangınların 'yeni normal' olmadığını, aksine küresel ısınmanın etkisiyle daha da kötüleşeceğini belirtiyor. Son haftalarda Yunanistan, İspanya, İtalya ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz ülkelerinde yüzlerce yangın çıktı; on binlerce hektar ormanlık alan kül oldu. Bu durum, yalnızca bölgesel bir çevre felaketi değil, aynı zamanda ekonomik, toplumsal ve politik sonuçları olan küresel bir krizin habercisi.
Yangınların arka planı: İklim krizi ve artan sıcaklıklar
Meteoroloji uzmanlarına göre, Akdeniz havzası son 40 yılın en sıcak yazlarından birini yaşıyor. Sıcak hava dalgaları, düşük nem ve kuvvetli rüzgarlar, orman yangınları için uygun koşullar yaratıyor. Avrupa Birliği'nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre, Temmuz 2024, kayıtlara geçen en sıcak ay olarak tarihe geçti. Bu durum, yangın sezonunun daha uzun süreceğine ve daha şiddetli geçeceğine işaret ediyor.
Yangınların ekonomik maliyeti de oldukça yüksek. Turizm gelirleri azalıyor, tarım arazileri zarar görüyor ve ormancılık sektörü olumsuz etkileniyor. Örneğin, Yunanistan'da Rodos adasında çıkan yangınlar nedeniyle binlerce turist tahliye edildi ve ada ekonomisi ciddi kayıplar yaşadı. Benzer şekilde, İspanya'nın Kanarya Adaları'nda da yangınlar nedeniyle tarımsal üretim kesintiye uğradı.
Küresel boyut: Herkes için risk
İklim bilimciler, bu tür aşırı hava olaylarının sıklığının ve şiddetinin artacağını öngörüyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) son raporuna göre, küresel sıcaklıkların 1,5°C eşiğini aşması durumunda, orta enlemlerde orman yangını riskinin önemli ölçüde artacağı belirtiliyor. Bu sadece Akdeniz ülkeleri için değil, İskandinavya ve hatta Kuzey Kutbu bölgesi için de geçerli. Örneğin, İsveç'te 2018 yılında yaşanan yangınlar, orman yangınlarının artık yalnızca güney Avrupa'ya özgü olmadığını gösterdi.
Uzmanlar, bu durumun 'yeni normal' olmadığını, çünkü 'normal' kelimesinin süreklilik arz eden bir durumu ifade ettiğini, ancak iklim kriziyle birlikte durumun sürekli olarak kötüleşeceğini belirtiyor. Bu nedenle, önleyici tedbirlerin alınması, orman yangınlarına karşı mücadele kapasitesinin artırılması ve iklim değişikliğiyle mücadelede kararlılık büyük önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz iklim kuşağında yer alması nedeniyle orman yangınlarına karşı en kırılgan ülkelerden biri. Son yıllarda artan sıcaklıklar ve kuraklık, orman yangını riskini artırıyor. 2021 yılında yaşanan ve günlerce süren yangınlar, ülkenin bu alandaki hazırlıksızlığını gözler önüne sermişti. Türkiye'nin, Avrupa Birliği'nin sivil koruma mekanizmasına katılımı ve yangın söndürme uçakları filosunu güçlendirmesi önemli adımlar; ancak iklim değişikliğinin etkileriyle başa çıkmak için daha kapsamlı bir ulusal strateji şart. Ayrıca, yangınların yol açtığı ekonomik kayıplar, özellikle turizm ve tarım sektörlerinde, ülke ekonomisini olumsuz etkiliyor.