Avrupa'da dizel anlaşması olarak bilinen düzenlemenin geleceği tartışılırken, ABD ara seçimlerine yaklaşılmasıyla birlikte Ukrayna savaşına ilişkin manşetler baş döndürücü bir hızla değişiyor. Gürültü ve tekrarlayan öfke arasında, temel ikilem hala değişmedi: ABD, Washington'un manevra alanını en üst düzeye çıkaracak, kendi kendini idame ettiren bir Avrupa dengesini nasıl inşa edebilir? Bu soru, Avrupalıların dizel anlaşmasını çöpe atmasının neden sakıncalı olduğunu da gözler önüne seriyor.
Dizel Anlaşmasının Arka Planı
Avrupa Birliği'nin 2035 yılına kadar yeni benzinli ve dizel araçların satışını yasaklama planı, Almanya'nın itirazıyla karşı karşıya kaldı. Almanya, sentetik yakıtlar (e-yakıt) ile çalışan araçların yasaktan muaf tutulmasını talep etti. Uzun müzakereler sonucunda, Mart 2023'te bir uzlaşı sağlandı: e-yakıtla çalışan araçlar 2035 sonrasında da satılabilecek. Ancak bu anlaşma, dizel ve benzinli araçların kademeli olarak sona ermesini öngören AB politikasının temelini oluşturuyor. Bazı çevreler, bu anlaşmanın zayıflatılması veya tamamen terk edilmesi çağrısında bulunuyor. Oysa bu, Avrupa'nın iklim hedefleri ve otomotiv endüstrisinin dönüşümü açısından ciddi riskler taşıyor.
ABD'de ise ara seçimler yaklaşırken, Ukrayna savaşına dair haberler hız kesmiyor. Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Temsilciler Meclisi'nde Ukrayna'ya yardım konusunda artan şüpheler, Başkan Biden yönetimini zorluyor. Ancak Washington'un asıl derdi, Avrupa'nın güvenlik mimarisini kendi liderliğinde yeniden şekillendirmek. Dizel anlaşması gibi düzenlemeler, ABD'nin Avrupa'daki ekonomik ve stratejik çıkarlarını doğrudan etkiliyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Avrupa'nın otomotiv endüstrisi, kıtanın ekonomik belkemiğini oluşturuyor. Almanya, Fransa, İtalya gibi ülkelerde milyonlarca istihdam bu sektöre bağlı. Dizel anlaşmasının sulandırılması veya terk edilmesi, elektrikli araçlara geçiş yatırımlarını belirsizliğe sürükleyebilir. Öte yandan, ABD'nin Enflasyon Azaltma Yasası (IRA) kapsamında sağladığı teşvikler, Avrupalı üreticileri ABD'ye yatırım yapmaya özendiriyor. Bu durum, Avrupa'nın sanayi tabanını zayıflatırken, ABD'nin ekonomik üstünlüğünü pekiştiriyor. Avrupalıların dizel anlaşmasına sıkı sıkıya bağlı kalması, hem iklim liderliğini koruması hem de ABD ile rekabette geri kalmaması için elzem.
Ayrıca, Ukrayna savaşı enerji fiyatlarını alt üst etti. Avrupa, Rus fosil yakıtlarından kopma sürecinde enerji güvenliğini sağlamak için yenilenebilir enerjiye ve elektrikli ulaşıma yönelmek zorunda. Dizel anlaşması, bu dönüşümün köşe taşı. Anlaşmanın zayıflatılması, Avrupa'nın enerji bağımsızlığını tehlikeye atar ve Rusya'ya karşı duruşunu zedeler.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'daki dizel anlaşması tartışması, Türkiye'nin otomotiv ihracatı ve AB ile entegrasyonu açısından yakından ilgilendiriyor. Türkiye, AB'nin en büyük ticaret ortaklarından biri ve otomotiv sektörü ihracatının önemli bir kısmını AB ülkelerine yapıyor. AB'nin 2035 hedeflerinde ısrar etmesi, Türk üreticilerin elektrikli araç yatırımlarını hızlandırması için bir teşvik olabilir. Ancak anlaşmanın sulandırılması, belirsizlik yaratarak Türk firmalarının rekabet gücünü olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin Avrupa'da ekonomik nüfuzunu artırma çabaları, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde denge gözetmesini gerektiriyor. Türkiye, yeşil dönüşümü destekleyerek hem AB pazarında hem de küresel arenada konumunu güçlendirebilir.