Avrupa, Ukrayna savaşıyla birlikte varoluşsal bir sınavla karşı karşıya. Nathalie Tocci'nin analizine göre, Avrupalı liderlerin Ukrayna'ya kara birliği göndermesi kısa vadede savaşın seyrini değiştirmese de, kıtanın kolektif savunma refleksini harekete geçirebilir. Bu tartışma, özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un "Batılı kuvvetler sahaya inebilir" açıklamalarıyla alevlenmiş durumda. Peki Avrupalılar gerçekten savaşmaya hazır mı?
Avrupa'nın Savaşma İradesi: Teoriden Pratiğe
Soğuk Savaş sonrası dönemde barış ve refahın tadını çıkaran Avrupa, Rusya'nın Ukrayna'yı işgaliyle güvenlik önceliklerini yeniden tanımlamak zorunda kaldı. Tocci, 'savaşma iradesi'nin (will to fight) nesnel askeri kapasiteden ziyade siyasi ve toplumsal bir kavram olduğunu vurguluyor. Avrupa kamuoyunun Ukrayna'ya verdiği geniş destek, kendi topraklarını savunma konusunda aynı kararlılığı göstereceği anlamına gelmiyor.
NATO'nun Avrupa kanadı, Soğuk Savaş'tan bu yana en kapsamlı savunma planlamasını yaparken, Almanya'nın 100 milyar euroluk özel fonu ve Baltık ülkelerindeki caydırıcılık konuşlanmaları dikkat çekiyor. Ancak silah üretim kapasitesindeki yetersizlikler, askeri stokların tükenmesi ve toplumların savaş yorgunluğu, Avrupa'nın Ukrayna'ya taahhüt ettiği askeri yardımın sürdürülebilirliğini sorgulatıyor.
Ukrayna Savaşının Küresel ve Bölgesel Boyutu
Ukrayna'ya olası bir kara müdahalesi, yalnızca Doğu Avrupa güvenlik mimarisini değil, küresel güç dengesini de etkileyecek. Rusya'nın nükleer tehditleri savaşın tırmanma riskini artırırken, Çin'in olası bir NATO-Rusya çatışmasındaki tutumu belirsizliğini koruyor. Avrupa Birliği'nin Ukrayna'ya aday üyelik statüsü vermesi, kıtanın savaş sonrası dönemde yeniden yapılanacağına işaret ediyor.
Balkanlar'daki istikrarsızlık, enerji krizi ve göç dalgaları, Avrupa'nın askeri angajmanını zorlaştıran diğer faktörler. Tocci, Batı'nın Ukrayna'ya askeri desteğinin sembolik olmaktan öteye geçmesi halinde, Moskova'nın sert yanıtının Avrupa'da yeni bir refah krizine yol açabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'nın savaşma iradesi, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve Karadeniz güvenliğini doğrudan etkiliyor. Türkiye, Montrö Sözleşmesi'ni uygulayarak savaşın yayılmasını sınırlarken, Ukrayna'ya insansız hava aracı satışıyla askeri dengeyi etkiliyor. Avrupa'nın olası bir kara müdahalesi, Türkiye'nin Rusya ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini zora sokabilir. Enerji merkezi olma hedefi, savaşın bölgeselleşmesiyle tehlikeye girebilir. Türkiye, hem NATO hem de Rusya ile diyalog kanallarını açık tutarak denge politikasını sürdürmek zorunda.